TMB ilk çeyrek analiz raporunu yayımladı

TMB ilk çeyrek analiz raporunu yayımladı

Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), 2026 yılının ilk çeyreğine ait İnşaat Sektörü Analizi Raporu’nu yayımladı. Raporda, inşaat sektöründe büyüme eğilimi devam ederken, bu büyümenin sürdürülebilirliğinin konuta erişim koşulları ve talep yapısındaki dengelenmeye bağlı olduğu belirtildi. Raporda, 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin göstergelerin, üretim kabiliyetinin korunduğuna ancak ilerleyen süreçte sektörün dayanıklılık testiyle karşı karşıya olduğuna vurgu yapıldı. Sektörel büyümenin sürdürülebilirliğinin; konuta erişilebilirliğin artırılmasına, yeşil dönüşüm standartlarına uyum sağlanmasına ve kentsel dönüşümün özel sektör yatırımlarıyla dengelenmesine bağlı olduğunun altı çizildi.

İnşaat sektörünün önde gelen kuruluşlarını temsil eden Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), ekonomi çevreleri ve sektör tarafından ilgiyle takip edilen İnşaat Sektörü Analizi Raporu’nun Nisan 2026 sayısını yayımladı. “Küresel Ekonomi Savaşın Darboğazında” başlıklı analizde, küresel ve ulusal ekonomi ile inşaat sektörüne ilişkin verilerin değerlendirildiği kaydedildi.

Raporda, inşaat sektörünün 2025 yılının son çeyreğinde kaydettiği %8,6’lık büyüme ile 2022 yılının ikinci yarısından itibaren yakaladığı ivmeyi 13. çeyreğe taşıdığı ve kesintisiz büyümesini sürdürdüğü vurgulandı. Bununla birlikte, söz konusu büyümenin büyük ölçüde deprem sonrası yeniden imar faaliyetleri ve büyük ölçekli kamu yatırımlarıyla şekillendiği ifade edilen raporda, sektörün, yüksek finansman maliyetlerinin yatırım kararlarını belirlediği ve bu durumun özellikle konuta erişim ve yeni üretim dengesi üzerinde etkili olduğu temkinli bir “eşik dönemi”ne girdiği değerlendirildi.

Maliyet baskısı ve finansman koşulları konuta erişimi sınırlıyor

Raporda inşaat maliyet endeksindeki yüksek seyir, enerji ve işçilik giderlerindeki artışla birleşerek firmaların kârlılıklarını baskılamaya devam ettiği kaydedildi. TÜİK verilerine göre Şubat ayında inşaat maliyet endeksi aylık bazda %1,51, yıllık bazda ise %25,72 artış göstermiştir. Aynı dönemde malzeme endeksi yıllık %23,73, işçilik endeksi ise %29,12 oranında yükselmiştir. Ciro endeksinde yıllık bazda artış gözlendiği raporda, “2026 yılı Şubat ayında inşaat ciro endeksinin %20,2 artmasına karşın aylık bazda %3,0 gerilemesi sektör faaliyetlerinde dalgalı bir görünüme işaret etmektedir” ifadesine yer verildi. Öte yandan, İnşaat Güven Endeksi’nin 2026 yılının ilk çeyreğinde eşik değer olan 100’ün altında kalması finansman koşullarının yatırım iştahı ve dolayısıyla erişilebilir konut üretimi üzerindeki baskısının sürdüğü kaydedildi.

Konut piyasasında erişilebilirlik sorunu belirleyici oluyor

Raporda, 2025 yılı sonunda 1,76 milyon adede ulaşan konut satış hacmine rağmen, talep tarafında dengelenmenin sağlanamadığına dikkat çekilirken, 2026 yılı Mart ayında ilk el konut satışlarının yıllık bazda %1,3 artarak 35 bin 725 olduğu, ikinci el satışların ise %3,6 azalarak 77 bin 642 seviyesine gerilediğine işaret edildi. Toplam satışlar içinde ikinci elin %68,5 pay aldığına değinilen raporda, yeni konut üretimi ile erişilebilir talep arasındaki dengenin kurulamadığı vurgulandı. Ayrıca raporda, ipotekli satışların %35,9 artmasına rağmen toplam içindeki payının %22,9 seviyesinde kalması, finansman koşullarının konuta erişim üzerindeki sınırlayıcı etkisini sürdürdüğüne işaret edildi.

Sürdürülebilir büyümenin üç ana belirleyicisi

İnşaat sektörünün üretim kabiliyetini koruduğuna değinilen raporda, “Sektörün istihdamdaki ağırlığı ekonomik stabiliteyi desteklese de büyümenin sürdürülebilirliğinin; konuta erişilebilirliğin artırılmasına, yeşil dönüşüm standartlarına uyma ve kentsel dönüşümün özel sektör yatırımlarıyla dengelenmesine bağlı olduğu öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde başarı ölçütünün artık sadece üretim hacmiyle değil; kârlılık yönetimi, dijital dönüşüm hızı ve kamunun sürüklediği ivmeyi özel sektör yatırımlarıyla destekleme kapasitesiyle ölçüleceğini göstermiştir” ifadelerine yer verildi.

Türkiye Müteahhitler Birliği’nce 2026 yılının ilk çeyreğinin değerlendirildiği raporda, inşaat sektörüne ilişkin özetle şu tespitlere yer verildi:

İnşaat üretiminde büyüme sürüyor:
2025 yılında %10,8 büyüyen inşaat sektörü, genel ekonomik büyümenin üzerinde performans göstermiştir. 2026 yılı Şubat ayı itibarıyla inşaat üretimi yıllık %5,9 artarken, sektör 13 çeyrektir devam eden kesintisiz büyüme eğilimini korumuştur. Ancak büyümenin büyük ölçüde kamu yatırımları ve deprem sonrası yeniden imar faaliyetlerine dayanması, sürdürülebilirlik açısından soru işaretleri oluşturuyor.

Finansman koşulları ve güven endeksi temkinli görünüme işaret ediyor:
2026 yılının ilk çeyreğinde İnşaat Güven Endeksi eşik değer olan 100’ün altında kalmaya devam etmiş; Ocak ayında 85,7, Şubat ayında 83,9 ve Mart ayında 80,6 seviyesinde gerçekleşmiştir. Yüksek finansman maliyetleri yatırım kararlarını sınırlarken, sektör genelinde temkinli bir görünüm hâkim olmuştur.

Konut piyasasında talep dengesi kurulamadı:
Mart ayında ilk el konut satışları %1,3 artarken, ikinci el satışlar %3,6 azalmıştır. Toplam satışların %68,5’inin ikinci elden gerçekleşmesi, yeni konut üretimi ile talep arasındaki dengenin sağlanamadığını göstermiştir. İpotekli satışlarda artış gözlense de toplam içindeki payın sınırlı kalması, finansman koşullarının talep üzerindeki baskısını sürdürdüğüne işaret etmiştir.

Ticari gayrimenkulde yatırım iştahı sınırlı:
İş yeri satışlarında hem ilk el hem ikinci el segmentinde daralma yaşanmıştır. Mart ayında ilk el satışlar %5,4, ikinci el satışlar ise %12,3 oranında azalmıştır. Bu durum, ticari gayrimenkul tarafında yatırım kararlarının temkinli seyrettiğini göstermiştir.

Ciro endeksinde artışa rağmen dalgalı seyir:
2026 yılı Şubat ayında inşaat ciro endeksi yıllık %20,2 artış gösterirken, aylık bazda %3,0 gerilemiştir. Bu görünüm, sektörde faaliyetlerin dalgalı bir seyir izlediğine işaret etmiştir.

Yurt dışı müteahhitlik hizmetleri zayıf başladı:
2026 yılının ilk çeyreğinde yurt dışında üstlenilen proje tutarı 780,3 milyon dolar seviyesinde kalmış ve toplam 9 proje gerçekleştirilmiştir. Küresel jeopolitik gerilimler ve finansman koşullarındaki sıkılık, sektörün yurt dışı performansını sınırlamıştır. ABD-İsrail-İran geriliminin Türk yurt dışı müteahhitlik hizmetlerine etkisi değerlendirildiğinde, Türk müteahhitlik firmalarının İran’da bugüne kadar toplam 4,6 milyar dolar tutarında proje üstlenmiş olduğu, ancak son üç yılda yeni proje üstlenilmemiş olması nedeniyle mevcut durumda İran’da devam eden iş stoku bulunmadığı görülmüştür. Bu çerçevede, söz konusu savaşın sektöre doğrudan sözleşme kaybı etkisinin sınırlı olduğu değerlendirilmektedir. Buna karşılık, aynı dönemde Körfez ülkelerinde yaklaşık 19 milyar dolar tutarında 93 proje üstlenilmiş olması; özellikle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt’in öne çıkması, risklerin Körfez pazarlarına yönelik olduğuna işaret etmektedir. Bunun yanı sıra, sürmekte jeopolitik gerginliğin Körfez ülkelerindeki kamu yatırım programları ve makroekonomik dengeler üzerinde etkilerinin olabileceği değerlendirilmektedir. Kısa vadede enerji fiyatlarındaki artışın bazı Körfez ekonomilerinin gelirlerini destekleyebileceği, ancak çatışmanın uzaması halinde güvenlik harcamalarında artış, yatırım önceliklerinde değişim ve proje karar süreçlerinde yavaşlama yaşanabileceği öngörülmektedir. Özellikle son dönemde yoğun iş üstlenilen Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt pazarlarında; yeni ihale kararlarında temkinli yaklaşım, finansman süreçlerinde gecikmeler ve işveren tarafında riskten kaçınma eğiliminin artabileceği değerlendirilmektedir.

Jeopolitik riskler ve lojistik maliyetler öne çıkıyor:
Körfez bölgesinde yoğunlaşan projeler çerçevesinde jeopolitik gelişmeler; tedarik zincirlerinde aksama, sigorta ve taşımacılık maliyetlerinde artış ve proje takvimlerinde gecikme risklerini beraberinde getirmiştir. Bu durumun, sektörün operasyonel süreçleri üzerinde baskı oluşturabileceği değerlendirilmektedir.
 
Büyümenin sürdürülebilirliği özel sektör yatırımlarına bağlı:
Mevcut büyümenin kamu yatırımları ağırlıklı yapısı, bütçe disiplini kapsamında kamu harcamalarının sınırlandırılması durumunda sektörün daralma riskiyle karşı karşıya kalabileceğine işaret etmektedir. Sürdürülebilir büyümenin sağlanması, özel sektör yatırımlarının yeniden devreye girmesine bağlı görünmektedir.

Yorum Yaz

Benzer Haberler

Çimsa ilk altı ayda 25,4 milyarlık satış yaptı
  • 05.08.2026 12:30

Çimsa ilk altı ayda 25,4 milyarlık satış yaptı

Operasyonel gücünü finansal performansla desteklemeyi sürdüren Sabancı Topluluğu ...

Türkiye İMSAD COP31 süreci ve iş dünyasına etkilerini ele aldı
  • 05.08.2026 10:42

Türkiye İMSAD COP31 süreci ve iş dünyasına etkilerini ele aldı

Türkiye İMSAD’ın düzenlediği 66. Gündem Buluşmaları, “COP31 Sürecinde İş Dünyası ...

Expo Real 2026’da odak yapay zekâ ve dönüşüm
  • 05.08.2026 10:27

Expo Real 2026’da odak yapay zekâ ve dönüşüm

Bu yıl 28'incisi düzenlenecek Expo Real 2026, gayrimenkul ve altyapı dünyasındak ...

Platformder: "Yükseltici platformlarla iş  kazalarının yüzde 41'i önlenebilir"
  • 30.07.2026 14:21

Platformder: "Yükseltici platformlarla iş kazalarının yüzde 41'i önlenebilir"

Uluslararası Çalışma Örgütü'ne göre her yıl 330 bin kişi iş kazalarında yaşamını ...

TOKİ, 49 İlde 737 arsayı açık artırmayla satacak
  • 28.07.2026 10:03

TOKİ, 49 İlde 737 arsayı açık artırmayla satacak

TOKİ, Ağustos ayında 737 arsayı açık artırma yöntemiyle satacak. ...

AVM Metrekare Verimlilik Endeksi, Haziran ayı sonuçları açıklandı
  • 28.07.2026 09:38

AVM Metrekare Verimlilik Endeksi, Haziran ayı sonuçları açıklandı

Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği tarafından hazırlanan Haziran 2026 ...