İstanbul’da gelecek yirmi yıl bir sentez ve gelişim dönemi olacak

İstanbul’da gelecek yirmi yıl bir sentez ve gelişim dönemi olacak

Global Architectural Development (GAD) ofisinin kurucusu mimar Gökhan Avcıoğlu İstabul’un siluetine etki eden yapılar hakkında bilgiler verdi

İstanbul bir yoruma göre otuz bin yıllık yerleşim kültürüne sahip bulunuyor. Arkeologlarımız Çekmece Göller bölgesinde bulunan buluntuları İstanbul'dan çok Marmara bölgesine ait sayıyordu. Fakat gün geçtikçe büyüyen İstanbul'da Çekmece de bu sınırların içinde olduğuna göre bu geçmişi İstanbul'a mal edebiliriz. Bir başka deyişle İstanbul en eski yerleşim alanlarından biri... Buranın cazibesini belirleyen, etrafını çevreleyen, hatta içinden geçen denizler, nehirler, göller harika bir yeşil çevre, sık ormanlar, yaşam için oldukça elverişli iklim farklı kültürler için bir buluşma noktası… Peki bunlar hala İstanbul için bahsedebileceğimiz şeyler mi? Bu özellikler bizden sonraki nesillere ne şekilde kalır? İstanbul'da yerleşim kültürünün dünya mirasına en önemli katkısı bin beş yüz yaşındaki Ayasofya... En detaylı bilgi sahibi olduğumuz geçmişe ait kalıntılar sekiz bin beş yüz yıllık ironik bir isme sahip “Yenikapı”…

Cumhuriyet dönemi yerleşim kültürüne ait örnekler pek iç açıcı değil... Toplam üretime göre kıyaslarsak elimizdeki örneklerin yüzdesi çok düşük... Ancak İstanbul'un geleceğine umutla bakmamızı önemli ölçüde sağlayacak gelişmelerin eşiğindeyiz. Özetle nelerden bahsediyoruz? Artık imar yönetmelikleri, yerel yönetimler ve şehir plancıları tarafından yapılmayacak. Bunu neden söylüyoruz, tek tek binalar, özenli, kaliteli iyi mimarlar elinden çıksa da biraraya gelişlerinde bir şehri meydana getiren uyumlu bir kompozisyona erişemiyorlar. Çünkü ortak paydaları yok. Hali hazır yönetmelikler, ayrıştırıcı, koparıcı tapu kadastro mantalitesinde… Ama bu değişecek, değişmek zorunda... İkinci olarak gezi parkıyla birlikte parkına, sokağına giderek şehrine sahip çıkan merdivenleri, basamakları boyayan zevksizliğe karşı itirazın inşaası adım adım kendini geliştiriyor.

Üçüncü olarak yüzde yetmişi depreme dayanıksız bir yapı stoğu var ve bunlar da yenilenmek zorunda. Tüm bunların ışığında gelecek yirmi yıl bir sentez ve gelişim dönemi olacak. Bu bahsettiğim unsurlar üzerinden konuşulmalı. İstanbul'un yatay mı düşey mi büyüyeceğini, siluetinin ne olacağını konuşmaktan daha önemli…

 

Yorum Yaz