İslam ülkelerinin ulaştırma bakanları Türkiye’nin başkanlığında toplandı
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İslam İşbirliği Teşkilatı 2. Ulaştırma Bakanları Konferansı’nda konuştu. Konferans 40 yıl aradan sonra Türkiye’nin dönem başkanlığında İstanbul’da düzenlendi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İslam İşbirliği Teşkilatı 2. Ulaştırma Bakanları Konferansı’nda konuştu. Konferans 40 yıl aradan sonra Türkiye’nin dönem başkanlığında İstanbul’da düzenlendi. İslam İşbirliği Teşkilatı çatısı altında, ulaştırma alanında Bakanlar düzeyinde yeniden bir araya gelmenin önemini vurgulayan Bakan Uraloğlu, “Aradan geçen yaklaşık kırk yıl içinde dünya ekonomisi, ticaret yolları, üretim merkezleri ve ulaştırma teknolojileri köklü bir dönüşüm geçirmiştir. Bu dönüşüm, ulaştırma alanında iş birliğini her zamankinden daha stratejik hâle getirmiştir.” ifadelerini kullandı.
İslam İşbirliği Teşkilatı çatısı altında yürütülen bu iş birliğinin üye ülkeler arasındaki dayanışmayı ve karşılıklı güveni güçlendiren önemli bir zemini ifade ettiğini söyleyen Uraloğlu, açıklamasında ifadelere yer verdi: “Bu anlayış, Kutsal Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de açık bir şekilde ifade edilmektedir. Al-i İmran Suresi’nin 103’üncü ayetinde buyurulduğu üzere; ‘Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, ayrılığa düşmeyin.’ Bugün burada gerçekleştirdiğimiz istişareler de bu birlik ve beraberlik anlayışının kurumsal bir yansımasıdır.”
Alternatif güzergâhların geliştirilmesi bir tercih değil, zorunluluk
Son dönemde küresel ulaştırma sistemlerinin alışılagelmiş güzergâhlarda yaşanan ciddi darboğazlarla karşı karşıya kaldığını ve bu durumun küresel ticaretin akışını zorlaştırdığını anlatan Uraloğlu, “Taşıma süreleri, maliyetleri ve riskleri önemli ölçüde artırmaktadır. Bu gelişmeler, mevcut ulaştırma ağlarının tek başına yeterli olmadığını; alternatif, güvenli, hızlı ve kesintisiz güzergâhların geliştirilmesinin artık bir tercih değil, zorunluluk hâline geldiğini açıkça ortaya koymaktadır.” şeklinde konuştu.
Bakan Uraloğlu, Türkiye olarak, bu yeni küresel tabloyu doğru okuyarak, ulaştırma koridorlarını çeşitlendirmeyi, tedarik zincirlerini daha dayanıklı hâle getirmeyi ve bölgeler arası bağlantısallığı güçlendirmeyi hedeflediklerini kaydetti.
Bakan Uraloğlu, “Bu anlayışla geliştirdiğimiz Orta Koridor, Asya ile Avrupa arasında en kısa, en güvenli, en öngörülebilir ve en ekonomik güzergâhlardan biri olarak öne çıkmaktadır. Kalkınma Yolu Projesi ise Basra Körfezi’nden başlayarak Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan yeni bir doğu–batı ve kuzey–güney bağlantısı tesis etmeyi hedeflemektedir. Bu proje, Orta Doğu ile Avrupa arasında kesintisiz bir kara ve demiryolu hattı oluşturarak, ulaştırma sürelerini kısaltacak ve maliyetleri düşürecektir.” açıklamasında bulundu.
Uraloğlu, Türkiye olarak, bu ve benzeri koridor girişimlerini rekabet yerine tamamlayıcılığı esas alan, bölgesel refahı, istikrarı ve ekonomik bütünleşmeyi artırmayı hedefleyen projeler olarak değerlendirdiklerini belirtti. Bakan Uraloğlu, “Bu hatlar, küresel tedarik zincirlerine çeşitlilik ve dayanıklılık kazandırmakta, yalnızca Türkiye’nin değil, İslam İşbirliği Teşkilatı coğrafyasının küresel ticaretle entegrasyonunu derinleştirmektedir. Afrika’daki kardeşlerimizin kaderini değiştirecek Dakar–Port Sudan Demiryolu Projesi gibi girişimlere ise her türlü teknik desteği vermeye hazır olduğumuzu da belirtmek isterim.” diye konuştu.
“Asya ve Avrupa arasındaki koridorların yanı sıra Afrika kıtası ile somut çalışmalar yürütmekteyiz”
Uraloğlu, Asya ve Avrupa arasındaki koridorların yanı sıra Afrika kıtası ile de somut çalışmalar yürüttüklerini dile getirdi. 2025 yılı Haziran ayında İstanbul’da düzenledikleri Küresel Ulaştırma Koridorları Forumu’nda 7 Afrika ülkesiyle işbirliği mutabakat zaptı imzaladıklarını hatırlatan Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: “Bu kapsamda geçen hafta Cibuti’de bir araya gelen teknik ekiplerimiz Doğu Afrika’nın Basra ve Türkiye üzerinden Avrupa ve Orta Asya’ya bağlanması için somut proje ortaya koydular. Yine, bugün Fildişi Sahilleri’nden mevkidaşımla da bu mutabakat zaptına katılım imza törenimiz olacak. Mutabakata taraf olmayan Afrikalı kardeşlerimizi ve İslam birliği Teşkilatı’nı bu işbirliğine katılmaya davet ediyorum.”
“İslam İşbirliği Teşkilatı, sahip olduğu coğrafi kapsama alanı, artan ticaret hacmi ve stratejik koridorları ile bizlere eşsiz bir platform sunmaktadır”
Ulaştırma koridorlarının etkinliğinin yalnızca altyapı yatırımlarıyla sınırlı olmadığını dile getiren Bakan Uraloğlu, “Sınır geçişlerinin kolaylaştırılması, gümrük süreçlerinin uyumlaştırılması ve dijital uygulamaların yaygınlaştırılması, bu koridorların gerçek anlamda işler hâle gelmesi açısından kritik önemdedir. Ayrıca, denize kıyısı olmayan üye ülkelerin deniz aşırı ulaştırma ağlarına etkin şekilde entegre edilmesi de ortak sorumluluğumuzdur.” dedi.
Uraloğlu, kuru limanlar, lojistik merkezler ve entegre koridor bağlantılarının bu ülkelerin küresel ticarete erişimini kolaylaştıracak somut araçlar olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Bu kapsamda, ulaştırma alanında iş birliğimizi öncelikle İİT bünyesinde daha yapılandırılmış ve sonuç odaklı bir zemine taşımamız gerektiğine inanıyoruz. İslam İşbirliği Teşkilatı’nın yönetişim kapasitesini güçlendirmek istiyorsak artık çok net bir şekilde önceliklerimizi belirlemeliyiz. Ortaya koyduğumuz metinler üzerinde mutabık kaldığımız kararları sahada sonuç üretir hâle getirmeliyiz. Çünkü kurumsal itibarımızı büyütecek olan olgu, kabul edilen metinler değildir. Sınırda, ticarette, lojistikte ve vatandaşın günlük hayatında görünür hâle gelen uygulamalardır. Bugün ihtiyacımız olan, temenniden icraata, deklarasyondan etkiye geçiştir. Bu hedefe ulaşmak için kurumlarımız arasında net ve tamamlayıcı bir görev paylaşımı tesis etmek zorundayız. Genel Sekreterliğin siyasi eşgüdüm rolü, ilgili komitelerin politika hazırlık kapasitesi, teknik kurumların uygulama desteği ve finans kuruluşlarının kolaylaştırıcı katkısı aynı hedefe hizalanmalıdır. Bu anlamda, İslam İşbirliği Teşkilatı, sahip olduğu coğrafi kapsama alanı, artan ticaret hacmi ve stratejik koridorları ile bizlere eşsiz bir platform sunmaktadır.”
Kara ulaştırma merkezi uzmanlık kuruluşu
Bu platformun, 7–10 Eylül 1987 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Birinci Ulaştırma Bakanları Konferansı’nın sonuç raporunda, İslam İşbirliği Teşkilatı altında kara ulaştırmasına odaklanan bir uluslararası yapılanmaya duyulan ihtiyacın açıkça ortaya konulduğunu ifade eden Bakan Uraloğlu, “Ancak aradan geçen uzun süreye rağmen bu yapı hayata geçirilememiştir. Dün ise, kıdemli uzmanlar toplantısındaki değerlendirmelerde, kara taşımacılığına yönelik küresel bir düzenleme örgütüne olan ihtiyaç tespit edilmiştir. Hatta, Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu bünyesinde bu konuda Türkiye’nin öncülük ettiği tartışmalarda birlikte hareket edilmesi kararlaştırılmıştır.” bilgisini paylaştı.
Bakan Uraloğlu, “Günümüzde, küresel ulaştırma sisteminde kara taşımacılığının stratejik rolü daha da belirginleşmiş; diğer ulaştırma modlarına kıyasla bu alandaki kurumsal iş birliği ihtiyacı çok daha güçlü şekilde hissedilir hâle gelmiştir. Bu çerçevede, 1987 yılında aldığımız karara dayanarak Türkiye’de İİT bünyesinde ‘Kara Ulaştırma Merkezi’ adıyla bir Uzmanlık Kuruluşu oluşturulması dahil, Birleşmiş Milletlere Türkiye tarafından sunulan söz konusu belge çerçevesinde kara ulaştırması alanında küresel bir yapılanmanın tesis edilmesi aşamasında gerekli tüm adımların 2. İİT Ulaştırma Bakanları Konferansı Başkanı sıfatıyla Türkiye tarafından atılmasının kararlaştırılmasını; bununla birlikte gerekli belgelerin Genel Sekreterlik ile eşgüdüm içerisinde hazırlanarak 2028 yılında düzenlenecek Üçüncü İİT Ulaştırma Bakanları Konferansı’na sunulmasını öneriyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın uluslararası platformlarda üyelerimiz arasında dayanışmanın artırılması ve Türkiye’nin bu konuda gerekli her türlü adımı atmasına ilişkin talimatları gereğince bunu çok önemsiyoruz.”
Konferans sonunda ortaya çıkacak kararların sahada karşılık bulmasının toplantının gerçek başarısını göstereceğini dile getiren Bakan Uraloğlu, “Türkiye olarak, bu sürecin takibi ve uygulanması noktasında üye ülkelerle yakın iş birliği içinde kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin dönem başkanlığı boyunca bizim mesajımız açıktır: daha fazla metin değil, sahada iz bırakan uygulama ve icraat! Daha fazla tekrar değil, gerçek anlamda eşgüdüm ve sinerji! Daha fazla temenni değil, daha fazla somut ve ölçülebilir sonuçlar! Bu anlayışla, İslam İşbirliği Teşkilatı artık yalnızca söz üreten bir platform olmaktan çıkarak; geleceğe yön veren, krizlerde ön safta duran ve sahada elle tutulur, gözle görülür karşılıklar doğuran güçlü bir işbirliği kalesi hâline gelecektir.”



































Yorum Yaz