2011 inşaatta ne getirecek?
2010 yılını beklenilenden daha iyi bir şekilde kapatmaya hazırlanan inşaat sektöründe gelecek yılın hazırlıkları şimdiden başladı. Sektörün birkaç aylık mola vermesine neden olacak 2011 seçimleri bile yeni projeleri ve umutları azaltmıyor. Genelde 2011’in iyi geçeceğine inanan sektörün kanaat önderlerine göre ise biraz temkinli olmak gerekiyor.
Kaynak: İNDERGİ
Ekonomik krizin etkilerini üzerinden iyice atan inşaat sektörü özellikle bu yılın sonuna doğru çıkışa geçti. İnşaat ile birlikte ona bağlı olan alt sektörlerde de hareketlilik yaşanıyor. Konut satışları referandumdan sonra artışa geçti. Zaten sektördeki birçok kişi de böyle bir canlanma yaşanacağını bekliyordu. Hazırlıklar da buna göre yapılmıştı. Projelerini çok önceden hazırlayan birçok inşaat firması sonbaharla birlikte harekete geçti. Cazip kampanyalar ve bankaların verdiği uygun kredilerle desteklenen konut satışları inşaat firmalarının yüzünü güldürüyor. TÜİK'in açıkladığı rakamlara göre yılın 3. çeyreğinde referandum ve bayramdan kaynaklı olarak konut satışlarında düşüş yaşansa da, 2010 son çeyreğinde satışların önemli oranlarda artması bekleniyor.
Başta konut olmak üzere sektörde işler olunda görünüyor. Sektörün belli başlı alt katmanlarında da gelinen nokta ve gelecek öngörüleri olumlu olarak değerlendiriliyor. Bu yıl içinde birçok gayrimenkul yatırım ortaklığı (GYO) halka açıldı. Buna son örnek Emlak Konut GYO oldu. Halka açılmalar gayrimenkul piyasası ve ekonomide derinlik sağlıyor hem de şeffaflık getiriyor. 2011 yılında da yeni GYO'ların halka açılması bekleniyor.
Diğer taraftan Avrupa'da 6. sırada bulunan Türk boya sektörü 2011 yılında üçüncülüğü hedefliyor. Pazardaki potansiyel de bu hedefin gerçekleşebileceğini gösteriyor. İnşaat malzemesi üreticilerine öncülük eden İMSAD ise yurt dışında atağa geçerken, Türk firmalarının müteahhitlikten sonra inşaat malzemesi üretiminde de adından söz ettirme hedefinde.
Alt sektörlerden son yılarlın gözdesi ise hiç kuşkusuz yalıtım. Yıldan yıla hızla büyüyen yalıtım sektöründe beklentiler 2011 yılında da yüksek. Çünkü hem enerji kimlik belgesi hem de yapı denetiminin zorunlu olmasının yalıtım sektörünün gelişimini hızlandırması bekleniyor.
İnşaat sektörünün en önemli ve büyük kolunu oluşturan alan ise konut yapımı. Bu alanda da sektörün karar vericileri 2011 yılından umutlu olmakla birlikte temkin de elden bırakılmıyor. İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) Başkanı Nazmi Durbakayım'a göre 2011 yılı, inşaat sektörü için çok önemli bir gösterge olacak. 2008 yılında yaşanan ekonomik kriz ve Türkiye'deki siyasal gelişmeler nedeniyle inşaat sektöründeki durgunlu hatırlatan Nazmi Durbakayım, durgun geçen dönemin ardından sektörde patlama yaşanacağına yönelik beklentilerin oluştuğuna dikkat çekiyor. Fakat Başkan Durbakayım, sektörde 2005 yılındakine benzer bir patlamanın yaşanabileceğine ise pek inanmıyor. Ekonomide açıklanan rakamların yüzeysel olarak 2011'in oldukça iyi geçeceğini gösterdiğini belirten Durbakayım, büyüme rakamlarının fazla gerçekçi olmadığının altını çizerek, bu nedenle 2011'e daha temkinli bakılması gerektiğini önemle ifade ediyor.
Geçmiş yıllardaki deneyimlerinin de 2011 için bazı ipuçları verdiğini anlatan Durbakayım, gelecek yıl yapılacak seçimlerin sektördeki hareketlilikte belirleyici olacağını söylüyor. İNDER Başkanına göre seçimden önceki 2 ay ve seçimlerden sonra yaz aylarında yaşanan durgunlukla birleşerek bu birkaç aylık süreç 2011'de yaşanacak büyümenin daha sağlıklı olmasına neden olacak.
GYODER Başkanı Turgay Tanes:
2011'de yeni arz-talep ve fiyat dengeleri oluşacak
Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Tanes, 2010 yılının ikinci çeyreğine ait veriler ve gelişmelerin toparlanma yönünde olumlu gidişatı işaret ettiğini, ancak sektörün kriz öncesi durumuna dönmesinin zaman alacağını söyledi. Küresel gayrimenkul sektöründe 2010 yılında dibe ulaşma ve dipte tutunma sürecinin yaşandığını ifade eden Tanes, “Tahminlerimiz, 2011–2012 yıllarında durağan piyasalar içinde yeni arz-talep ve fiyat dengelerinin oluşacağı, 2013–2014 yıllarında ise yeniden istikrarlı bir büyüme sürecine geçileceği yönünde. 2001 krizinin ardından hızlı bir ivme yakalayan sektörümüzün ancak 2012'de tekrar bu rakamlara ulaşılabileceği beklenebilir. Daha erken bir tarihte aynı seviyeye gelmeyi beklemek bizce gerçekçi olmayacaktır” dedi.
Tanes, 2010 yılının ikinci çeyrek döneminde Türkiye ekonomisinde yaşanan hızlı büyümenin, ekonomik beklentileri iyileştirdiğini ve sektörün temsilcileri için moral kaynağı olduğunu dile getirdi. Özel ve kamu inşaat harcamalarının genişlediğini, konut sektöründe de göreceli bir canlanmanın görüldüğüne işaret eden Tanes, “Alınan konut yapı ruhsatları ikinci çeyrekte genişleyerek sürdü. Konut satışları ise beklentilerin altında kaldı. Konut fiyatları ve kiralarında durgunluk sürüyor. Ticari gayrimenkuller içinde ise özellikle ofis ve alışveriş merkezi kiralama taleplerinde ve yeni yatırımlarda canlanma görülüyor. Lojistik ve sanayi alanları ise henüz sınırlı bir genişleme içinde. Bu yılın sonuna kadar gelişmelerin aynı düzeyde olacağını ve hızlı bir büyüme sürecine girilemese de olumlu gelişmelerin yaşanacağı, toparlanmanın devam edeceği bir dönem olacağını öngörmekteyiz” diye konuştu.
XPS Isı Yalıtımı Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kubilay Ulu:
Isı yalıtım sektörü 2011'de daha da büyüyecek
Renovasyon projelerinde yaşanan artışın etkisiyle ısı yalıtım sektörü 2010 yılını oldukça iyi tamamlıyor. Türkiye'de yaklaşık 2 milyar dolar büyüklüğe sahip olan sektör yılda ortalama yüzde 20 büyüme gösteriyor. Türkiye'de toplam ısı yalıtımı pazarı yaklaşık 7 milyon metreküp. Isı yalıtım pazarında XPS ısı yalıtım levhaları, hacim olarak yaklaşık yüzde 20–25, ciro olarak yine yaklaşık yüzde 25 pazar payına sahip.
XPS Isı Yalıtımı Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kubilay Ulu, yakında XPS ürünlerinin hak ettiği yüzde 35'lik seviyeleri yakalayacağını söyledi. Referans projelerin etkisiyle ürünlerin her geçen yıl artan pazar payı ile tercih edildiğini vurgulayan Ulu, aynı şekilde inşaat firmalarının da XPS levhalara yoğun ilgisinin olduğunu belirtti.
2011'den itibaren gerek Enerji Kimlik Belgesi'nin zorunlu olması gerekse Yapı Denetim Kanunu'nun tüm Türkiye genelinde uygulanacak olması sayesinde yeni yapılacak olan binaların yalıtımlı olacağını kaydeden Ulu, şunları söyledi:
“Çünkü binalarda kullanılan enerjinin yaklaşık yüzde 85'i ısıtma ve soğutma amaçlı kullanılıyor ve en büyük tasarruf, en az yüzde 50'lik bir oranla ısı yalıtımı sayesinde sağlanıyor. Bu da yalıtımlı bina sayısının artması ve sektörün büyümesi anlamına geliyor. Ama mevcut binaların da acilen yalıtılması gerekiyor. Tüketicilerde ısı yalıtımı bilincinin her geçen gün arttığı gözlemleniyor ancak yine de daha hızlı bir bilinç artışına ve finansal teşviklere ihtiyacımız olduğu ortada… Ancak bu sayede sektörün önü daha açık olabilir çünkü renovasyon pazarı yalıtım sektörü için çok büyük önem taşıyor.”
İMSAD Başkanı Orhan Turan:
‘Made in Turkey' imajı güçlendirilmeli
İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD) Başkanı Orhan Turan, 2007 yılından bu yana 8 çeyrektir küçülme yaşayan inşaat sektörünün 2010'un ikinci çeyreğinde yüzde 15,1 büyümeye ulaşmasının umut verici olduğunu söyledi. Turan, inşaat sektörünün Türk ekonomisine katkısının yüzde 7-8'e yükseleceğini öngördüklerini belirtti. Türkiye'nin 2009 yılında dünyada en fazla inşaat malzemesi ihracatı gerçekleştiren sekizinci ülke olduğunu vurgulayan Turan, 2023'te dünyada ilk üçe girmeyi hedeflediklerini ifade etti.
Türk inşaat malzemesi sanayinin dünyada rekabetçi olabilmek için kaliteyi yaşam biçimi olarak benimseyip “Made in Turkey” imajını güçlendirmesi gerektiğine dikkat çeken Turan, “İnşaat sektörüne artık Türk ekolü geliyor! Türk Müteahhitlerinin yurtdışı projelerinde Türk malı inşaat malzemesi kullanması özendirilmeli” dedi.
Türk inşaat sektörünün marka bilinirliğini artırmak için, Türk firmalarının yurtdışında firma satın almalarının teşvik edilmesi gerektiğini belirten Turan, inşaat sektörü için potansiyel oluşturan komşu ülkelerde ortak hipermarketler kurulmasını önerdi. Turan sözlerine şöyle devam etti:
“Yakın coğrafyamızda Türk malı algısını güçlendirecek stratejiler uygulamalıyız. İnşaat malzemeleri sektörü olarak ortak bir reklam ve tanıtım kampanyası gerçekleştirebiliriz. Türk ihraç malları fuarlarının ötesinde, inşaat malzemeleri sektörüne özel spesifik fuarlar düzenleyebiliriz. Yine Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın önderliğinde yakın coğrafyamızdaki 1 ve 2. kuşak ülkelerden firmaları ülkemize davet ederek, inşaat malzemesi üretici firmalara ziyaretler organize edebiliriz.”
Türk inşaat sektörünün toplam istihdamın yüzde 10'undan fazlasını sağladığını belirten Turan istihdam sorununu çözecek sektörlerin en başında inşaat sektörünün bulunduğunu ve desteği en başta hak ettiğini açıkladı.
BOSAD Başkanı Ahmet Faik Bitlis:
Avrupa'da üçüncülüğü hedefliyoruz
2 milyar dolarlık pazar büyüklüğü ile Avrupa'nın en büyük 6'ncı büyüğü olan Türk boya sektörü Avrupa 3'üncülüğünü hedefliyor. Boya Sanayicileri Derneği (BOSAD) Başkanı Ahmet Faik Bitlis, Türk boya sektörünün 2 milyar dolarlık pazar büyüklüğü ile Avrupa'nın en büyük 6'ıncı boya sektörü olduğunu belirterek, hedeflerinin Avrupa 3'üncülüğüne yükselmek olduğunu söyledi. Gelişmiş ülkelerde yıllık boya tüketiminin Türkiye'ye kıyasla 2,5 – 3 katı olduğunu dikkat çeken Bitlis, Türkiye pazarında alınacak çok yol olduğunu vurguladı. Bitlis, Türkiye'nin pazar potansiyelinin yüksekliği ve içinde bulunduğu coğrafyanın ülkemizi boya sektöründe avantajlı bir konuma getirdiğini kaydetti. Bitlis, Türkiye'nin Avrupa'nın ve dünyanın önemli boya üslerinden biri olabileceğinin altını çizdi.
İNDER Başkanı Nazmi Durbakayım:
2011 iyi olacak ama temkinli olmak gerekiyor
2005'teki konut talebindeki patlamanın ardından 5 yılda sektörde taşlar yerine oturma sürecine girdi. Müşteri seçiciliğinin arttığı bu dönemde, sektörün gerçek oyuncularının art arda proje gerçekleştirdiğine tanık olduk. Doğal seleksiyonun yaşandığı bu süreçte, sadece marka olmuş firmaların projeleri talep görürken, gayrimenkul sektörüne vur-kaç yaparak giren birçok firma şapkalarını önlerine alıp sektörden ayrıldı. Çünkü bilinçli tüketicinin ağır bastığı bu dönemde, hangi projeyi, ne zaman, kime ve ne kadara satacağını bilen markalar rağbet gördü. Günün şartlarına göre proje gerçekleştirmekle yetinmeyen markalı yapımcılar, satış sonrası hizmetleri de müşterilere sunarak talep görme oranlarını yukarıda tutmayı başardı.
Diğer taraftan tüketicilerin konut alışkanlıklarında büyüklük, nitelik ve nicelik değişimi son yıllarda büyük bir hız kazandı. Yıllardır gereksiz büyüklüklerde daire sahibi olmaya çalışan Türk insanı, bütçelerine uygun, kullanım maliyeti düşük daireleri tercih etmeye başladı. Buna bağlı olarak bireysel kredilerin rahat bir şekilde bulunabilme ortamı doğdu. Bankaların kredi verme isteği markalı projelerde daha fazla arttı. Sektörde kalıcı olmak isteyen markalar, bir projenin tamamlanmasıyla müteahhitlik görevinin sona ermediğini anladı. Yapılan projede vaat edilen yaşam standartlarının ve tarzının sağlanabilmesi için gerekli hizmetlerin tam olarak verilmesi gerektiği görüldü. Yani, site yönetimi, güvenlik gibi satış sonrası hizmetler de artık projeyi gerçekleştiren müteahhitler tarafından yapılmaya başlandı.
Sektörde büyüme yaşanıyor
Referandum sonuçlarının inşaat sektörünün canlanmasına etkisi oldu ancak sektördeki canlanmayı tamamı ile referanduma bağlamak doğru olmaz. Dikkat edilirse referandum tarihi, yaz aylarının sonunda ve okulların açılmasından hemen önce gerçekleşti. Yani inşaat sektörünün en durgun olduğu yaz ayının ve ramazan ayının sonunda gerçekleşti. Konut yapımcıları yılın son çeyreğinin önceki iki aya göre daha iyi geçeceğini biliyordu. Birçok firma mevcut konut stokunu eritmek için sonbaharı bekliyordu. Bu nedenle yoğun bir kampanya furyası başladı. Bunlara ek olarak sektörün belli başlı firmaları bu dönemde yeni projelerinin temelini atarak konut piyasasına yeni fırsatlar sundu. Sözünü ettiğimiz bu dönemde sektörün büyüdüğünü söylemek mümkün, ancak yüzde 10'un üzerinde bir büyüme gerçekleşmedi.
Temkinli olmak gerekiyor
2011 yılı, inşaat sektörü için önemli bir gösterge olacaktır. 2008 ile 2010 döneminde yaşanan uluslararası finansal kriz ve Türkiye'deki siyasal gelişmeler nedeniyle durgun geçen gayrimenkul sektöründe patlama yaşanacağına yönelik beklentiler oluştu. Söz konusu dönemde gerçekleşen ekonomik daralmanın doğal sonucu olarak yaşanan büyüme, başta gayrimenkul olmak üzere genel ekonominin 2011'de daha önce 2005'te olduğu gibi altın bir yıl geçireceği izlenimi yarattı. Ekonomide açıklanan rakamlara yüzeysel bakacak olursa, 2011 yılı oldukça iyi geçecek. Ancak büyüme rakamlarının biz inşaat sektörünün bire bir içinde olanlar için fazla gerçekçi olmaması, 2011'e daha temkinli bakmamız gerektiğini ortaya koyuyor. Önümüzdeki yılın kötü geçeceğini söylemiyoruz ancak harika bir yıl olacağını da savunmuyoruz. Bu bakış açısına sahip olan sadece biz değiliz.
Uluslararası finansal kurumların 2011 beklentileri de aynı paralellikte. Yurtiçi ve yurtdışı beklentiler arasında sadece bir fark var. Bu da, gelecek yıl Türkiye'de genel seçimlerin olacağı ve buna bağlı olarak ekonomideki seyrin olması gereken ivmeden çok az sapmaya neden olacağıdır. Nitekim geçmiş yıllardaki deneyimlerimiz; gelecek yılki genel seçimlerde de, aynı referandumda olduğu gibi seçimden önce ve seçimden olmak üzere iki ayrı bir dönem yaşanacağını öngörüyoruz. Yılın ortasında yapılacak genel seçimler öncesinde birçok yeni projenin satışa çıkmasına bağlı olarak sektörde hızlı ama kısa süreli bir hareket olur diye düşünüyorum. Seçimden önceki 2 ay olağan durgunluk, seçimlerden sonra yaz durgunluğu ile birleşir ve yaklaşık bu 4 aylık süreç 2011'de büyümenin daha sağlıklı olmasına neden olur.
Ziya Yılmaz / Dap Yapı Yönetim Kurulu Başkanı:
2011'de 500 milyon dolarlık yatırım yapacağız
Yeni ve güzel projeler üretildikçe 2011'de daralmayı aşacağımıza inanıyorum. Uzun yıllar şehir içinde, daracık sokaklarda, yeşil alanları kısıtlı, otopark yerleri olmayan, kısaca sosyal donatı alanlarından mahrum yaşayan halk, yeni ve düzenli yerleşimlere daha iyi sosyal donatı ve sosyal yaşam alanlarına deprem korkusunu da ekleyerek geçiş yapıyor. Yurtdışında, önünden geçerken durup seyrettiğimiz binaların benzerlerini artık bizler de üretiyoruz. Türkiye'de orijinal tasarımları olan, gelecek nesillere kalacak ve değerini uzun yıllar boyunca koruyacak binalar inşa ediliyor. Bugün dünyada en gelişmiş ekonomi ve teknolojiye sahip olmadığımız halde, dünyanın müteahhitlik sektöründe Çin'den sonra gelmemiz sektörün ne kadar başarılı ve güvenilir müteahhitler yetiştirdiğinin göstergesi.
Satışların artacağı beklentisiyle birbirinden güzel üretimlerin sunulduğu bir ortamda neredeyse her hanede bir işsiz olması ise büyük talihsizlik. Alım gücünün düşmesi sektörü zorluyor. Buna rağmen büyük oyuncuların hız kesmediği görülüyor. Üst segmente hitap eden projelerin yanında ‘erişilebilir' konut üretiminin de artması sevindirici. Herkes ‘erişilebilir' konut yapma peşinde, çünkü satılabilir olduğunu gördüler.
Biz ise Dap Yapı olarak standart konut üretmiyoruz; butik imalat yapıyoruz. Projelerimizin tasarımı ve üretimi uzun zamanlar gerektiriyor. Bu yöntemle zaten binlerce konut üretilemez. Piyasada çok sayıda oyuncunun aktif olmasını ekonomi açısından pozitif bir gelişme şeklinde değerlendirmekle birlikte, vatandaşlara ‘başladığı projeleri bitiren, rüştünü ispat etmiş müteahhitleri seçin' demeyi görev sayıyorum. Bir projenin üretiminde, yapılacak yatırımın en az yüzde 40'lık bölümünün kaynak temininden sonra üretime başlanmalı.
Krizde özellikle Baltık ülkeleri, İzlanda ve İngiltere gibi ülkelerde konut fiyatlarında düşüşler yaşandı. Biz de projelerimizde alıcıya bir takım ödeme kolaylıkları sunmaya karar verdik. Dap Yapı'nın öz kaynakları ile sıfır peşinatla özel ve esnek ödeme planları sunduk.
Çoğu zaman alıcıya sunduğumuz kaliteli projelerle talebin oluşmasını sağladığımızı söyleyebiliriz. Başka bir deyişle talebe paralel arz yapmıyoruz; projelerimiz ilgiyle takip edildiğinden talep zaten oluşuyor. Anadolu yakasında sahil yolunda ilerlerken “yelkene benzeyen kuleler” diye kime sorsanız bilir.
2011'de 3 proje daha geliyor
Ürettiğimiz binlerce konutu daima söz verdiğimiz tarihten önce ve vaat ettiğimiz kalitede teslim ettik. Konumlandığımız bölgelerde önce semtin, ardından şehrin çehresini değiştirecek kadar iddialı olduk. Gittiğimiz yerlere katma değer kazandırdık. Türkiye'deki birçok binada teknoloji ancak o günün şartlarını karşılayacak ölçüde yapılıyor. Çünkü yarının teknolojisinin maliyeti var. Biz bu maliyetleri göze aldık ve binalarımızı en modern şekilde inşa ettik.
2011'de 3 yeni projeye başlayacağız. Projelerin ikisi Maltepe'de, biri Çağlayan'da inşa edilecek. 800-1000 adet civarında konut ve iş yeri üretmeyi planlıyoruz. Yatırımlarımızın toplam maliyeti 500 milyon TL. Maltepe'de yükselecek olan yeni projemiz Dap Royal Center da kısa sürede ünlenerek şehrin en tanınan projelerinden biri haline gelecek. Şimdilik sadece İstanbul'da proje üretiyoruz; çünkü bu şehirde daha yapacak çok işimiz var. Yatırım olarak ise E-5'in altından Beykoz'a, oradan Sarıyer, Şişli, Bomonti ve Kağıthane'ye doğru geniş bir alanla ilgileniyor ve merkezi konumlarda arazi geliştiriyoruz.
İlhami Seven / Sevenler İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı:
Sektör seçimden sonra hareketlenecek
İnşaat sektöründe 2011 yılında önemli değişiklikler bekliyoruz. Haziran ayında yapılacak olan seçimlere kadar şimdiki seyrini sürdürecek olan sektörümüzde seçimlerden sonra pozitif gelişmelerin olacağını düşünüyor.
Şirketimiz 2010 yılı itibariyle elindeki alt yapı projelerini bitirip teslim etmiş olup 2011 yılında ise tamamen konut işinde yoğunlaşma kararı aldı. Buna göre önümüzdeki üç ay içinde Kartal'da konut-işyeri projesi uygulamaya geçireceğiz. Bu süre içinde de Kalamış'ta konut-işyeri ve Bodrum'da villa projelerimizin uygulamaya yönelik ön çalışmaları tamamlayacağız.
Hasan Rahvalı / Ağaoğlu Şirketler Grubu Genel Müdürü:
2011'de büyük projeler satışa çıkacak
2009 krizi sonrasında 2010 yılında faiz oranlarının düşük düzeylerde kalması nedeniyle konut inşaatları arttı. Dolayısıyla satışlarda da artış oldu. Türkiye'de inşaat sektörü 2010 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 21,9 gibi rekor bir büyümeye imza attı. Konut özelinde küçülme içerisinde olan dünya ekonomilerinin aksine Türkiye'de konut büyüme oranı artış gösteriyor. Kullanılan konut kredisi stoku da 5 milyar TL'nin üzerine çıkarken büyüme devam ediyor. 2010 yılının ikinci çeyreğinde kullanıma sunulan konut sayısı ise 77 bin 600'dür. Bu genişlemede faiz seviyeleri çok etkilidir. Bu seviyeler son 2 yılın en düşük faiz oranlarıdır. 2010 yılı sonunda ruhsat alınan daire sayısının 650 bin olacağı tahmin ediliyor. 2011 yılı özellikle konut inşaatı açısından olumlu beklentiler ışığında yeni büyük montanlı projelerin üretime başlayıp pazara çıkacağı yıl olacaktır. Ayrıca büyük konutlardaki yüzde 18 KDV oranının sadece 150 metrekareyi geçen kısmı için alınması konusunda yapılacak bir düzenleme ile ve ‘Yabancıya Konut Satışında Karşılıklılık' ilkesinin kaldırılması durumunda sektörün dünya çapında dikkatleri üzerine çekecek bir sıçrama yapabileceğini söyleyebiliriz.
Konut projelerimizde ise bu yıl Ayazma'da başladığımız My World Europe projesinin inşası devam ediyor. Yine bu yıl içerisinde ‘10 bin peşin daire senin' kampanyamızı taşıdığımız My Towerland'de devam eden projelerimiz arasında.
Ağaoğlu Türkiye'nin en büyük portföyüne sahip markası olarak İstanbul Bomonti'de toplam 17 bin metrekarelik araziyi ve Bahçelievler'de 42 bin metrekare büyüklüğünde Ateş Tuğla Fabrikası'nı portföyüne katmış bulunuyor. 2011 yılı içerisinde bu arsaların proje çalışmalarına başlayacağız. Yine Bahçelievler ve Bahçeşehir'de de projelerimiz başlayacak. Şu anda aynı anda devam eden toplam 11 bin 700 konutluk projemiz ve portföyümüzde 30'a yakın arazimiz mevcut.”
Cemal Sadıkoğlu / Sadıkoğlu İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı:
Konutta 2011 daha iyi geçecek
2011'de sektör dalgalı bir seyir izleyecek. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi, İstanbul'da nüfusun artış göstermesi ile kamusal alanların küçülmesi, yeşil alan eksikliği, çarpık kentleşme ve konut yetersizliği gibi sorunlar ortaya çıkacaktır. Mevcut konut stokunun önemli bir kısmının yenilenmesi ihtiyacı da kentsel dönüşümü tetikleyecektir. Yine de, 2008-2010 dönemini değerlendirecek olursak, yapı sektöründe bir toparlanma var. Ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda artık daha fazla toplu konut projeleri ve daha çevreci mekanlar görüyoruz. Yenileme pazarını da değerlendirecek olursak 2011'in daha iyi geçeceğini söyleyebiliriz. Yabancı sermayenin de ülkemize bakısından dolayı sıcak para gireceğini tahmin ediyorum. Dolayısıyla bunun satışlara yansıması, doğru yerde ve doğru proje yapan inşaatçılara avantaj sağlayacaktır.
Yapılan projelerin, mimari tasarım, imalat ve malzeme yönünden daha kaliteli olması gerekiyor, çünkü alıcıların daha bilinçli olduğu bir dönemdeyiz. Özetlemek gerekirse: ‘Doğru yer, doğru proje, yeterli kazanç'.
2011'de Çamlıca Ünalan'da, 11.650 metrekare üzerinde gerçekleştirilen New City Konutları projesinin ilk etabını tamamlayıp teslim etmeyi ve New City 2 projesine başlamayı hedefliyoruz.
Bunun yanı sıra yüksek teknolojinin yüksek bir yasam konforuna dönüştüğü 17 bağımsız bölümden oluşan Caddebostan Residence projesini tamamlıyoruz. Ayrıca, yeni proje çalışmaları geliştirmeyi planlıyoruz.
Melih Tavukçuoğlu – Tavukçuoğlu Gayrimenkul İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı:
2011 yılında tüketici alıma geçecek
Türkiye'de, özellikle İstanbul'daki eski yapı stokunu göz önünde bulundurursak inşaat sektörünün her yıl bir önceki yılın 2 katı daha büyümesi zorunluluğunu görmek gerekiyor. Ancak eski yapı stokunu yenilemek için devlet destekli ve uzun vadeli bir plan gerekli. Bu yıl bu konuda önemli adımlar atıldı. 2011'de de küresel ekonomik krizin bir kademe daha gevşemesi, FED kaynaklı parasal genişlemenin tüm dünyayı etkisi altına alacak bir likidite bolluğu oluşturması, mortgage faizlerindeki tarihi düşük seviyeler ve ülkemizde de siyasi belirsizliklerin ortadan kalkması ile insanlarımızın yeniden alıma geçeceğini düşünüyorum.
Yine İstanbul üzerinden konuşacak olursak, şehrin banliyölerindeki konut stoku çok yüksek düzeyde ve hâlâ yeni gayrimenkul projeleri geliştiriliyor. Gerçi son dönemde şehrin merkezindeki eski sanayi bölgeleri hızlı bir değişim geçirerek konut ve ticaret alanları haline geliyor. Mesela Şişli Bomonti çevresi buna iyi bir örnek olabilir. İstanbul'un trafik altyapısının eksikliği banliyöde oturan nüfusu zorluyor gerçekten de. Trafikte saatlerini geçirmek istemeyen ve satın alma gücü yüksek kitle yeniden şehre dönme eğilimde. Yeni projelerin tamamlanmasıyla birlikte kente göç trendinin artacağını düşünüyorum.
Tabii inşaat sektörünü sadece yurtiçi ve konut merkezli değerlendirmemek gerekiyor. Türkiye'nin dev müteahhitlik firmaları var ve bunlar dünyanın birçok noktasında dev bütçeli taahhüt işleri yapıyor. Engineering News Record'da birçok Türk müteahhitlik firması bulunuyor. Yani aslında inşaat hizmeti önemli bir gelir kaynağı ülkemiz için. Bu gelirin daha da artırılması için yurt dışıyla bağlantılı çalışan ciddi müteahhitlik firmalarına doğrudan siyasi destek vermek gerektiğini düşünüyorum.
Bir de ayrıca yabancılara konut satımı konusunda Türkiye'de gerekli yasal düzenlemeler yapılmasını elzem buluyoruz. Bürokratik işlemlerin uzunluğu gibi konularında daha esnek ve meseleleri biraz daha pozitif görme bakış açısına sahip olmalıyız. Bugün ve geçmişte de İspanya modeli uygulamalarının ülkelere ciddi bir döviz girişi sağladığını görüyoruz. Küresel ekonomik krizin etkisinin azalması ile alımlarına ara veren İngiliz ve Almanların ikincil ev pazarını 2011 ve 2012'de tekrar harekete geçireceğin, bundan ülkemizin de faydalanması gerekliliği gözlerden kaçmamalı.
Siyasi belirsizliklerin aşılması ve mortgage faizlerindeki düşüşler de yeni projelerimize ivme kazandıracaktır.
Biz şirket olarak şehir içindeki gayrimenkul gelişimini izlemeyi ve bunlar üzerine proje üretmeyi tercih ediyoruz. 2011 yılında da proje çalışmalarımız bu yönde ilerleyecek. Ancak şehir içinde gayrimenkul projesi geliştirirken yaşanılan en büyük sorun bölgedeki arsa sıkıntısı. Bu yüzden eski yapıları yıkarak yerine nitelikli konut projeleri üretmek için hem bina sahipleri ile uzun ve çetin pazarlıklar yapıp hem de zorlu imar mevzuatları ve buna bağlı bürokratik sorunlarla uğraşmak zaman alıyor. Ama bu süreçleri başarıyla atlatıp inşaatı da zamanında tamamladığımızda hem bina sahipleri hem de binanın bulunduğu çevre bu değişimden pozitif yönde etkileniyor. Bu da yeni projeler için önümüzü açıyor açıkçası.
Necati Akyazıcı / Canan Yapı Yönetim Kurulu Başkanı:
2011 inşaat sektörü için patlama yılı olacak
2008 global krizinden olumsuz etkilenen inşaat sektörü için 2010 yılı bir toparlanma yılı olarak seyrediyor. Ekonomik göstergeler inşaat sektörünün hızla canlanması yönünde.
Yıllık mevduat faizleri ile kredi faizlerinin tek hanelere düşmesi, yine düşük enflasyon ve yüksek büyüme rakamları ile oluşan istikrar ortamı sektörün hızlı büyüme yapması için en uygun ortamı oluşturuyor. Finans otoriteleri de gelişmekte olan ülkelerde paranın yönünün inşaat ve gayrimenkule kaydığını belirtiyor.
Tüm bu değerlendirmeler 2011 yılının özellikle genel seçimler sonunda inşaat sektöründe bir patlama yapacağını gösteriyor. Canan Yapı 2011 yılının, inşaat sektörü için bir patlama yılı olacağını düşünerek yeni projeler için yatırım arayışını sürdürüyor.
- Etiketler:





























Yorum Yaz