Patronlar seçim ekonomisini seçmedi
İş dünyası seçim ekonomisi beklemiyor. Hatta sanılanın aksine istemiyor da. Ekonomik istikrarı önemseyen patronlar, seçim ekonomisiyle yaşanan geçici para bollaşmasının sonrasında daha büyük zararlar vereceğini düşünüyor
Kaynak: Rahime Baş Uçar / Para
TÜRKİYE haziran ya da temmuz ayında genel seçimlere gidiyor. Henüz seçim takvimi netleşmedi ama hem partiler hem de adaylar seçim atmosferine çoktan girdi bile.
Seçimler ülkelerin sadece siyasi değil ekonomik kaderlerini de etkiler. Bu yüzden "seçim ekonomisi" kavramı Türkiye için hiç de yabancı değil.
Malum birçok ülkede iktidarlar, yeniden seçilebilmek için seçimler öncesinde ekonomiyi yönlendirirler. Genelde seçimler öncesinde kamu harcamaları artar, bankalar kredi musluklarım açar ve piyasadaki para bollaşır. Bu da faizlerin kısa süreli düşüşünü sağlar, hatta işsizliği bile nispeten azaltır. Bu yüzden, özellikle kriz yorgunu esnaf ve küçük ve orta ölçekli sanayici seçim yıllarında hep umutlu olur. Diğer bir deyişle seçim ekonomisi uygulanmasını dört gözle bekler.
Seçim ekonomileri seçimler öncesinde bir zenginleşme hissi yaratsa da sonrasında başa gelen iktidar ya da iktidar ortağı partileri birçok sorunla karşı karşıya bırakır. Artan bütçe açıklarını finanse edebilmek için vergi artışından zamlara birçok enstrüman kullanılır, kaşıkla verilen kepçeyle alınır...
SEÇİM BOLLUĞU GEÇİCİ
Neyse ki Türkiye ekonomisinin aktörleri, bu tabloyu daha önce çok gördükleri için artık bu yönteme pek sıcak bakmıyorlar. Hata seçim ekonomisinden en büyük faydayı sağlayacağı düşünülen iş dünyası da net olarak "Seçim ekonomisi istemiyoruz" mesajını veriyor ve bir anlamda sseçime özel ekonomi politikalarının kurgulanmasına karşı çıkıyor. Patronlar bunun yerine ekonomik ve politik istikrarın devam etmesini önemsiyor.
İstanbul Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Nuri Tuna, seçim yılı olmasına rağmen seçim ekonomisi uygulanacağını hissettiren bir ortam olmamasından memnun. "Umarım seçim ekonomisi uygulanmaz" diyen Tuna, piyasaların seçime endekslenmediğinin de altını çiziyor: "Bence herkes işine gücüne endekslenmiş durumda. Zaten iş dünyası kendini seçime endekslerse bir anda piyasalar durur. Bürokrasi kesimi gibi olaylara 'Bekleyelim görelim, sonra bakalım' şeklinde yaklaşmıyoruz." Nuri Tuna'ya göre, geçmiş yıllarda seçim öncesinde kamu harcamalarının artması enflasyonu tetikliyordu. Şimdi Merkez Bankası ve ekonomi yönetiminin disiplinli yaklaşımı sayesinde iş dünyası böyle bir durumdan endişe etmiyor. Tuna, "Sanayici ve vatandaş geçmişteki deneyimlerle seçim ekonomisinin yaratacağı sıkıntıları öğrendi. Seçim ekonomisi kısa vadede fayda sağlıyor gibi görünse de uzun vadede dezavantaj getiriyor. Bunu da kimse istemiyor" diyor.
EKONOMİ SOĞUTULUYOR
Kastamonu Entegre Yönetim Kurulu Başkan Vekili Yıldırım Aktürk de seçim ekonomisinin faydası olmadığını artık hem iş dünyası hem de vatandaşın gördüğünü düşünüyor. Cari açığı azaltmak ve sıcak paraya 'dur' demek için ekonomi yönetiminin aldığı tedbirleri destekleyen Aktürk, diğer seçimlerde olanın tersine ekonominin soğutulmaya çalışıldığının altını çiziyor. Aktürk, "2010 yılı kötü geçmedi. Yüzde 8 büyüme var. Bunu daha da ısıtmanın bir anlamı yok. Piyasa daha da hareketlensin diye seçim ekonomisi uygulanmasına da gerek yok" diyor.
Aktürk, BDDK'nın kredileri zorlaştırıcı aldığı tedbirleri de destekliyor. Çünkü kredi kartları ve konut kredilerindeki sorunların artmasının daha sonra büyük sorunlar doğurabileceğini düşünüyor.
"AŞIRI TÜKETİM ENGELLENMELİ"
4 bin firmaya ev sahipliği yapan PERPA'nın (Perşembe Pazarı Ticaret Merkezi) başkanlığını yürüten Mithat Yümlü'ye göre de seçim ekonomisinin doğru bir yöntem olmadığını savunuyor. Yümlii"nün bu konudaki değerlendirme ve uyarıları şöyle: "Seçim ekonomisi uygulandığında o gün için bir bolluk oluyor, ancak sonrasında acısı mutlaka çıkıyordu. Ekonomi kendi mecrası içinde devam etmeli, seçim ekonomisiyle buna müdahale edilmemeli. Ben şahsen 2011 yılında da ekonomiden umutluyum. Bankalar piyasaları fonlamayı sürdürüyor. Aslında piyasalarda aşırı para olması ve tüketimin pompalanması doğru değil. İnsanlar hiç peşinat vermeden konut almaya başladı. Bence buna biraz fren konulması doğruydu. Aslında bankaların elinde para var. Sağlam şirketler de rahatlıkla kredi alabiliyor.
Bilançoları düzgün olmayanlarsa eskisi gibi kredi alamıyor. Ben halen piyasayı geçen yıla göre daha iyi görüyorum."
PARA SIKINTISI YOK
istanbul Güneşli'deki Hayatpark Alışveriş Merkezi'nin yatırımcısı Müstakiller İnşaat'ın Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa İmik da seçim ekonomisinin Türkiye'ye hiçbir yarar getirmeyeceği kanaatinde. Mevcut hükümetin seçim ekonomisi uygulamayacağı yönündeki açıklamalarını samimi bulan imik, "Oy avcılığı yapmak için fuzuli yatırımlara gerek yok. Zaten insanlarda da bankalarda da para var. Faizler düşüyor.
Bunlar olumlu gelişmeler. Akıllı proje oluşturan tüm yatırımcılar bu dönemde kazanır" diyor.
SEÇİM PLANI YAPILMADI
öte yandan, birçok firmanın bu yıla yönelik bütçe ve büyüme planlarında seçim faktörünün göz önünde bulundurulmadığı görülüyor. Colin's markalı ürünleriyle bilinen Eroğlu Giyim'in Yönetim Kurulu Başkanı Nurettin Eroğlu, piyasanın seçimlere göre plan yapmadığını söylüyor: "insanların kafasında seçimle ilgili bir kuşku yok. Türkiye bu düzene alıştı. Seçime özel bir canlılık da beklemiyoruz." inşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği Başkanı ve ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan da Eroğlu'yla benzer görüşte, inşaat sektöründe bu yıl yüzde 10 büyüme beklendiğini hatırlatan Turan, "Bu büyümeyi seçimlerin etkileyeceğini tahmin etmiyorum. Zaten geçen yıldan beri inşaat sektöründe bir hareketlilik var. Konut kredilerinin krediler içindeki payı artıyor. Yoğun bir talep var" diyor.
Yalıtım sektöründeki büyümeyi ise enerji verimliliği bilincindeki artışa bağlayan Turan, IMSAD'ın yaptığı ankete göre tüm inşaat yan sanayiinde büyüme beklendiğini vurguluyor.
Seçim ekonomisi nasıl anlaşılır?
Kamu yatırımları artar.
Bütçe harcamalarına hız verilir.
Bankalar kredi musluklarını açar ve kredi hacmini genişletir.
Merkez Bankası para basar.
Memur ve işçi kesimine çok yüksek zamlar verilir.
Devletin ürettiği mal ve hizmetlerin fiyatları artırılmaz.
Tarımsal kesime yüksek destekleme fiyatları sunularak geniş bir kaynak aktarılır.
Kamu bankalarının kredi kampanyaları artar.
Merkez Bankası tarafından faizler düşük tutmaya çalışılarak, para muslukları açılır.
Vergi indirimi ya da ertelemesine gidilir.
Bu bazen vergi aflarını da içerir.
Ekonomide çeşitli kesimlere verilen teşvikler artırılır.
Özellikle Türkiye'de yaygın olan yeni il ve ilçeler kurulur.
Kamuda yeni istihdam olanakları açılır...
- Etiketler:





























Yorum Yaz