7 Eylül ‘Temiz Hava Günü’
Haberler / Güncel / 7 Eylül ‘Temiz Hava Günü’ Türkiye'de ilk kez kutlandı

7 Eylül ‘Temiz Hava Günü’ Türkiye'de ilk kez kutlandı

Güncel 08.09.2020 08:18

Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen 7 Eylül ‘Mavi Bir Gökyüzü için Temiz Hava Günü’ tüm dünya ile birlikte Türkiye’de ilk kez kutlandı.

Birleşmiş Milletler Aralık 2019'da gerçekleştirdiği 74'üncü oturumunda bütün bunları göz önünde bulundurarak 7 Eylül gününü tüm dünyada “Mavi Bir Gökyüzü için Temiz Hava Günü” ilan etti. Bu yıl ilk defa kutlanacak “Temiz Hava Günü” her düzeyde kamuoyu bilincini artırmayı ve hava kalitesini iyileştirmeye yönelik çalışmaları teşvik etmeyi hedefliyor. Türkiye'de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yürüttüğü Şehirlerde Hava Kalitesinin Artırılması ve Kamuoyu Farkındalığı Projesi CityAir kapsamında yapılan kutlamalar, bu yıldan itibaren süreklilik kazanacak.

7 Eylül “Temiz Hava Günü”nün önemine vurgu yapmak amacıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın ev sahipliğinde 81 ilin çevre müdürlüklerinin katılımıyla geniş tabanlı Temiz Hava Özel Oturumu düzenlendi.

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mehmet Emin Birpınar, özel oturumda yaptığı konuşmada, hava kalitesi ile ilgili her meselenin küresel ölçekte ele alınması gerektiğini belirtti. Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen “Uluslararası Temiz Hava Günü'nün, halihazırda yürütülen işbirliklerini daha da kuvvetlendireceğine işaret eden Birpınar, şöyle devam etti:

“Hava kalitesini iyileştirmek için ulusal ve uluslararası düzeyde pek çok çalışma yürütülüyor. Dumansız Hava Sahası uygulaması, Millet Bahçeleri ve Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde yürütülen Sıfır Atık Projesi gibi dünyaya örnek teşkil edecek çalışmalar birer birer hayata geçiriliyor. Birleşmiş Milletler Uzun Menzilli Sınır Aşan Hava Kirliliği Sözleşmesi ve İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin tarafı olarak sorumluluklarımızı yerine getiriyoruz. Hava kalitesinin iyileştirilmesi aynı zamanda iklim değişikliği ile mücadeleye de doğrudan katkı sağladığı için ayrıca önemsiyor birbirinden ayrılmaz görüyoruz. Ülke olarak enerji, ulaşım, sanayi ve tarım politikalarında çevre hassasiyetini her zaman ön planda tutuyoruz. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelim, enerji ve kaynak verimliliği, ulaşımda altyapı projeleri hava kalitesinin iyileştirilmesinde doğrudan etki yapıyor. Yerli otomobilimizin elektrikli tercih edilmesi ve yerli güneş paneli üretim fabrikası yatırımı yakın zamanda gerçekleştirilen en önemli projelerin başında geliyor.”

“Bakanlık olarak uzun yıllardır hava kalitesini izliyoruz”

Şehir içi ve şehirlerarası ulaşımda bisiklet yolu projelerini desteklediklerine vurgu yapan Birpınar, 2023 yılı sonunda kadar 3 bin km bisiklet yolu ve 3 bin km yeşil yürüyüş yolunu tamamlamak üzere gerekli adımları attıklarını kaydetti. Birpınar, “Avrupa Bisiklet Ağı-Eurovelo ile entegre olacak bisiklet yollarının yapımını destekliyoruz. Özellikle pandemi sürecinde vatandaşlarımızın toplu taşıma yerine bisiklet ve e-skuteri tercih ediyorlar. Bu çerçevede özellikle şehir merkezlerinde bisiklet ve e-skuter kullanımının yaygınlaştırılması için ilgili Bakanlıklarımızca ortak şekilde mevzuat çalışmasını yürütüyoruz. Isınma için ülkemizin kaynaklarını en verimli ve etkin şekilde kullanmaya yönelik stratejiler geliştiriyoruz. Sanayide temiz teknoloji kullanımı ve emisyon azaltımı konusunda çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bakanlık olarak uzun yıllardır hava kalitesini izliyoruz. Mevcut istasyonlardan elde edilen veriler, şehirlerin kirlilik durumuna ilişkin fikir veriyor. Yıllara göre kirliliğin değişimini takip edebiliyoruz. Ancak hedefimiz her mahallenin, her semtin, her ilçenin hava kalitesi hakkında bilgi sahibi olmak. Bu hedef doğrultusunda yeterli sayıda istasyon kurmak, ciddi bir maliyet gerektiriyor. Bu nedenle, dünya genelinde uygulandığı şekilde ideal sayıdaki istasyon sayımızı, modelleme çalışmaları ile destekleyeceğiz” şeklinde konuştu.

“Hava kalitesinin korunmasına esas kamuoyu farkındalığını artırmayı hedefliyoruz”

Avrupa Birliği üyelik sürecinde 2009 yılında müzakerelere açılan Çevre Faslı altında bugüne kadar pek çok projenin hayata geçirildiğine işaret eden Birpınar, şunları söyledi:

“AB Direktifini iç mevzuata aktardık ve uyguluyoruz. Şu anda da ‘Çevre ve İklim Eylemi Sektör Operasyonel Programı'nı yürütüyoruz. Bu program kapsamında Avrupa Birliği tarafından ülkemize 335 milyon Avro tahsis edildi. İmzalanan 41 adet sözleşme kapsamında yürütülen ‘Şehirlerde Hava Kalitesinin İyileştirilmesi ve Kamuoyu Farkındalığının Artırılması Projesi' ile hava kalitesinin korunmasına esas kamuoyu farkındalığını artırmayı hedefliyoruz.”

“İnsan sağlığı için en büyük çevresel risk hava kirliliği”

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) Avrupa Direktörü Bruno Pozzi ise, Avrupa'da insan sağılığına karşı en büyük çevresel riskin hava kirliliği olduğunu belirtti. Pozzi, “Hava kirliliği, önemli bir çevresel bir sorun olmakla beraber, insan sağlığı ve ekonomiye de büyük bir zarar veriyor. Bu yüzden, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 7 Eylül'ü ‘Mavi bir Gökyüzü için Dünya Temiz Hava Günü' ilan etmeye karar verdi. COVID-19 sürecinden sonra hep birlikte daha iyi bir gelecek inşa etmek için çalışmalara başlamışken, elimizde bulunan mevcut teknoloji ve çözümleri daha temiz bir gökyüzü hedefi için kullanabiliriz'' dedi.

"Hiçbir şey, soluduğumuz hava kadar değerli olamaz"

AB çapında bir yılda felç, astım ve bronşit gibi hastalıklarla karşı karşıya kalan yaklaşık 6.5 milyon kişinin bu sorunlarının temelinde hava kirliliğinin yattığını ifade eden AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut da şunları söyledi:

"Bu fırsattan istifadeyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na UNEP Avrupa Ofisi ile birlikte bu önemli etkinliği düzenlediği için teşekkürlerimizi ifade etmek isterim. CityAir projesi aracılığıyla Bakanlık tarafından atılan bu tür adımlar ve sarf edilen bu tür çabalarla birlikte AB'nin Türkiye'de hava kalitesinin daha iyi bir biçimde yönetilmesine ve Türkiye'de yaşayanların yaşam kalitesinin yükseltilmesine katkı sağlamış olacağına olan inancım tamdır. Her yıl hava kirliliğiyle bağlantılı nedenler dolayısıyla, 400 binden fazla insanın yaşam süresi kısalmaktadır. Ne var ki hiçbir şey soluk alıp vermekten daha değerli olamaz. İşte bu nedenle bizler Avrupa Birliği standartlarını olabildiğince üst seviyeye yükseltmeye çalışıyoruz ve kentlerin hava kalitesini çok yakından takip ediyoruz. Bu alanda ortak bilgi ve deneyim paylaşımı için Türk Hükümeti ve belediyeleriyle birlikte çalışmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz.”

“Bireysel farkındalık sürdürülebilir temiz hava için hayati önemde”

Hava kalitesinin çevresel etkilerine ilişkin konuşan City Air Projesi uzmanı İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü, İklim ve Deniz Bilimleri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper Ünal ise, korona virüs salgınının, aslında bireysel önlemlerin hava kirliliği ile mücadelede ne kadar önemli bir rol oynadığını ortaya koyduğuna işaret etti. Ünal, “Özellikle büyük şehirlerde nüfusun önemli bölümünün evde kalmasına bağlı olarak trafiğe çıkan araç sayısının azalması, PM10 dediğimiz partikül madde kaynaklı hava kirliliğini yüzde 32 azalttı. Bu çok ciddi bir oran. Bunun kalıcı hale getirilebilmesi için kamuya olduğu kadar bireylere de önemli görevler düşüyor” dedi.

Birleşmiş Milletler'in, uluslararası düzeyde farkındalık yaratarak hava kalitesi konusunda küresel bir iyileşme hedeflediğine işaret eden Ünal, şöyle devam etti: “Bu konuda çalışan tüm aktörleri bir araya getirerek yerelden küresele yayılan bir çözüm üzerinde çalışılıyor. Biz de CityAir projesi kapsamında gerçekleştirdiğimiz Emisyon Envanteri Çalıştaylarında yerel yönetimler ve konuyla ilgili tüm paydaşların bilgilenmesini sağlıyoruz. Yerelde başlayan bu farkındalık, önümüzdeki süreçte konunun ulusal ölçekte ele alınmasını sağlayacak.''

Isparta Emisyon Envanteri Çalıştayı online olarak yapıldı

Şehirlerde Hava Kalitesinin İyileştirilmesi ve Kamuoyu Farkındalığının Artırılması Projesi (City-Air) Projesi'nin dördüncü büyük teknik çalıştayı olan Emisyon Envanter Çalıştayı Isparta ili ve Güney İç Anadolu Temiz Hava Merkezi Müdürlüğünün sorumluluk alanındaki diğer 9 (Afyon, Aksaray, Antalya, Burdur, Karaman, Kayseri, Konya, Nevşehir Niğde) ilin katılımcıları ile birlikte gerçekleştirildi. İllerin taşra teşkilatı, belediyeleri ve hava kalitesi ile ilgili yetkililerinin katıldığı çalıştayda bu illerin hava kalitesine ilişkin mevcut durum ve gelecekteki planlama detayları konuşuldu. Çalıştay kapsamında düzenlenen eğitimlerde ise, illere özgü emisyon envanterinin gelişim aşamaları, temel ilkeler ve amaçlar ile modelleme detaylı olarak ele alındı.