Bakan Pakdemirli
Haberler / Güncel / 'Son 18 yılda 600 adet barajı hizmete aldık'

'Son 18 yılda 600 adet barajı hizmete aldık'

Güncel 19.02.2021 17:11

Bakan Pakdemirli, “Döngüsel Ekonomi Temalı Sürdürülebilir Kalkınma, Finans ve Çevre Sempozyumu” programına video konferans yöntemiyle katıldı.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, döngüsel üretim modelinin, son iki yüz yılda endüstriyel tarım uygulamalarının gelişmesiyle işlerliğinin giderek azaldığını, gübre ve ilaç gibi dış ham maddelere bağımlı hale geldiğini belirterek, "Bugün ise tekrar eskiye dönüş için yoğun ve haklı bir gayret gösteriyoruz çünkü tarımda döngüsel ekonomi anlayışı gıda güvenliğimiz için oldukça önemli bir konuma ulaşmıştır." dedi.

Pakdemirli, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Sürdürülebilir Kalkınma, Finans ve Çevre Çalışma Grubu, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümler Ağı (UNSDSN), Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi ortaklığında düzenlenen "Döngüsel Ekonomi Sempozyumu"na video konferans yöntemiyle katılarak konuşma yaptı.

Ekonominin ortaya çıkışının kaynakların kıt ve ihtiyaçların sınırsız olmasından kaynaklandığını ifade eden Pakdemirli, özellikle her şeyi sıfırdan üretme isteğinin ve "kullan-at" tüketim anlayışının, kaynakların, çevrenin ve dolayısıyla ekonominin sürdürülebilirliğinin önündeki en büyük tehdit olduğunu söyledi.

Bakan Pakdemirli, tarımın, diğer sektörlerle karşılaştırıldığında binlerce yıldır döngüsel ekonomi sürecinin üretimde doğal olarak yer aldığı iyi örneklerden birisi olduğunun altını çizerek, "Bildiğiniz gibi, bitkisel ürünler hayvancılığın ham maddesi olurken hayvansal gübre de bitkisel üretimin ana girdilerinden birisidir. Döngüsel üretim modelinin, son iki yüz yılda endüstriyel tarım uygulamalarının gelişmesiyle işlerliği giderek azalmış, gübre, ilaç gibi dış ham maddelere bağımlı hale gelmiştir. Bugün ise tekrar eskiye dönüş için yoğun ve haklı bir gayret gösteriyoruz çünkü tarımda döngüsel ekonomi anlayışı gıda güvenliğimiz için oldukça önemli bir konuma ulaşmıştır." değerlendirmesinde bulundu.

Son 50 yılda dünya nüfusunun 2 kat artışla 7,8 milyara ulaştığına işaret eden Pakdemirli, gıdanın ana kaynağı tarım alanlarının yüzde 12 arttığını dile getirdi. Pakdemirli, "50 yılda dünyada tarımsal hasıla 11 kat artışla 3,5 trilyon dolara ulaştı." dedi.

Pakdemirli, gıdaların yüzde 90'ının doğrudan ve dolaylı olarak topraktan üretildiğine dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"50 santimetrelik toprağın oluşması ise 20 bin yıl sürüyor. Maalesef, dünyadaki toprakların yüzde 33'ü karbon emisyonu, aşırı otlatma, azot kaybı, çoraklaşma ve ormanların azalmasıyla çoktan bozuldu. Yine suyun yüzde 70'ini tarım kullanıyor. 50 yılda kişi başı yenilenebilir su kaynakları, her yıl yüzde 1 azalırken su tüketimi ise yüzde 1 artıyor. Bu dönemde dünyada zirai ilaç ve kimyevi gübre kullanımında ciddi artışlar oldu. Dünyada doğal ekosistemlerin yüzde 70'inden fazlası dönüştürüldü. Bugün tarım ve gıda üretimi, küresel sera gazı emisyonunun dörtte birini oluşturuyor. Diğer taraftan ise dünyada üretilen gıdanın her yıl üçte biri kayıp veya israf oluyor."

Dünya nüfusunun 2050'de 10 milyara, Türkiye nüfusunun 100 milyona ulaşmasının beklendiğini belirten Pakdemirli, bu nüfusun doyurulması için yüzde 60 daha fazla gıda üretilmesi gerektiğini kaydetti.
Pakdemirli, Bakanlık olarak tarım, hayvancılık, orman, su, hava gibi önemli ve hayati alanlardan sorumlu olduklarına dikkati çekerek, bu alanların hepsinde sürdürülebilirlik ve döngüsel üretimin ön planda olduğunu anlattı.

Pakdemirli, Tarım ve Orman Şurası'nın eylem planlarında doğrudan veya dolaylı olarak döngüsel üretimi ve kaynakların verimli kullanılmasını içeren maddeler olduğunu belirtti.

Organik tarım alanı 546 bin hektara ulaştı

Sürdürülebilir tarımsal üretimin az kaynak kullanımı ile en yüksek verimden yani optimizasyondan geçtiğini söyleyen Pakdemirli, şöyle devam etti:

"Üretim planlaması ve desteklerin belirlenmesinde optimizasyonu etkin şekilde kullanmaya başladık. Böylece daha az girdi kullanarak çevrenin korunmasına ve atıkların azalmasına katkı sağlıyoruz. Tarım arazilerinin korunması için yoğun çalışmalar yürütüyoruz. Toplam alanı yaklaşık 85 milyon dekar olan 315 büyük tarımsal ovamızı koruma altına aldık. Özellikle organik tarım ve iyi tarım uygulamaları, ağırlık verdiğimiz konuların başında geliyor.

Sağladığımız destekler sayesinde organik tarım alanımız son 19 yılda 6 kat artışla 546 bin hektara ulaştı."

Elektrikli traktör, üretim bandından inme aşamasına geldi

Pakdemirli, her bir tarım ve gıda ürününün, üretim aşamasında çok sayıda üretim kaynağını kullandığını ifade ederek, şunları kaydetti:

"Gıda kayıp ve israfı, bu kaynakların boş yere harcanması anlamına geliyor. Maalesef ülkemizde her yıl 18,8 milyon ton gıda çöpe gidiyor. Bildiğiniz gibi, ülkemizin yıllık gıda cirosu 500 milyar liradır. Eğer toplumsal farkındalık meydana getirebilir, yüzde 2'lik bir tasarruf sağlayabilirsek 10 milyar liramızı çöpe atmamış oluruz. Bu rakam, 360 bin ailenin yıllık asgari geçimi demektir. Geçen yıl mayısta gıda kaybını önlemek ve gıda israfını azaltmak amacıyla 'Gıdanı Koru, Sofrana Sahip Çık' kampanyasını başlattık. 'Söz Ver' sloganıyla gıda israfı yapmayacağına söz verenlerin dijital olarak imzasını alıyoruz.

Şu ana kadar 851 binin üzerinde kişi söz verdi. Sizlerin de sofranasahipcik.com adresinden bu seferberliğe katılmanızı ve kampanyaya destek vermenizi özellikle bekliyorum."

Türkiye'nin ilk yerli ve milli elektrikli traktörünü üretim bandından inme aşamasına getirdiklerini belirten Pakdemirli, 8 kat daha az yakıt harcayan bu traktörün üretim maliyetini azaltırken aynı zamanda çevreci yönüyle de ön planda olacağını söyledi.

Geçen yıl meteorolojik kuraklık ve salgına rağmen toplam bitkisel üretimin 7 milyon ton artışla 124 milyon tona ulaşarak Cumhuriyet tarihi rekorunun kırıldığına işaret eden Pakdemirli, tarım alanında ihracatın bir önceki yıla göre yüzde 5 artışla 20,7 milyar dolara ulaştığını sözlerine ekledi.