osmanlı kalesi

Şatoya dönüştürülen Osmanlı kalesinin ilginç hikâyesi

Turizm 08.07.2018 04:34

Bosna Hersek'in Avusturya-Macaristan İmparatorluğu idaresinde olduğu dönemde dönüştürülen Osmanlı kalesi Ostrozac, mimarisiyle dikkat çekiyor.

Ülkenin kuzeybatısındaki Cazin yakınındaki bir tepede, asırlar boyunca saldırılara mevzi, şehrin asillerine korunak olan kalenin geleceği, aynı zamanda şövalye olan Avusturya-Macaristan'ın Bihac Valisi Lothar von Berks'in eşi İsabella'nın "romantik" bir şatoda yaşamak istemesi ile değişti. Osmanlı Devleti döneminde daha çok askerî amaçlı kullanılan tarihî kale, bölgede Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun hüküm sürmeye başladığı yıllarda "kadın eli" değmesiyle mistik bir şatoya dönüştü. Una nehrinin kenarında yükselen yemyeşil tepede bulunan kalenin 2 bin yıllık tarihi olduğu tahmin edilirken, Roma İmparatorluğu ve Bosna Krallığı dönemlerinde küçük değişimler yaşayan bu mekan, bugün Bosna Hersek'te Alman mimarisiyle inşa edilen tek şato olma özelliği taşıyor.

Maddi imkansızlık nedeniyle bugün onarılamayan kale, güzelliği ve heybetiyle nefes kesiyor. 1577'den itibaren Osmanlı Devleti'nin kullanımına geçen kalede, bu tarihten itibaren büyük değişimler yaşandı. Osmanlı döneminde, 250 yıldan daha uzun bir süre Besirevic ailesinin sorumluluğunda kalan Ostrozac Kalesi'ne daha dayanıklı duvarlar, bir gözcü kulesi, bahçe, cami ve konak inşa edildi. 19. yüzyılda bölgedeki ayaklanmalar sonucu kaybedilen kale, 1878'de Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun idaresine geçti.

Güzelliğiyle göz dolduran mütevazi Cazin şehrinin eşsiz manzarasını gören kaleye, İsabella von Berks'in isteği üzerine dönemin önde gelen mimarlarına Alman tarzında eklemeler yapıldı. Yapılan eklemelerle şatoya dönüştürülen Ostrozac Kalesi, uzun yıllar Berks ailesinin evi oldu. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Yugoslavya'nın kontrolüne geçen kale, bu dönemde farklı ülkelerden sanatçıların yaptığı eserler için adeta açık hava sanat galerisine dönüştü. Kale, o dönemde lise olarak da hizmet verdi. Bugün maddi imkansızlık nedeniyle onarılamasa da tarihin izlerini üzerinde taşımaya devam eden kale, her mevsim farklı bir güzelliği bürünerek göz dolduruyor. Tarihî kale, her yıl bölgeye binlerce ziyaretçi çekerek turizme de katkı sağlıyor.

KALENİN TARİHİ M.Ö. 405'E KADAR UZANIYOR

"Soylu Berks ve Ostrozac: Bir ailenin izinde" isimli kitabın yazarı Almir Kurtovic, bazı kaynakların Ostrozac Kalesi'nin tarihinin M.Ö. 405'e kadar uzandığını gösterdiğini belirterek, kaleyle ilgili ilk kapsamlı yazılı kaynakların ise 1276 yılına ait olduğunu söyledi. Osmanlıların bölgedeki nüfuzunu kaybettikten sonra Avusturya-Macaristan'ın kaleyi 20. yüzyılın başında Mehmed Besirevic'ten satın aldığını kaydeden Kurtovic, kalenin gelişimine en çok katkıyı Osmanlılar yapsa da mimari anlamdaki son dokunuşun Avusturya-Macaristan'a ait olduğunu aktardı. Kurtovic, "İsabella kendilerine tesis edilen resmî evde yaşamak istemiyordu. Bu nedenle Bosna Hersek'te benzeri olmayan bu şatoyu yaptırdı." dedi.

GÖKYÜZÜ ALTINDA AÇIK SANAT GALERİSİ

Kurtovic, 1968'de farklı ülkelerden gelen sanatçıların kalenin bahçesine ilk heykelleri yaptığını belirterek, kalenin o günden bugüne "gökyüzü altında açık sanat galerisi" olduğunu söyledi. Kalenin Bosna'daki savaş (1992-1995) sonrası Cazin Kültür Merkezi'ne devredildiğini aktaran Kurtovic, Ostrozac Kalesi'nin turistik bir mekan haline getirilmeye çalışıldığını ifade etti. Kurtovic, üzerinde 4 yıl çalıştığı kitabında da şatoyu buraya yaptıran Avusturyalı ailenin ve kalenin hikâyesini kaleme aldığını sözlerine ekledi.