Değerleme uzmanları değişiklik bekliyor

Değerleme uzmanları değişiklik bekliyor

Şişli'de bir ayakkabı tamircisinin yıllarca gayrimenkul bilirkişiliği yapması, bankaların kendi elemanlarına değer tespiti yaptırması, bu çarpıklığın en iyi örnekleri.

Merhaba, Bu ayki yazımda, hazırladığı raporlarla tüketici için de hayati önem arz eden gayrimenkul değerleme uzmanlığıyla ilgili görüşler aktaracağım.
Gayrimenkul değerlemesi ülkemizde uzun Gayrimenkul yıllar uzman Değerleme Uzmanı olmayan, vasıfsız, eğitimsiz kişilerin uhdesinde yapıldı.
Kamulaştırma dışında, birçok davada bilirkişilik müessesesi hep tartışıldı.
Şişli'de bir ayakkabı tamircisinin yıllarca gayrimenkul bilirkişiliği yapması, bankaların kendi elemanlarına değer tespiti yaptırması, bu çarpıklığın en iyi örnekleri.


Bu soruna ilk noktayı koyan ise Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) oldu.
SPK, 2002'den itibaren gayrimenkul değerleme uzmanlığını lisansa bağlayarak şirketlerin bilançolarında ve tabii gayrimenkul yatırım ortaklıklarında (GYO) gayrimenkullerin değerlemesini lisanslı uzmanların yapması şartını koydu. Bu yıldan itibaren eğitimli ve deneyimli, zor bir sınav sonucu uzmanlar lisanslanmaya tabi olmuşlardır. Ayrıca 5582 sayılı Konut Finansmanı Kanunu na göre de, bankaların konut kredilerinin bu uzmanlarca değerlemesinin yapılması ve Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği'nin kurulması hüküm altına alındı.


LİSANSLI OLMAK ZORUNDA

Buraya kadar her şey güzel. Ama bir bakıyoruz 2010 yılı sonlarında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), değerleme uzmanlığı konusunda bazı uygulamalar geliştirdi. Değerlemenin kesinlikle SPK lisanslı gayrimenkul değerleme şirketleri tarafından yapılmasını, hatta SPK lisanslı olmadan da bazı şartları taşıması koşuluyla, değerleme şirketlerinin kredilere esas değerlemeyi yapabileceklerini tebliğ etti. Öte yandan, SPK, geçen haftalarda verdiği beyanda buna uymayan bankaların konut kredisi lisanslarını iptal bile edebileceğini, ayrıca gerekirse 5582 sayılı kanunda değişiklik yapabileceklerini ifade etti.


Şimdi bakıyoruz, Türkiye'de lisanslı şirket sayısı 90 civarında.
Günde yüzlerce ekspertiz yapılması söz konusu. Bu şirketler, bu kadar yoğun iş talebinde işleri, 'çözüm ortağı' adı altında çalışan küçük şirketlere veya şahıslara veriyorlar.
Burada da uzman olmayan kişiler yanlış değerlemeler yapabiliyor.
Diğer yanda bir lisanslı şirkete tabi çalışmayan yüzlerce SPK lisanslı değerleme uzmanı, bu lisansını hiçbir şekilde kullanamıyor. Bu uzmanların bir kısmı, kamu personeli oluğu halde, gereken hukuki tanım yapılmadığı için çalıştığı kurum için dahi olsa lisansını kullanamıyor.
BDDK, kamu kurumu niteliğinde meslek birliği olan Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği'nin ve Bankalar Birliği'nin talebine karşılık vermiyor.


İşin asıl muhatabı olan SPK, konuya duyarsız. Burada bence en mantıklı çözüm, SPK'nın lisanslı uzmanlarına sahip çıkıp olaya el atarak Türkiye'nin en önemli mesleklerinden olan değerleme uzmanlığının kurumlar arası mutabakat ile gerçek uygulama alanına dönüştürülmesidir. Aynı sigorta ekspertizliğinde olduğu gibi, lisans sahibi değerleme uzmanlarına, münferit çalışma olanaklarının sağlanması gerekiyor. Yoksa bu gidişle Şişli'deki ayakkabı tamircisini bile arar duruma geleceğiz.

Kaynak: Nizameddin Aşa / HT Emlak

  • Etiketler:

Yorum Yaz