Gençler ev istiyor Fannie Mae'mizi kuralım
İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, bankaların sermaye piyasalarının derinleşmesine ihtiyaç duyduğunu söyledi. Bu alanlardan birinin de gayrimenkul sektörü olduğunu ifade eden Özince: Bakan Şimşek'e söyledim: "Fannie Mae'mizi kuralım. Batmayanını kuralım. Gençler ev istiyor."
Kaynak: Yeni Şafak / Yılmaz Yıldız
İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, Türkiye Bankalar Birliği Başkanlığı görevini yürüttüğü için açıklamalarıyla sık sık gündeme geliyor. Cesur açıklamalarıyla dikkat çeken Özince'yi İş Kuleleri'ndeki ofisinde gazetemizin Genel Müdürü Mehmet Ziya Gökalp ve Reklam Genel Müdürü Abdullah Hanönü ile birlikte ziyaret ettik. Özince sohbetimizde yine gündem oluşturacak aykırı açıklamaları dile getirdi.
SERMAYE NEDİR BİLMEZMİŞİZ
Bankacılık sektörü sermaye piyasalarının gelişmesini istemiyor gibi bir algı var?
Çok yanlış. Bunu dar bir çevredeki şahıs aracı kurumları öne sürüyor. Bankacılıkta gördüğünüz gibi küçük sermayelerin, büyüyen alanlarda, enternasyonal kurallarla varlığını sürdürebilmesi kolay değil. 30 yıldır sektördeyim, 25 yılında hiç sermaye nedir bilmeden çalışmışız. Müşterilere boyuna, sermayesi, işletme sermayesi var mı sormuşuz, ama bankacılık sektöründe işletme sermayesi olmadığını gördük. Denebilir ki: 'Kaç defa sermaye koyduk ama hep dalgalar sildi süpürdü.' Doğrudur ama 2001 sonrasında mali sektörün risklerini nihai olarak gördüğümüzde, değil bankacılık, her türlü inisiyatif ciddi bir sermaye gücü veya taahhüdüyle yapılmalı. 'Aklıma bir fikir geldi bana kredi verin' dönemini geçtik artık. Şimdi Türkiye, dünyanın ilk 20 ekonomisinden biri. Sen kalkıp da 'Burada bankacılık yapacağım, aracı kurum olacağım' diyorsan, -tamam çok deneyimli olabilirsin- sermayen de büyük olmalı. Yani aracı kurumların da mutlaka sermaye piyasasını geliştirecek maddi ve manevi sermayeyi ortaya koyması lazım. Bizim Libya'daki ortağımız Arap Türk Bankası, Türkiye Cumhuriyeti'yle protokol yaptılar, 1 milyon dolar sermaye koymak istiyoruz, diye. Biz bu adama, "Bunu ikiye bölelim, iki tane lisans verelim" mi diyeceğiz?
Çok yanlış. Bunu dar bir çevredeki şahıs aracı kurumları öne sürüyor. Bankacılıkta gördüğünüz gibi küçük sermayelerin, büyüyen alanlarda, enternasyonal kurallarla varlığını sürdürebilmesi kolay değil. 30 yıldır sektördeyim, 25 yılında hiç sermaye nedir bilmeden çalışmışız. Müşterilere boyuna, sermayesi, işletme sermayesi var mı sormuşuz, ama bankacılık sektöründe işletme sermayesi olmadığını gördük. Denebilir ki: 'Kaç defa sermaye koyduk ama hep dalgalar sildi süpürdü.' Doğrudur ama 2001 sonrasında mali sektörün risklerini nihai olarak gördüğümüzde, değil bankacılık, her türlü inisiyatif ciddi bir sermaye gücü veya taahhüdüyle yapılmalı. 'Aklıma bir fikir geldi bana kredi verin' dönemini geçtik artık. Şimdi Türkiye, dünyanın ilk 20 ekonomisinden biri. Sen kalkıp da 'Burada bankacılık yapacağım, aracı kurum olacağım' diyorsan, -tamam çok deneyimli olabilirsin- sermayen de büyük olmalı. Yani aracı kurumların da mutlaka sermaye piyasasını geliştirecek maddi ve manevi sermayeyi ortaya koyması lazım. Bizim Libya'daki ortağımız Arap Türk Bankası, Türkiye Cumhuriyeti'yle protokol yaptılar, 1 milyon dolar sermaye koymak istiyoruz, diye. Biz bu adama, "Bunu ikiye bölelim, iki tane lisans verelim" mi diyeceğiz?
BANKALAR DELİ GİBİ AÇ
Bankaların ilgisi sadece tahville mi sınırlı?
Bankalar sermaye piyasalarıyla çok ilgililer, hatta yarışıyorlar. Sermaye piyasasındaki kurumsallaşamamış firmalar hep eleştiri getiriyor. Bakkal süpermarket mücadelesi gibi. Kendileri de borsanın kayıtlı kuruluşu olan bankalar, borsanın, hisse senedi piyasasının derinleşmesine muhtaçlar. Bunların içinde yüzdüğü havuz ne kadar büyürse, gemiler de o kadar büyür. Tahvil piyasası açısından bu bankalar deli gibi aç. Devlet iç borçlanmadan çekildikçe, -şimdi onu yapıyor- bu ihtiyaç daha da artacak. Mesela konut kredisi şu anda bedava. Niye? Konut kredisini kısa vadeyle fonluyor bankalar. Hedge etmediler bir çoğu. Hedge edersen zarar yazıyorsun.
Bankalar sermaye piyasalarıyla çok ilgililer, hatta yarışıyorlar. Sermaye piyasasındaki kurumsallaşamamış firmalar hep eleştiri getiriyor. Bakkal süpermarket mücadelesi gibi. Kendileri de borsanın kayıtlı kuruluşu olan bankalar, borsanın, hisse senedi piyasasının derinleşmesine muhtaçlar. Bunların içinde yüzdüğü havuz ne kadar büyürse, gemiler de o kadar büyür. Tahvil piyasası açısından bu bankalar deli gibi aç. Devlet iç borçlanmadan çekildikçe, -şimdi onu yapıyor- bu ihtiyaç daha da artacak. Mesela konut kredisi şu anda bedava. Niye? Konut kredisini kısa vadeyle fonluyor bankalar. Hedge etmediler bir çoğu. Hedge edersen zarar yazıyorsun.
İSPANYA'DAN ÖNCE BAŞLADIK, AMA...
Bu konuda ne yapmak lazım?
Gayrimenkul piyasası kuralım. Bu alanda öyle adımlarımız var ki... Mesela gayrimenkul yatırım fonları biz İspanya'dan daha önce kurmuşuz. Özal döneminde. Ne kadar güzel. Üzeyir Garih, eline bir kitap almış Real Estate İnvestment Trast, "reit, reit" diye dolaşıyordu. Bu çok önemli. Gayrimenkul piyasasını nasıl yapmamız lazım? Pazar yerleri gibi. Fatih'in yaptığı gibi. Oturup alt yapı yapabilirsin. Mehmet Şimşek, bizim için bir fırsat. Ona diyorum ki: "Fannie Mae'yi kuralım." Diyor ki: "Battı." Batmayanını kuralım. Onlarınki battı. Adam yapacakmış bin metrelik bina. Bana ne çökerse... Benim bina 3 katlı 5 katlı, bilemedin 50 katlı. Vatandaş konut istiyor, gayrimenkul istiyor. Yaşı genç de ondan istiyor. Nüfusun yüzde 50'si genç. Hepsi ev istiyor. O zaman yapsak ya bunun modelini.
Gayrimenkul piyasası kuralım. Bu alanda öyle adımlarımız var ki... Mesela gayrimenkul yatırım fonları biz İspanya'dan daha önce kurmuşuz. Özal döneminde. Ne kadar güzel. Üzeyir Garih, eline bir kitap almış Real Estate İnvestment Trast, "reit, reit" diye dolaşıyordu. Bu çok önemli. Gayrimenkul piyasasını nasıl yapmamız lazım? Pazar yerleri gibi. Fatih'in yaptığı gibi. Oturup alt yapı yapabilirsin. Mehmet Şimşek, bizim için bir fırsat. Ona diyorum ki: "Fannie Mae'yi kuralım." Diyor ki: "Battı." Batmayanını kuralım. Onlarınki battı. Adam yapacakmış bin metrelik bina. Bana ne çökerse... Benim bina 3 katlı 5 katlı, bilemedin 50 katlı. Vatandaş konut istiyor, gayrimenkul istiyor. Yaşı genç de ondan istiyor. Nüfusun yüzde 50'si genç. Hepsi ev istiyor. O zaman yapsak ya bunun modelini.
TAPUSUZ 50 ÇEŞİT YÖNTEM
Mortgage uygulaması yetersiz mi?
Ne mortgage'ı ya... Bugün bankaların verdikleri konut kredileri Emlak Bankası'nın verdiği kredilerden daha geri bir üründür. Emlak Bankası'ndakinde bir mantık vardı. Girerdin, 18 ay, bilmem ne ay birikim yapardın önce. Biz şunu kredinin yüzde 100'ü mü verilsin, yüzde 75'i mi diye tartışıyoruz. Ne yapmamız lazım. Şilili ekonomist Hernando Desoto "Geri kalan ülkeler gayrimenkulü, menkulleştiremeyenler" diyor. Gayrimenkulü menkulleştiren sermaye düzeninde başarı olur. Üstelik ülkemizin her yeri para ediyor. Tapuyu vermeyen 50 çeşit yöntem bulmak lazım.
Ne mortgage'ı ya... Bugün bankaların verdikleri konut kredileri Emlak Bankası'nın verdiği kredilerden daha geri bir üründür. Emlak Bankası'ndakinde bir mantık vardı. Girerdin, 18 ay, bilmem ne ay birikim yapardın önce. Biz şunu kredinin yüzde 100'ü mü verilsin, yüzde 75'i mi diye tartışıyoruz. Ne yapmamız lazım. Şilili ekonomist Hernando Desoto "Geri kalan ülkeler gayrimenkulü, menkulleştiremeyenler" diyor. Gayrimenkulü menkulleştiren sermaye düzeninde başarı olur. Üstelik ülkemizin her yeri para ediyor. Tapuyu vermeyen 50 çeşit yöntem bulmak lazım.
Sayın Şimşek, bu teklife sıcak baktı mı?
Problemimiz şu: siyasi hayata giren insanların aynı bizim olduğu gibi kendi bir takım angajmanları, kendi yükümlülükleri, programlı oluyor. Belli bir ajandayla gelsen bile onu genelin içinde götürmek gerekiyor. Bunu özel sektör, bürokrasi geliştirebilmeli. Bunlar için de kolay çalışma grupları oluşturulmalı.
Problemimiz şu: siyasi hayata giren insanların aynı bizim olduğu gibi kendi bir takım angajmanları, kendi yükümlülükleri, programlı oluyor. Belli bir ajandayla gelsen bile onu genelin içinde götürmek gerekiyor. Bunu özel sektör, bürokrasi geliştirebilmeli. Bunlar için de kolay çalışma grupları oluşturulmalı.
Gayrimenkul piyasasını nasıl yapmamız lazım? Pazar yerleri gibi. Fatih'in yaptığı gibi. Oturup alt yapı yapabilirsin. Mehmet Şimşek'e diyorum ki: "Fannie Mae'yi kuralım." Diyor ki: "Battı." Batmayanını kuralım.
2010 yılında kredilerin kalitesi arttı
Siz aynı zamanda Türkiye Bankalar Birliği Başkanı'sınız. 2010 yılı nasıl geçti?
2010'un en güzel yanı kredi kalitesinin yükselmesi. Örneğin İş Bankası'nın bilançosuna bakıldığında, biz 2009'daki sorunların kredilerde problemi artıracağını düşünerek, 2010 bilançosunda daha fazla karşılık oranı çıkacağını varsaymıştık. Bu gerçekleşmedi. Sorunlu krediler oransal olarak azaldı. Bunun yanı sıra ticari kredi miktarı çok arttı. Tüketici kredi gibi konular önceki dönemlerdeki kadar hızlı gelişmedi. 2010 yılında bireysel bankacılıktan ziyade ticari ve kurumsal bankacılığın geliştiğini görüyoruz. Daha ziyade yatırım kredileri umulanın ötesinde arttı.
2010'un en güzel yanı kredi kalitesinin yükselmesi. Örneğin İş Bankası'nın bilançosuna bakıldığında, biz 2009'daki sorunların kredilerde problemi artıracağını düşünerek, 2010 bilançosunda daha fazla karşılık oranı çıkacağını varsaymıştık. Bu gerçekleşmedi. Sorunlu krediler oransal olarak azaldı. Bunun yanı sıra ticari kredi miktarı çok arttı. Tüketici kredi gibi konular önceki dönemlerdeki kadar hızlı gelişmedi. 2010 yılında bireysel bankacılıktan ziyade ticari ve kurumsal bankacılığın geliştiğini görüyoruz. Daha ziyade yatırım kredileri umulanın ötesinde arttı.
Bankalara kriz yaradı
2010'da kredi bulmakta zorlandı mı sektör?
Bunda da kriz bir ölçüde Türkiye'ye yaradı diyebiliriz. Uzun vadeli kaynak bulma konusunda bankacılık sektörü göreceli olarak rahat bir dönem yaşadı. İç ticaretin gelişmeye başlamasıyla ticari krediler de arttı. Bireysel kredilerle ilgili gelişmeler biraz zayıf olduysa da hacim artışı bence doyurucu oldu. 2011'de de öyle bir gelişme bekliyorum. Geçenlerde Babacan'la yaptığımız görüşmede de bu teyid oldu. Hükümetin orta vadede ön gördüğü yüzde 20-25'lik fevkalade bir artış. Reel anlamda büyümeyi sürdürmek söz konusu oldukça her hangi bir endişeye gerek yok. Bir sektör büyüyorsa, diğer bileşenleri ortaya çıkar zaten.
Bunda da kriz bir ölçüde Türkiye'ye yaradı diyebiliriz. Uzun vadeli kaynak bulma konusunda bankacılık sektörü göreceli olarak rahat bir dönem yaşadı. İç ticaretin gelişmeye başlamasıyla ticari krediler de arttı. Bireysel kredilerle ilgili gelişmeler biraz zayıf olduysa da hacim artışı bence doyurucu oldu. 2011'de de öyle bir gelişme bekliyorum. Geçenlerde Babacan'la yaptığımız görüşmede de bu teyid oldu. Hükümetin orta vadede ön gördüğü yüzde 20-25'lik fevkalade bir artış. Reel anlamda büyümeyi sürdürmek söz konusu oldukça her hangi bir endişeye gerek yok. Bir sektör büyüyorsa, diğer bileşenleri ortaya çıkar zaten.
Haksız rekabet var ama 'kamu'nun rolü artmalı
Kamu bankaları bir çok konuda aktif. Bu sektöre sıkıntı veriyor mu?
Kamu bankalarının düzenlemelere tahammülünün daha fazla olduğu ve bunun da haksız rekabet yaratabileceği dile getiriliyor. Sayın Bakan Ali Babacan, buna meydan verilmeyeceğini söylüyor ama olmazsa olmaz şeyler var. Kamu bankalarının yapılarını avantajlı kılan ve AB uygulamalarıyla kıyaslandığında bazı ayrılıklar devam ediyor. Bunda aleyhlerine olanlar da var ama hem kamu mevduatını kamu bankalarında tutacaksın denip hem de kamu kredilendirmesini özel bankalar yapabiliyor. Veya bazı özel fonlar kamuda. Basel kapsamında bunlarla ilgili reformlar da var örnek alabileceğimiz.
Kamu bankalarının düzenlemelere tahammülünün daha fazla olduğu ve bunun da haksız rekabet yaratabileceği dile getiriliyor. Sayın Bakan Ali Babacan, buna meydan verilmeyeceğini söylüyor ama olmazsa olmaz şeyler var. Kamu bankalarının yapılarını avantajlı kılan ve AB uygulamalarıyla kıyaslandığında bazı ayrılıklar devam ediyor. Bunda aleyhlerine olanlar da var ama hem kamu mevduatını kamu bankalarında tutacaksın denip hem de kamu kredilendirmesini özel bankalar yapabiliyor. Veya bazı özel fonlar kamuda. Basel kapsamında bunlarla ilgili reformlar da var örnek alabileceğimiz.
İŞ BANKASI MODELLİ
Özelleştirilmesi iyi mi olur?
Ben şahsen kamu bankalarına karşı değilim. Bilakis ekonomideki rollerinin artmasını da istiyorum. Ben kamu bankalarının hakimiyet hisselerinin olabildiğince muhafaza edilmesini, eğer olacaksa da İş Bankası'ndaki gibi bir formülle, belki çalışanlarının temsil edileceği, belki kolektif bir şekilde yapılması daha sağlıklı olur. İş Bankası'nda 700 bin küçük hissedar var. Bu adamlar gelip tükürse boğulursun. Yani seni idare eden bir başkan, bir patron, patronun oğlu değildir.
Ben şahsen kamu bankalarına karşı değilim. Bilakis ekonomideki rollerinin artmasını da istiyorum. Ben kamu bankalarının hakimiyet hisselerinin olabildiğince muhafaza edilmesini, eğer olacaksa da İş Bankası'ndaki gibi bir formülle, belki çalışanlarının temsil edileceği, belki kolektif bir şekilde yapılması daha sağlıklı olur. İş Bankası'nda 700 bin küçük hissedar var. Bu adamlar gelip tükürse boğulursun. Yani seni idare eden bir başkan, bir patron, patronun oğlu değildir.
En ufak düzenlemede para yurtdışına kaçıyor
Sektör iyi diyorsunuz. Balon etkisi, Merkez'in müdahalesi biraz tezat teşkil etmiyor mu?
Ben ekonomist değilim. Hükümetin ve Merkez Bankası'nın bu konudaki söylemlerinin ve bugüne kadar yapılan icraatın geneli itibariyle durumun gereği. Bizim eksik dediğimiz husus şu: Mevduat munzam karşılıklarına hiç faiz verememe kararı doğru değil. Bir faiz oranı azaltılabilir ama birden bire niye sıfıra indirilir?
Ben ekonomist değilim. Hükümetin ve Merkez Bankası'nın bu konudaki söylemlerinin ve bugüne kadar yapılan icraatın geneli itibariyle durumun gereği. Bizim eksik dediğimiz husus şu: Mevduat munzam karşılıklarına hiç faiz verememe kararı doğru değil. Bir faiz oranı azaltılabilir ama birden bire niye sıfıra indirilir?
Türkiye Avrupa bankacılık sistemiyle öyle bütünleşmiş vaziyette ki, serbest uygulamalarla Türkiye'deki tasarruf anında yurtdışına gidiyor ve yahut da yurda gelmiyor. Cari açık nazar-ı dikkate alınırken Türklere ait yurtdışındaki varlıkların da olması gerektiğini düşünüyorum. Reel sektör yurtdışından çok fazla kredi kullanıyor. Türkiye'de bankacılıkla çok fazla oynadığınızda, talebin de yurtdışına kaçtığı kaygısını deneyimle yaşıyoruz. Düzenleme yapalım ama bunları da dikkate alalım.
SPEKÜLASYONSA BURADA YAPILSIN
İş Bankası kurallarında 'Spekülasyon yapana kredi vermeyeceksin' denir ama Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşları kumar bile oynayacaksa Kıbrıs'a gitmesin, kendi devletinin kontrolünde burada ne yapacaksa yapsın. Spekülasyonun burada yapacaksa yapsın.
Bu işin birkaç yönü daha var. Merkez Bankası Başkanı, banka kredilerinin cari açıkla ilişkisini söylüyor. Ama konu sadece bu değil ki. Dış ticaret açığının başka nedenleri var. Bir de ona bakalım. Başkan zaten bunu söylüyor. Bizim önlemler bunun bir parçasıdır diyor. Bakan'a söylediğimde, 'Haklısınız ama Gümrük Birliği bizi tahdit ediyor" diyor. O zaman o Gümrük Birliği'ni de tartışmaya açın.
- Etiketler:





























Yorum Yaz