'Başbakan aksatmadan günlük tutuyor'

'Başbakan aksatmadan günlük tutuyor'

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'la Malta Köşkü'nün bahçesinde buluştuk. Köşkün bahçesi şehir merkezine oranla biraz olsun daha serindi

 

Kaynak: Şükrü Dudu / Habertürk
 

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'la Malta Köşkü'nün bahçesinde buluştuk. Köşkün bahçesi şehir merkezine oranla biraz olsun daha serindi. Sıcak İstanbul öğleden sonrasında karpuz ve peynirlerimizi yerken muhabbet etmeye başladık. Üç aylık bebekken ailesiyle İstanbul'a taşınan Kadir Topbaş bize en beğendiği şehirle ilgili hayallerini, orta okuldan beri tanıdığı Başbakan'ın tuttuğu günlüklerle kütüphaneler doldurabileceğini, ünlü devlet adamlarını İstanbul'un üzerinde nasıl uçurduklarını anlattı.


Büyükşehir belediyesindeki ilk projeniz neydi?
Beyoğlu başkanlığı döneminde başlattığım bir çalışma vardı. Beyoğlu bizimle birlikte daha aktif hale geldi. Rahmetli Vitali Hakko Beyoğlu'nu Güzelleştirme Derneği ziyaretinde, "Buradan gideceğiz, yaşanmaz oldu, ticari hayat uyuyor" dedi. "Hava karardıktan sonra İstiklal'de bir tane bayan göremezsiniz" dediler. Ben kendilerine sabretmelerini söyledim. Ve başlattığım çalışmadan sonra İstiklal'de sabaha kadar insan olmaya başladı. Büyük şehre başkan geldiğim ilk zamanlarda İstanbul'un turizmini geliştirmemiz gerektiğini düşündüm. Çünkü İstanbul'daki değerler doğasıyla, güzellikleriyle, havasıyla, sahilleriyle ve kültür hazinesiyle dünyanın en çok turist alan şehri olmalı. Bu durum çok ciddi bir katma değer üretir. Ekonomi canlanır, istihdam gelişir. Nitelikli iş gücünün barındığı yerler haline gelir. Bunu yapmanın yolu da turizmi geliştirmek. Yılda 2 milyon 800 bin turist alıyordu. İlk yaptığım toplantı turizm sektöründeki yetkilileri, sektör temsilcilerini, turizmle ilgili STK'ların başkanları ve ilgilileriyleydi. Onlara "İstanbul'un turizmini geliştime platformu kuralım. Sizden ricam şu, rekabeti bırakın. Rekabet yaparsanız kaybedersiniz . Çünkü o zaman otel konaklama ücretlerini düşüreceksiniz. Müşteri çekeceksiniz diye yarışa gireceksiniz. Birlikte hareket ederseniz çok daha iyi gelişirsiniz. Talimhane bölgesini bütün o işportalardan, taksilerden, hoş olmayan şeylerden arındıracağım ve oteller bölgesi yapacağım. Oradaki oteller çok daha farklı hale gelecek" dedim. Bir kısım insanlar Talimhane'nin öyle olacağına inanmamışlar. Dükkânlar değerlerini beşe ona katladı. Ve biz 35 günde bitirdik. Ya bismillah dedik. Bütün gücümüzle toparladık ve çıktık. Turizmi Geliştirme Platformu projeler getirdi. Çalıştılar, hâlâ da çalışıyorlar. Şu anda dünyada turizmde düşüş varken, biz 10 milyon turist bekliyoruz. Yunan Turizm Bakanı "Turist sayısını nasıl artırdınız" diye sordu. Barcelona ziyaretimde şu anda İspanya büyükelçisi olan Joan Clos i Matheu o zaman Barcelona Belediye Başkanı'ydı, bana "Turizmi geliştirmek için belediye arazilerini otel yapılmak üzere verdim. İmarı da destekliyorum" dedi. Bu doğru bir işti. Otel yatırımı çok çabuk geri dönmüyor. Çünkü ciddi yatırım. Açık kalplilikle turizmde imara destek vereceğimi söyledim. 86 bin yatak kapasitesi vardı İstanbul'da. Şu anda 107 - 108 binleri buldu bu sayı. 56 otelin de inşatı sürüyor.
 
İstanbul'a daha çok Arap turist geliyor galiba.
Dünyanın her yerinden turist almaya başladık. Çünkü İstanbul kendini hissettirdi. Başbakanımızın dünyadaki hali, tarzı bunu hissettirirken bir yandan da İstanbul büyük organizasyonlara , kongrelere ev sahipliği yapmaya başladı. En son IMF Dünya Bankası Kongresi İstanbul'da oldu. 13 ayda yeraltında 127 bin metrekare inşaa ettik. Elektronik sistemden ses düzenine kadar her şeyi sıfırdan yapıyorsunuz. Bunu başardık. Bu bir rekordu. Bunu özellikle Muhsin Ertuğrul'un, Lütfü Kırdar'ın orada yaptık. Neden? Oteller bölgesinde çünkü. Burada kongreye gelenler akşam Beyoğlu'nda, İstanbul'da para harcasınlar. Esnaf para kazansın. Bunu havaalanına yakın bir yere yapsaydık, oraya gelenlerin ancak yüzde 10'u 20'si şehrin merkezine gelirdi.

İkinci işim de Olimpiyat komitesiyle toplantı yapmak oldu. Önceden belediye ve komite arasında bir sürtüşme oluşmuş. İstenilen bazı yollar varmış. O zamanlar Ali Müfit Gürtuna "Bunları ben yapamam. Sorumluluk alanımda ama şu an öncelikli işim değil" demiş. Stat yapılmış, yolar yetersiz. Birbirlerine düşmüşler.
 
Şimdi yapılacak mı yollar?
Yaptık. Avrupa Şampiyonlar Ligi final maçı oynanacaktı. "Başkanım bu maç burada oynanmazsa, olimpiyatlarla ilgili taleblerimiz ve ev sahipliğimiz biter, bunu yapmamız lazım" dediler. Ben de "Kavgayı sonra ederiz. Bunu bitireceğiz" dedim. Altı ayrı noktadan yol yaptık. Bazıları "Yetişmez" dedi. Günbegün çalışarak yaptık. Liverpool - Milan maçında Istanbul'un bir tanıtımı oldu. Müthiş bir karşılaşmaydı. Liverpool 3-0'dan çevirmişti maçı. O olayı da filme almışlar. Bu da yine İstanbul'un tanıtımı anlamına geliyor. Benim için anlamlı olan bir şey daha yaptım; şu an Malta Köşkü'ndeyiz. Nato zirvesi yapıldı, Bush geldi. Ertesi gün burada Amerikalı bir basın mensubu ile röportaj yaptık. Röportajı yapan kişi bana, "Sayın Başkan bu yaptığımız röportajı en az 150 milyon Amerikalı izleyecek" dedi. "Ciddi misiniz" dedim. "Evet" dedi. "Öğleden sonra müsait misiniz" diye sordum. "Tabii ki" dedi. "O zaman İstanbul'un üzerinde helikopter uçuşu yapalım" dedim. Madem bu kadar Amerikalı izleyecek, İstanbul'u yukarıdan da görsünler istedim. Niyetim İstanbul'a Amerika'dan turist gelmesini sağlamaktı. Daha sonra Şili Cumhurbaşkanı geldi. Onunla da İstanbul'un üzerinde uçtuk.
 
Geleni uçuruyorsunuz yani.
Çünkü esnaf bir aileden geliyorum ben. Bunun getirisini hesaplıyorum. Şehrime ne katabilirim? Sadece yol yapmakla iş bitmez. Liverpool -Milan maçında gelenlerin otellerde yer bulamayıp Tuzla, Silivri, Tekirdağ'da kaldığını, Taksim'deki lokantaların 24 saat iş yaptığını biliyorum. Bunları takip ettim. Gelenler bir şekilde para bırakıyor. Benim derdim buydu. Bu şehir kendi ekonomisini kendi oluşturabilir. Buna gücü var. Maçın pasaport çıkışında 50 bin tişört ve kep dağıtıldı. Liverpool'luların ülkelerinde reklam yaptılar. Başkanlık sadece altyapıyı güçlendirmekle olmuyor, kent ekonomisine ne katabilirim diye de düşünmeniz lazım.
 
Esnaflıktan geldiğiniz için belki de böyle çok yönlü düşünüyorsunuz. Müşteri memnuniyeti önemli değil mi?
Bürokrat bir aileden gelseydim belki olaylara farklı bakardım. Burada temel düşüncem insanları nasıl mutlu etmek.
 
BİR SIFIRI FAZLA SÖYLEMİŞLER
Belediyede kaç çalışan var?
52 bin civarında. Hatırlar mısınız, 2004 seçimlerinde Sefa Sirmen, göreve gelirsem 200 bin insana iş imkânı sağlayacağım gibi laflar etmişti. Anlatya belediye başkanı işe 100 kişi alacağım demişti. Meğer bir sıfırı fazla söylemişler.
 
Başarılı olmanızdaki en büyük etken ne?
Yaptığınız işi sevmemiz, halkın arasından, esnaf aileden gelmemiz.

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI OLUNCA ÇOK ÇALIŞMANIZ GEREKİYOR
İstanbul gibi bir şehrin başkanı olmanın avantajı ve dezavantajı neler?
Dezavantajı, çok çalışmanız gerekiyor. Hiçbir zaman kendinize, ailenize vakit ayıramıyorsunuz. Avantajı çok ama. Büyük bir gurur, büyük bir onur. Ülkenize hizmet ediyorsunuz. Burada yaptığınız her şey Türkiye'ye yansıyor. Bir model oluyorsunuz. Türkiye'nin modeli burası. İktisadi başkenti. Burada, dünyaya karşı sorumlu bir şehirde iş yapıyorsunuz. Çok önemli bir sorumluluk taşıyorsunuz.
 
HER ŞEYİN ÇEHRESİ DEĞİŞTİ
Şu ana kadar imza attığınız en büyük proje neydi?
Hepsi. Bakın şu anda tünel yolar, metrolar, metrobüsler, biyolojik arıtma tesisleri konuşuluyor. 1994 öncesi, istanbul'da daha az atık suyu vardı. O zamanlar suyun yüzde dokuzu arıtılıyordu. Şu an yüzde 85' i arıtılıyor. Deniz taksisi bile kendi başına bir ilk bu şehirde. Parklar, bahçeler, yeşillikler... Her şeyin çehresi değişti.
Yeşillendirme çalışmaları devam edecek mi? Laleler çok güzeldi mesela.
Edecek tabii ki.

KÖPRÜ DOĞRU BİR PROJE BİZ DE BELEDİYE OLARAK DESTEKLİYORUZ
Gelelim üçüncü köprüye.
Benim ihtisas alanım şehir plancılığı ve mimarlık üzerine. Şehrin bir ferdi ve sorumlusuyum. Bir mimar olarak ihtiyaç varsa doğru yerlerde köprü yapılması gerektiğine inanıyorum. Köprü yapılmaz diye bir şey yok. Bu bir ihtiyaç meselesidir. New York'ta 10-12 tane köprü sayarsınız. Karşıdan karşıya geçmek için lazım. Deli Dumrul dışında kimse susuz dereden karşıya geçmek için köprü kurmuyor. İhtiyaç var ki kuruyorsunuz. İstanbul 'da da ihtiyaç var. Geleceği düşünerek bunu yapmak lazım. Trafiğin yüzde dördünde kamyon ve tırlar var. "Yüzde dörtlük kesim için köprü yapılır mı" deniyor. Peki ileride ne olacak? "Denize taşıyın" diyorlar. Tamam ama bu aksı nasıl denize taşıyacaksınız. O zaman yetişmiyor.
 
Niye istemiyorlar?
İstemiyorlar işte. İstanbul'un akciğerleri gidiyormuş. Siz imara aykırı yapılara müdahale etmezseniz, köprü yapmasanız da herhalükarda ormanlar gider. Diyorlar ki Beykoz mahvolacak falan. Oradan giriş yok ki. Arazi tahribatı olmasın diye viyadükler ya da tünellerle geçilecek. FSM Köprüsü'nden günde 40 bin civarında kamyon geçiyor. Bunu yasaklıyorsunuz. Akşam saatlerindeki kamyonların yoğunluğu yüzde 70'lere çıkıyor. Bunun kârı var, kışı var, bazı tırlar zaman zaman devriliyor. Yedi – sekiz saat trafiğin kapandığı oluyor. Köprü doğru bir proje. İhale aşamasına getiriliyor. Biz de belediye olarak destek veriyoruz. Zaten kurgulama süreçlerinde hep işin içindeydik
 
Ne zaman başlayacak?
Zannediyorum bu yıl ihaleyi yapacaklar. Bakanlık bunu hedefe koydu.

GİDİN İSTANBUL'A BAKIN NELER OLUYOR
Dünyada İstanbul için örnek aldığınız bir şehir var mı?
Benim bir şansım var, mimar olduğum için yapılanmayı daha rahat anlayabiliyorum. İhtisasımızdan dolayı köprülerin zarafetine, trotuvarlara, yolların durumuna bakıyoruz. Bakın, İstanbul çiçeklendi. Bu işin bir dizaynı, mantığı, kosepti var. Arkadaşlarım şahittir. Arabanın içinden kaç kez park bahçe müdürünü arıyorum. "Şuradaki çiçeklere rozetler yap, şöyle şekiller ver. Duvarlara panolar asın" diye uyarıyorum. "Atla git bak filan yerde bir şey var" diyorum. "Amsterdam'yım atla gel" diyorum. "İstanbul'un farklı yerlerinde hayvan figürleri yap" dedim. İnsanlar önünde fotoğraf çektirsin, güzelik olsun. Dünya Basketbol Şampiyonası maçlarının sembolü Van kedisi. Bunu İstanbul'da Taksim'e koyalım, insanlar görsünler, bir obje olsun istedim. Tabii ki gittiğimiz yerlerden de etkileniyoruz. Her şey deneyim ve paylaşımla gelişiyor. Dünyada büyük yönetimler İstanbul'u örnek gösteriyor. "Gidin İstanbul'a bakın, neler oluyor" diyorlar. Ama ana muhalefet bizim için ''Ne yaptılar'' diyor. Tabii onlar görmeyen gözleriyle bunu söyleyecek. Biz ona bakmıyoruz, işimizi yapıyoruz. Verilen sorumluluğu yerine getiriyoruz.
 
En beğendiğiniz şehir neresi?
İstanbul.
 
İstanbul'un nüfus sorunu ne olacak?
Yakın gelecekte Türkiye'nin nüfusu maalesef eksiye gidecek. Sayın Başbakanımız da bunun sinyalini veriyor. "En az 3 çocuk" demesinin sebebi bu. Avrupanın bazı ülkeleri 40 - 50 yıl sonra yok. Herkes şehirlerde olmak istiyor, şu an şehirler dünya nüfusunun yüzde 65'ini taşıyor, ileride yüzde 75'ini taşıyacak. Şehirlerdeki hayat da çok kolay değil. Paris'te yaşamak çok zor. 45 metrekare yer almak için bir milyon euro vermek gerekiyor. İstanbul'da yaşamak da zorlaşıyor.
 
İSTANBUL'UN EN ÖNEMLİ SORUNU DEPREM
İstanbul'un en büyük sorunu ne?
En önemlilerinden biri deprem sorunu. Fakat maalesef bu konuda atmak istediğimiz adımları istediğimiz gibi atamıyoruz. Muhalefet siyaset yapmak adına İstanbulluları seçim döneminde tedirgin etti. Geçmişteki yanlış yapılanma, imâr yasalarındaki durumlar, İstanbul'un 2. derecede deprem kuşağında oluşu, şehirde riskli bir yapı ortaya çıkardı. Tek yol deprem ile ilgili yeni bir yapılanmaya gitmek. Amacımız vatandaşı mağdur etmeden iş yapmak.
 
İstanbul şu anda depreme hazır mı?
Bireysel olarak sizin hazırlığınız hangi ölçekteyse, İstanbul da depreme o ölçekte hazır.
 
BİZE OY VERSİNLER, VERMESİNLER ŞEHRİN GELECEĞİ ADINA HERKESLE İŞBİRLİĞİ YAPIYORUZ
Diğer partilerden olan ilçe başkanlarıyla çalışmalarınız oluyor mu?
Bize oy versinler, vermesinler şehrin geleceği adına herkesle işbirliği yapmalıyız ve yapıyoruz da. Bazı belediye başkanları maalesef farklı davranabiliyorlar. Biz başkan olarak kalkıp farklı bir siyasi partinin yönetiminde olan bir belediyeye öfkeli davranırsak oradaki insanları cezalandırmış oluruz. Bu yüzden bu türlü davranışlar sergilememiz mümkün değil. İstanbul'a çok hizmet ediyoruz. Fakat bu hizmetler birbiriyle ilintili. Bu yüzden ayrımcılık yapmak mümkün değil. Böyle de olması gerekiyor zaten.
 
Eskiden Talimhane'de otel yoktu. "Ben söyledim, oldu" dediniz ya şu anda İstanbul'da gelişmekte olan bölgeler neresi?
İstanbul'un tamamı gelişiyor. Lokal olarak şuralar gelişiyor diyemem. Adres gösterirsem oralar uçar gider.
 
İstanbul'un en çok neresini seviyorsunuz?
İlçelere haksızlık etmeyeyim. Hepsini beğeniyorum, hepsinin kendilerine göre özellikleri var.
 
BİLİRİM AMA YEMEK YAPMAM
Saray muhallebicisinde en çok hangi yemeği seviyorsunuz?
Hepsi birbirinden güzel. Her damağa göre bir şey var.
 
Sık sık orada bir şeyler yiyor musunuz?
İki aydan beri gitmedim.
 
Kim işletiyor Saray'ı?
Gençler. Saray'ın çorbası, tavuklu pilavı, sütlacı her biri birbirinden leziz. Yıllardan beri bunu hiç bozmadık. Aileden gelen bu işi devam ettirmemiz lazım. Çocuklarımıza "Başka bir iş yapabilirsiniz ama bunu da yaşatmak, yürütmek, devam ettirmek zorundasınız, bu, ülkeye karşı bir sorumluluk" diyoruz. Nasıl ki Kuru Kahveci Mehmet Efendi, Hacı Bekir var. Bunlar da ülkenin değerleri
 
Yemek yapar mısınız?
Bilirim ama yapmam. Yemek yapmak zor bir şey değil ki. İyi bir gurme sayılırım aslında.
 
Gittiğiniz şehirlerde ilk önce müzeleri ziyaret ediyormuşsunuz. Türkiye'de de çok müze var. İstanbul 2010 Kültür Başkenti. Sizce İstanbul'daki müzelerin sayısı yeterli mi?
Müzeleri şöyle ayırmak lazım, çağdaş müzeler, veya sanat galerileri ki bununla ilgili de vakıflar ve bazı özel sektörler faaliyete başladı. Bu sevindirici bir durum. İstanbul Modern ve Sabancı Müzesi farklı koleksiyonlar getiriyor. Devlet bunu kolay kolay yapamaz. İstanbul tabii ki medeniyet sahnesi, birçok obje hâlâ depolarda. Eserleri takdimde biraz sıkıntı var. Arkeoloji Müzesi'ne doğru düzgün giden yok. Taksim' de Maksim Cumhuriyet Sanat Galerisi yapıldı, gördünüz mü?
Gördüm, harika olmuş.
Türkiye'de en çok ziyaret edilen galeri oldu biliyor musunuz. Hemen Taksim'in başında. Müthiş bir yer. Bu bile başlı başına müthiş bir kazanç.

ZAHA HADİD DÜNYADAKİ EN İYİ İSİMLERDEN BİRİ
Zaha Hadid'in İstanbul için bir projesi varmış, bunun için ne düşünüyorsunuz, olabilir mi böyle bir proje?
Müthiş bir proje bu. Kartal alt bölge dediğimiz 555 hektarlık bir alan var. Orada bazı yerleşim eksiklikleri söz konusu, sanayinin parçaları, deprem riski taşıyan alanlar var. Zaha Hadid'le bir araya gelip burayı yenileyelim diye düşündük ve böyle bir proje yaptırdık. Hatta ilk adım halktan, işadamlarından oluşan bir dernek kurduk. Maalesef geçtiğimiz yerel seçimlerde muhalefet bu projenin kötü olduğunu, insanları mağdur edeceğini, seçimi kazanırlarsa projeyi durduracaklarını yoksa insanların oradan sürüleceğini söylemişler. Vatandaş da buna inanmış. Ak Parti kartal belediye başkanlığını alamadı. Belediye başkanı makul bir insan. Biz başkanla bu konuda anlaşabileceğimizi düşünüyoruz. Zaha Hadid dünyadaki en iyi bir isimlerden biri. Bu isimlere imza attırırsanız şehrin atmosferi de o şekilde değişir.

BAŞBAKAN'I TANIDIĞIMDA ORTA BİRİNCİ SINIFTAYDIM
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la nasıl tanıştınız?

Başbakan'ı ben orta birinci sınıf öğrencisiyken tanıdım. İyi top oynayan, zayıf uzun boylu, çok aktif bir gençti. O zaman çok diyaloğumuz yoktu ama daha sonra, ben Beyoğlu ilçesinde bir siyasi partinin yönetimindeyken, kendisi oradaki gençlik kollarının başkanlığını almıştı. Oradan da aktif olarak bir yerlere geldik. Yani tanışıklığımız yıllar öncesine dayanıyor 38-39 sene öncesine.
 
Recep Tayyip Erdoğan sizce nasıl bir lider?
Çok prensipli, ilkeli, hep kendi etrafındakileri himaye eden, koruyan yani ağabeylik eden ve ufku açık bir insan. Bir özelliği daha var; devamlı günlük tutar. Her toplantıyı not alarak takip eder. Bu alışkanlığı uzun yıllardan bu yana devam ediyor.
 
Kendi mi yazar?
Evet kendi yazar. Bugüne kadar tuttuğu notlar kütüphaneleri dolduracak kadar çoktur.

HER SABAH BİR ELMA YİYORUM
Formunuzu nasıl koruyorsunuz?

Her sabah aç karna bir elma yiyorum. Mümkün mertebede organik ürünleri köylerden getirtiyorum.
Spor?
Hiç durduğum yok ki devamlı koşturuyorum.
Zamanında güreş yapmışsınız.
Evet lise yıllarında.
64 kiloda yenilmezmişsiniz.
Efsane değildim ama iyiydim. Güreşten önce jimnastik yapıyordum. Onun verdiği bir esneklik oluyor. Sonra güreşe yöneldik. Tabii İstanbullu bir genç olarak İstanbul'un birçok noktasından denize girdim. Yüzmede fena sayılmam.

VAATLERLE, DEMOGOJİYLE SİYASET ESKİDE KALDI
Obama geldiğinde her dakika yanındaydınız. Nasıl bir lider?

Protokole önem veren biri değil. Sempatik davranışları olan biri. Zaten siyasette başarılı olmak için samimi olmak şart. Çünkü üçüncü şahıslar sizin hakkınızda karar veriyor. Duruşunuza, tavrınıza, güven verip vermediğinize, sempatikliğinize bakıyorlar. Obama'da da Başbakanımızda da bu var. İnsan her şeyi affeder, adam yerine konmamayı affetmez. Vaatlerle, demogojiyle siyaset eskide kaldı.
 
İleride sizi nerede göreceğiz?
İstanbul'da başkanlık yapmaya devam ediyorum. Memnun değil misiniz?
 
İlerisini merak ediyorum.
İstanbul'a hizmet etmek, çok farklı bir duygu, onurlu bir görev. İstediğiniz kadar akademik kariyer yapın, istediğiniz kadar zengin olun İstanbul'a başkan olamazsınız. Sayın Kılıçdaroğlu o kadar uğraştı, çırpındı, ciddi destekler de aldı ama başkan olamadı. Kimin başkan olacağına halk karar veriyor. 
  • Etiketler:

Yorum Yaz

Öne Çıkanlar