Turgay Tanes: Gayrimenkulde mütekabiliyete bakılmasın

Turgay Tanes: Gayrimenkulde mütekabiliyete bakılmasın

Gayrimenkul Yatırım Derneği (GYODER) Eski Başkanı Turgay Tanes, Türkiye vatandaşına gayrimenkul satmayan ülkelerin vatandaşlarının da Türkiye'den gayrimenkul alabilmesi gerektiğini söyledi.

DEİK'in kurucu kuruluşlarından olan Gayrimenkul Yatırım Derneği (GYODER) Eski Başkanı Turgay Tanes, Türkiye vatandaşına gayrimenkul satmayan ülkelerin vatandaşlarının da Türkiye'den gayrimenkul alabilmesi gerektiğini söyledi. Tanes, "Körfez ülkelerinden birinde Türk vatandaşlarına konut edinme izni verilmiyor, bizim de aynı şeyi uygulamamız şart değil. Vize de uygulamıyoruz mesela. Çünkü turizm geliri elde ediyoruz" diyor...


Kaynak Yasemin SOLAK / Dünya

Son yıllarda konut sektöründe yaşanan gelişmelerle birlikte İstanbul'daki binaların çehresi değişti. Bu değişim Anadolu'ya da sirayet ediyor. Gayrimenkul Yatırım Derneği Eski Başkanı (GYODER) Turgay Tanes ile konut sektörünü bekleyen değişimleri konuştuk.


2011 yılında konut fiyatlarında nasıl bir seyir olacak sizce?
İnşaat sektöründe önümüzdeki yıl yüzde 8-10 oranında bir büyüme olacağını öngörüyoruz. Fiyatlarda çok keskin bir artış beklemiyoruz.
 

Markalı konut ile orta gelirliye hitap eden konutlar arasında fiyat açısından ciddi bir uçurum var. Sonunu nasıl görüyorsunuz?
Lüks projelerde arsa maliyetleri çok yüksek. 3+1 evlerin 500-600 bin TL olduğu, stüdyoların 250.'Î00 bin TL olduğu projeler var Ataşetiir'de. Şimdi, T>u tür projelerin belirli alıcısı var. Konut sadece oturmak için düşünülmüyor. Bir kısım konutlar yatırım amaçlı da alınabiliyor. Bu, insanların geleceğe doğru olan iyimser bakış açısından da kaynaklanıyor. Nurusun yüksekliği, iyi kötü göçün devam etmesi gibi nedenlerle Türkiye'deki özellikle İstanbul'daki fiyatların biraz daha gideceğine inanıyorum.
 

Tabancı yatımcının bakcıs açısı nasıl? Hangisini daha çok tercih ediyor?
Yabancı yatınmcının, İstanbul gibi şehirlerde konut sahibi olması gibi bir bakış açısı yok açıkçası. Daha ziyade ikinci el veya yazlık olarak alını oluyor.
()zellikle küresel kriz başlamadan evvel.
güney ve Lge'de, yabancı kurum ve bireysel yatırımcılara yönelik satış yapıldı. .Şimdi İstanbul çok sınırlı. Bir Mayorka gibi. Londra gibi gelip de bireysel yatırımcılar çok fazla konul almıyor Türkiye'den.
 

Almamasının ne gibi bir sebebi var?
Bu, fiyatla ya da başka bir şeyle ilgili değil. İstanbul ancak zamanla bir marka olabilir. Mayorka'da, Barcelona'da ya da başka bir yerde Avrupa'nın üst gelir grupları ev alabiliyor. Bu kısmen yaz evleri, yazlıklar şeklinde oluyor. Kısmen o ülkedeki şehirlerin marka değeri olmasından kaynaklanıyor. İstanbul henüz bu seviyede değil. Ama öyle ya da böyle alım yapanlar oluyor. Yabancı yatırımcının buna bakış açısı ile ilgili çok fazla bir yorum yapılamaz. Ama Türkiye'ye çok fazla giriş yapan insanların aldığı evler var. Onlarda imkânları nispetinde şehrin daha tarihi yerlerini tercih ediyorlar. Eski evler olabiliyor, renove edilmiş eyler olabiliyor; Ama sınırlı sayıda.


İstanbul'un marka olması için sizce neler yapılabilir?
Bunu sadece fiziki, altyapı, üstyapı yatınım olarak değil, aynı zamanda tanıtım, oranın bir takım trendler haline gelmesi ile değerlendirmek lazım.
İtalya'da bugün insanlar ev alıyorsa, bu İtalya'nın bazı konularda marka olması.
o şehirlerin bir imajının olmasındandır.
Aynı zamanda birtakım şeylerin merkezi olmasındandır. İstanbul bu yöne doğru gidiyor. Ama bu sadece gayrimenkul sektörü ile alakalı değil. Altyapısıyla, üstyapısıyla, sergileriyle, konserleriyle, etkinlikleriyle, kongreleriyle bir merkez haline gelmeli.
 

İstanbul'un marka olması için düzenleyici otoritelere rol düşüyor mu?
Yasadan ziyade bu konuda iyi bir iletişim olmalı. I lem fiziki yapıların hem PR'lann yurtdışında çok iyi yapılması gerekiyor. Düzenlenen konserler, konferanslar, belki linans merkezi adımının atılması İstanbul'u üç beş yıl içerisinde böyle bir konuma getirebilir. Türkiye, batıdaki gayrimenkul piyasaları küçüldükçe ve cazibesini yitirdikçe, lıeın kurumsal yatırımcıyı hem bireysel yatırımcıyı çekebilecek durumda. Boğaz Mattı ve Tarihi Yanmada, yabancı yatırımcıyı çekebilecek yerler. Aynı zamanda gayrimenkul alımına izin vermediğimiz ülke vatandaşlarının da gayrimenkul alımını kolaylaştırmak gerekiyor. Mütekabiliyet diye geçiyor bu.
Bazı ülkelerle mütekabiliyet nedeniyle, onların bizim vatandaşımıza konul satmadığı hallerde biz de onlara konut satamıyoruz. Körfez ülkelerinden birinde Türk vatandaşlarına konut edinme izni gerilmiyor, bizim de aynı şeyi uygulamamız şart değil.

Vize de uygulamıyoruz mesela. Çünkü turizm geliri elde ediyoruz. Bunu vurgulamıştık. Kamu bu konuda çalışıyor. Bu tür şeylerin de açıklığa karışmasıyla önce Türkî Cumhuriyetler ve Körfez olmak üzere gittikçe yurt dışından bireysel yatırım gelir.
 

Pek çok konut İstanbul merkezli olarak yapılıyor. Sektör Anadolu 'da nasıl ilerliyor?
Öncelikle sektörün İstanbul ve birkaç büyük şehirde yoğunlaşmasının birsebebi var. İnşaat maliyetleri genel olarak bu şehirlerde de başka şehirlerde değirdi açısından aynı. Yani Erzurum ya da Gaziantep'te de yapsanız, İstanbul'da da yapsanız aynı parayı ödeyeçeksiniz. Bir tek arsadan avantajınız olabiliyor. Satış fiyatına gelince büyük şehirlerdeki alım gücü açısından satış daha kolay. Ve daha yüksek fiyatlı olabiliyor. TÜKİ'nin küçük şehirlerde yaptığı projeler en alt koşulda olup, normal şartlarda bir gayrimenkul şirketinin yaptığı projeye gücü yetmeyecek insanların yararlanması için yapılıyor. Daha ziyade bir sosyal konut projesi mahiyetinde. Son birkaç* yıldır bazı Anadolu şehirlerinde. Bursa, Gaziantep gibi birkaç markalı firma proje üretmeye başladı ama dediğim gibi maliyetlerde önemli bir düşüş sağlavamıvorsunıız.
 

İstanbul'daki bir daire fiyatını orada kullanamıyorsunuz yani...
Mümkün değil. Daha düşük tutmak zorundasınız. Girdileriniz de belli. Bu ancak elverişli koşullarda yapılabiliyor. Anadolu'da ise bazı şehirler özellikle sanayileşen şehirlerde yerel gayrimenkul firmaları bu işleri yapıyor. Geçmişte sahip oldukları düşük maliyetli arsalar üzerinde daha düşük maliyetlerle konut yapıyorlar. Yeni yeni büyüyen, milli gelirden pay almaya başlayan illere de İstanbul'daki marka projelerini yapan firmalar girmeye başlıyor. Ama şu anda sınırlı ölçüde.


Kar oranı hangi konut türünde daha fazla sizce. Markalıda mı ' orta gelirde mi?
İlanlara bakarak aslında gayrimenkul geliştiricilerinin anormal karlar ettiği zannediliyor. Böyle bir şey yok. Girdi fiyatlarına, arsa maliyetlerine bakan, satış fiyatları ile kıyaslayan birisi projenin yapılması ve hayata geçirilmesi süresinde kaybedilen zamanı ve parayı dikkate alırsa, her iki tür projede de kar marjının çok yüksek olmadığını görür. Kar marjları, projeye, lokasyona ve satışa çıktığınız duruma göre değişiyor. Ama her halükarda anormal paralar kazanılmıyor.


Müteahhitlikten zengin olunmuyor mu...
Çalışmalar nispetinde, isabetli projeler nispetinde müteahhitler para kazanıyorlar ama öyle görüldüğü gibi ezberden kolaycı yargılamalarla 'Oooh, aman çok para kazanıyor' gibi bir durum yok.

  • Etiketler:

Yorum Yaz