Sektör temsilcileri, sahte ekspertiz sürecini ESD'ye değerlendirdi!

Sektör temsilcileri, sahte ekspertiz sürecini ESD'ye değerlendirdi!

Düşük değerli taşınmazları sahte ekspertiz raporlarıyla yüksek bedelli göstererek muvazaalı satışlar üzerinden Türk vatandaşlığı edinilmesini sağladığı belirlenen suç örgütüne yönelik İstanbul merkezli operasyonda 72 şüpheli gözaltına alındı. Operasyon sonrasında sektör temsiclieri, süreci Emlakta Son Dakika'ya değerlendirdi.

Düşük değerli taşınmazları sahte ekspertiz raporlarıyla yüksek bedelli göstererek muvazaalı satışlar üzerinden Türk vatandaşlığı edinilmesini sağladığı belirlenen suç örgütüne yönelik İstanbul merkezli operasyonda 72 şüpheli gözaltına alındı. Gayrimenkul sektörünü yakından ilgilendiren operasyonun ardından sektör temsilcileri Emlakta Son Dakika’ya konuştu. Sektör temsilcilerinin yaptığı değerlendirme şu şekilde;


Bugün Adalet Bakanlığımızca Yapılan Açıklamaları Sektördeki Adil Rekabetin Sürdürülebilirliği Açısından Olumlu Sonuçları da beraber getirebileceğini düşünüyoruz.
Öncelikle konuya yönelik bir giriş olması açısından Gayrimenkul Edinimi Yoluyla Vatandaşlık Sürecinin Hassas Bir Süreç Olduğunu ifade ederek başlamak isteriz. Gayrimenkul Edinimi ya da Farklı Yatırım Yolları ile Vatandaşlık ve Oturum Programları Dünyada Oldukça Popülerdir. Ancak Gayrimenkulü Edinmek ya da Diğer yatırım yollarından biri ile bu programlara ancak başvuru hakkınız olur.


Bu başvurular devletimizce aylarca denetlenir, istihbari konular ele alınır ve diğer tüm şartlarında yerine gelmesi ile vatandaşlık ya da oturum hakkı elde edilir. Yani ben yatırım yaptım kesinlikle oturum/vatandaşlık alırım diye bir garanti kimseye verilmez.


Zaten uluslararası yatırımcıların Türkiye’den Gayrimenkul Edinimi yoluyla Vatandaşlık Programına Başvuruları ancak %25’i seviyesindedir. Yani uluslararası yatırımcıların ülkemizden gayrimenkul alımındaki bir numaralı amacı ülkemizin gelecek vizyonuna olan bağlılık, yaşam, turizm, ticaret olarak görülmektedir.


Dolayısı ile kamuoyunun son günlerde karşılaştığı vatandaşlık işlemleri ile süreçte olduğu belirlenen maalesef muvazaalı işlemler, uluslararası yatırımcının ülkemize yönelik alım iştahının azalmasına neden olabilir. Özellikle rekabetin arttığı ve ABD gibi rezerv para birimine sahip ülkelerin bile oturum/vatandaşlık programlarına eğildiği bu dönemde, küçük bir kesim tarafından yapılan ve yine devletimizin denetleme sistemine takılan bu yaşanılanlar nedeni ile yatırımcıların ilgisinin rakip ülkelere (AB, UK, ABD, Pasaport Kuvveti Olan Ada Ülkeleri gibi) kayması olası görünmektedir.


Bugün Hindistan vatandaşları İngilizleri geride bırakarak Londra gibi dünyanın en büyük metropollerinden birinde konut sahipliğinde ilk sıraya yerleşmiştir. Aslında bizde durum çok farklıdır. 2026 yılında yapılan gayrimenkul satışlarının sadece %1’lik kısmı uluslararası yatırımcıya aittir.


Ayrıca yatırım ya da Gayrimenkul Edinimi Yoluyla Devletimizce açıklanan oturum/vatandaşlık programları NİTELİK YATIRIMCI’lara yöneliktir. Basında ifade edildiği gibi bu programla Suriyeli Kişilere Vatandaşlık Verilmesi KANUNEN MÜMKÜN DEĞİLDİR.


Bu noktada halka açık, teslim sürelerine bağlı, markalı konut üreticilerinin finansmana erişimini de sağlayan bu programlar önemli ve dünya ile rekabet etmek açısından gerekli görünmektedir. Üstelik burada arsa ya da tarla yani toprak alımı ile bu programlara da başvurulamamaktadır. 


Bu programlar vasıtası ile ülke dışından döviz girdisi sağlanmakta ve bu girdi direkt MERKEZ BANKASINA satılması kuralı ile tüm satışlar gerçekleşmektedir. Ayrıca yapılan satışlar için ödenen bedel ile tapu bedeli %100 aynı olmak zorundadır, bu vesile ile devletimizin bu işlemlere bağlı vergi kazancının önündeki tüm süreç şeffafça ilerlemekte ve vergi kayıplarının önüne geçilmektedir.


İçinde bulunduğumuz dönemde TOKİ iştiraki olan GEDAŞ tüm EXPERTİZ raporlarını yapma konusunda TEK YETKİLİ olup hali hazırdaki süreçte bir exper istismarının önüne de devletimiz yıllar önce geçmiştir.

 

  • Etiketler:

Yorum Yaz