Markalaşmadan olur mu?

Markalaşmadan olur mu?

Çok söylenir; “Her ürün kendi pazarında satılır...”

Çok söylenir; “Her ürün kendi pazarında satılır...”

Bu sözün doğruluğu birçok kere ispatlanmış olmakla beraber, günümüzde kitle iletişimi yapmadan, kendinizden söz etmeden, marka yolculuğuna çıkmadan mal ya da hizmet satışında başarılı olmak neredeyse imkansız hale gelmiştir.

Ülkemizde üreticiler açısından geçmiş dönemlerin en önemli problemi yokluktu. Bugünün en büyük problemi ise bolluktur. İnşaat sektöründe de durum böyle değil mi? ‘90lı yıllara kadar, mahalle arasında bir apartman yapmak büyük iş olarak görülür, daha temelleri attığınızda satışınızı da yapardınız. Sonrasında siteler ortaya çıkmadı mı? Etrafı çevrili, güvenlikli bir site yapan projesini satmak için özel bir çabaya ihtiyaç duymazdı. İnsanların geceden kuyruğa girip, battaniyelerle satış ofislerinin önünde uzun kuyruklar oluşturduğuna şahit olduk.

Projeler hızla değer kazanır, arzın çok az olduğu talebin son derece yüksek seyrettiği piyasalarda üreten yok satardı.

Bugün öyle mi? Elbette hayır... Artık o tek kanallı, kolay günler geride kaldı. Bugün, konutta markalaşma süreçlerini yönetmeyenler, ürünlerine ve kurumlarına marka değeri yüklemeyenler, kitlesel iletişimden uzak duranlar asla başarılı olamıyorlar. İşte tam da burada konvansiyonel medyanın, sosyal medyanın ve bizim sayfalarımızın önemi bir daha ortaya çıkıyor. Üretici ile hedef kitle arasındaki güçlü bağın kurulması, etkileyici bir vaadin ortaya konulması, buradan bir algının oluşturulması, bunu destekleyecek güvenin üretici tarafından verilmesi, satın alma kararının verilmesindeki en önemli süreçler olarak karşımızda duruyor.

Gördüğümüz başarılı firmalar hep bu yolu izlediler. İşte Avrupa Konutları, işte Soyak, işte Bizim Evler, işte Sinpaş, işte Ağaoğlu, işte Nish Adalar, işte The İstanbul, işte Merkez Kayaşehir... Bu marka yolculuğunda başarıyı yakalayan bir müteahhit dostumuz Makro İnşaat'tan Mahmut Bey'le geçen hafta bir sohbetteydik. Güzel bir anısını paylaştı ve Mahmut Bey'in anlatımıyla bu sütunlara taşımaya karar verdik.

“Markalaşma yolculuğu tek boyutlu bir süreç değil, değerlerinizle, kalitenizle, problemlerin çözümü için cesaretle her yolu deneyişinizle, söz verdiğiniz zamandan önce işinizi tamamlamanızla dünyanın dört bir yanında saygı görüyorsunuz. Bizi Türkmenistan'a davet ettiler. Önemli de bir projeyi yapmamızı istediler. Projemiz zamanında yetişmek üzereyken, devlet başkanının doğum tarihi olan Haziran ayında açılışı yapmamızı yani üç ay önce projemizi bitirmemizi istediler. Her şeyi tamamladık ancak, aydınlatma aparatları ve malzemeleri maksimum beş gün içerisinde Türkmenistan'a ulaştırmamız gerekiyordu. Hiçbir kargo uçağını ayarlayamadık. Her yeri aradım, yetmedi Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na başvurdum.

  • Şu hangarlarda yatan C130'lardan birini, milli bir mesele için bize kiraya verir misiniz?

Karşımdaki komutan, “Beyefendi siz nereyi aradığınızın farkında mısınız?” diyebildi. Evet farkındayım. Benim ölçeklerimde bugün, bundan daha büyük bir milli mesele var mı? Onları ikna edemedim ama beş adet transit tır ayarlayıp, çift şoförle hiç durmadan Türkmenistan'a malları ulaştırdık. 13 müteahhitten ancak 3 tanesi işlerini yetiştirebilmişti biri de bizdik...

  • Etiketler:

Yorum Yaz