Melkan Gürsel Tabanlıoğlu: Her tasarım yerine ait olmalı!
Haberler / Mimarlık / Melkan Gürsel Tabanlıoğlu: Her tasarım yerine ait olmalı!

Melkan Gürsel Tabanlıoğlu: Her tasarım yerine ait olmalı!

Mimarlık 26.12.2012 14:43

Kurulduğu günden bu yana Türkiye'nin ve dünyanın önemli merkezlerinde birçok projeye imza atan Tabanlıoğlu Mimarlık, son dönemlerde layık görüldükleri uluslararası mimarlık ödülleriyle bir kez daha başarılarının altını çiziyor

 

Melkan Gürsel Tabanlıoğlu, Tabanlıoğlu Mimarlık 1956-1990 yılları arasında Hayati Tabanlıoğlu'nun önderliğinde başta İstanbul'da yer alan Atatürk Kültür Merkezi (1956-1977) olmak üzere Erzurum Atatürk Üniversitesi (1958-1970), İstanbul Atatürk Havalimanı (1969-1984) gibi çok önemli projeleri gerçekleştirdi. Türkiye'de modern anlamda ilk alışveriş merkezi olan Galleria Alışveriş Merkezi de (1986) Hayati Tabanlıoğlu tarafından tasarlandı. Hayati Tabanlıoğlu'ndan başlayarak Tabanlıoğlu Mimarlık'ın Türk Mimarlık Tarihi içindeki önemi konusunda siz neler söyleyebilirsiniz? 
 
Onu bugünden, bizim değerlendirmemiz mümkün değil. Belki bir sonraki nesil bu saptamayı yapabilecek. Ancak Hayati Bey'in modern mimarlık ve çağdaş örnekler vermek adına, sizin de belirtmiş olduğunuz örneklerle, sembol yapılara ve ilklere imza attığı bir gerçek. Tabanlıoğlu Mimarlık olarak biz de bugün aynı şekilde örnek oluşturacak ilklerle, kent yaşamına doğru ivmeler kazandırmaya gayret ediyoruz. 
 
Son dönemlerin en çok konuşulan, tartışılan konularından biri olan Atatürk Kültür Merkezi'nin son durumu nedir? Ayrıca SALT Galata, Açık Arşiv'de 6 Ocak 2013'e kadar devam eden "Modernin İcrası: Atatürk Kültür Merkezi, 1946-1977" isimli serginin bu bağlamda önemini anlatabilir misiniz? 
 
Hepimizin basından da takip ettiği üzere yenilenme süreci devam ediyor. Gelecek yılsonuna doğru İstanbul'un bu değerli kültür yapısının, en etkin biçimde yeniden hayata dahil edilmiş olacağını umuyorum. Ocak ayı başına kadar sergiyi ve binayı bire bir görebilmemizi sağlayan kesit maketi izleyerek, binanın yapını süreçleri ile ilgili detaylı bilgiye ulaşmak mümkün. 
 
Hayati Tabanlıoğlu, oğlu Murat Tabanlıoğlu ile birlikte 1990 yılında Tabanlıoğlu Mimarlık'ı kurdu, siz de 1995 yılında şirkete katıldınız. Bu dönemden sonra firmanız faaliyet alanını geliştirerek sadece mimarlık değil daha geniş bir yelpazede hizmetler vermeye başladı. Bu bütünsel yaklaşım ve değişimden sonra ele aldığınız projeler hangileridir? 
 
Yenilenmeye ve hızla değişen dünyaya uyumla, değişime açık durarak yerel değerleri güncel koşullarda yeniden ele alarak tasarımlarımızı geliştiriyoruz. Mimarlığın tasarını niteliği ile birlikte disiplinler arası koordinasyon olduğu bilinci ile mühendislikten sosyal bilimlere, konusunun en iyilerine danışmaya önem veriyoruz. 
 
Bünyenizde kaç kişilik bir ekip çalışıyor ve bir projenin başlangıcından bitimine kadar, Tabanlıoğlu Mimarlık'ın mimari tasarım felsefesi projeyi nasıl etkiliyor? 
 
Biz takım ruhuna inanıyoruz. Ofisimiz Murat Tabanlıoğlu'nun ve benim süpervizyonumda, neredeyse müstakil beş ayrı stüdyodan oluşuyor. Her grubun başında bir kıdemli mimar ve onların da her projesinin liderliğini yapan bir kaptan mimar var. Şu anda İstanbul'daki ana ofisimizin yanı sıra Ankara ve Dubai'de de ofislerimiz var. 120 kişiyi aştık. Kentsel yaşamın değişen ihtiyaçlarını tespit eden, yenilikçi çözümler arayan bir mimari yaklaşımımız var. İçinde bulunduğunuz zamanı yakalamak, ifade etmek, hatta geleceğe taşımak, bu koordinatları öngörürken geçmişin izlerine de saygılı olmak zorundasınız. Biz her projemizden önce oldukça geniş etütler yapıyoruz; trafik, çevre, insan ve yapı dokusu, sosyolojik bağlamda araştırmalar... Her tasarım yerine ait olmalı her şeyden önce ve doğal kaynakları akıllıca kullanmanın yöntemlerini tasarıma entegre etmek olmazsa olmaz kriterimiz. İnsanların yaşam standardını iyileştiren mekanlar ve alanlar üretmek ve bunu insanların kolaylığı, mutluluğu için yapmak bizim için anlamlı. 
 
Öncelikle tebrik ediyoruz. Tabanlıoğlu Mimarlık, bu yıl Astana Medya Merkezi projesi ile Cityscape Global 2012 Mimarlık Ödülleri'nde "Uygulanmış Kamu&Kültür Projesi" dalında ve Bodrum Havalimanı ise Ulaşım dalında WAF'ta büyük ödüle layık görüldüler. Bu ödülün önemi ve proje hakkında neler söyleyebilirsiniz? 
 
Tabanlıoğlu projeleri ulusal ve uluslararası değerlendirmelerde ve yarışmalarda birçok ödüle değer bulundu. Tabi ki gurur verici. Bu tür uluslararası mimari başarılar, Türkiye'nin artık tekstil, tarım ve sanayi ürünlerinin yanı sıra "tasarım" ihraç eden çağdaş entelektüel kapasiteye ulaştığının bir göstergesi olması açısından ayrıca önem taşıyor. Zamana ve yerine uygun olmasına özen göstererek, her gün öğrenerek, projelerimizi en doğru şekilde yapmaya çalışıyoruz. Ödüller önemli fakat binalar daha uzun ömürlü ve insanların yaşamının bir parçası. 
 
Tabanlıoğlu Mimarlık, Cityscape Global Mimarlık Ödülleri'nde geçmiş yıllarda da "İstanbul Modern", "Galataport", "Kanyon", "DMC Ankara", "Levent Loft", "Zorlu Center", "Tripoli Kongre Merkezi" ve "Dubrovnik Libertas Otel" projeleri ile birçok farklı dalda büyük ödüllere layık görülmüştü değil mi? 
 
Evet. Cityscape ve diğer uluslararası birçok ödül aldı bahsetmiş olduğunuz projeler. 
 
Tabanlıoğlu Mimarlık, 2011 yılında da Loft Bahçe projesi ile dünyanın en prestijli değerlendirmelerinden biri olan Uluslararası RIBA Mimarlık Ödülü'nü alarak, mimarlık dünyasının odağına yerleşmişti. RIBA Mimarlık Ödülü'nün önemi konusunda neler söyleyebilirsiniz? 
 
2011 yılında Loft Bahçe projesiyle kazandığımız "RIBA International Avvards" uluslararası anlamda önemli bir kriter. 2005 yılından bu yana dünyanın her yerinde RIBA (Britanyalı Mimarlar Kraliyet Enstitüsü) üyesi mimarlar tarafından gerçekleştirilmiş olan projelerin, mükemmelliğini değerlendiren bu ödül Stirling Prize. Pritzker Prize gibi ödüllerin sahiplerinin layık bulunduğu. Türkiye için de bir ilk ve umut verici bir ödül. 
 
Tabanlıoğlu faaliyet alanını giderek genişletiyor. Şimdi de Dubai'de bir ofis açtınız. Bu açılım başarıların gerektirdiği bir gereksinim sanırım. Buradaki gelecek projeleri nelerdir? 
 
2008 yılından itibaren duraklayan inşaat yatırımlarına rağmen Dubai'de bir proje gerçekleştiriyor olmak anlamlı. Çünkü kentin ihtiyacı olan özgün bir proje önerisi, yatırımcı için de ilgi çekici oldu. Bunun gibi gerçek ihtiyaçları karşılayan projelerin yeni gelişmelere ve yatırımlara yön vereceğini düşünüyorum. 
 
Tabanlıoğlu Mimarlık tarihinde mihenk taşı olan projeleri bir de sizden dinleyebilir miyiz? İstanbul Sapphire, Zorlu Center, Kanyon gibi.
 
Büyükdere Caddesi, kentin merkezi, iş alanı olma altyapısı ve çağdaş mimarlık örneklerinin neredeyse bir podyumu olarak gelişmesiyle de ilintili olarak Tabanlıoğlu projelerinin de diğerleri ile birlikte yer aldığı bir alan. İstanbul'un kırsalı konumundan, özellikle ilaç endüstrisine ait üretim binalarının yer aldığı bir alana dönüşen, 80'li yıllardan itibaren ise,  öncelikle bankaların ve diğer ofis yapılanmalarının yükseldiği merkezi iş alanını oluşturmaya başlayan bölgede. 2000'lere kadar müteahhit firmaların kendi bünyelerindeki mimarlarla inşa ettiği ya da Amerikalı firmaların projelerinin uygulandığı bir gelişme izlendi. 2000'de yapılan davetli yarışma sonucu Los Angeles'tan ilerde ve İngiltere'den Arup'la birlikte oluşturulan üçlü konsorsiyumla, bölgede ilk binamız olan Kanyon projesine başladık. Kanyon'la başlayarak bu caddeyi bir bulvar olarak algılayan, yaya önceliklerini öngören yaklaşımımız önemli. Bu hattı geceleri boşalan, ofislere terkedilen bölge olmaktan çıkartan konut yapılanmaları ile bu kentsel değişim iyice vurgulandı. Yıllardır kullanılmayan bir strüktürün dönüşümüyle gerçekleşen Levent Loft'un gördüğü talebi değerlendiren yatırımcı, hemen arkadaki arsayı da satın alarak Levent Loft'a kardeş bir proje daha istedi. Orta büyüklükte bir kule olan Loft Bahçe, aynı dili konuşsa da ilkinden farklı, kapalı ve yarı-açık mekanların birleştiği konut konsepti ile özgün bir proje olarak gerçekleşti. Yine aynı hat üzerinde, yüksek bir yapının sadece rezidans olarak tercih edildiği, girişte yer alan alışveriş merkezi ile İstanbul Sapphire dünya standartlarında bir örnek oluşturdu. En tepede yer alan seyir terası ve restoran katı ile Sapphire, konut kullanıcılarının dışında tüm kentliye İstanbul'u 360 derece görme imkanı tanıyor. Yeni projelerimizden, yine Büyükdere Caddesi üzerinde. Levent Loft'a komşu arazide. Deva İlaç Fabrikası olarak bilinen alan üzerinde gerçekleştirilecek olan ofis binası Zorlu Levent, bu bölgedeki, fabrika arazileri olmaktan kaynaklanan diğerleri gibi ince, uzun arazinin bulvar üzerindeki girişinde, diğer yüksek binalara uyumla 170 metrelik bir kule ile onun arkasındaki arazinin uzunluğu boyunca yerleştirilen yatay bir blok olarak planlandı. Boğaziçi Köprüsü girişinde yer alan Karayolları arazisinde Zorlu Center için gerçekleştirilen uluslararası yarışma sonucunda Emre Arolat Architects ile birlikte gerçekleştirdiğimiz projenin inşaatı sürüyor. 
 
Bu binaların her biri diğerinden farklı, aynı yakın çevreyi paylaşsalar dahi her proje, bulunduğu konumda ve farklı işlevleriyle, özgün bir proje olmak zorunda. Dolayısıyla hiçbiri diğeri ile yarışmıyor, bulunduğu yer ile uyumlu olarak kente karışıyorlar. 
 
Krasnodar Arena çok ilginç bir proje. Yenikapı Transfer Point &Archaeo Park projesi de öyle. Bu projeler ile ilgili gelişmeler nelerdir? 
 
Krasnodar Arena Projesi davetli bir yarışmaydı, henüz süreç tamamlanmış değil. Yenikapı Yarışması sonucunda gerçekleşecek durum hakkında ise kesin bir bilgim yok. 
 
Hangi şehirde gerçekleşeceği Eylül 2013'te ilan edilecek 2020 Olimpiyatları'na ev sahipliği için İstanbul ve Madrid'le birlikte yarışan Tokyo, "Japonya Yeni Ulusal Stadyumu" tasarımı için seçkin mimarlık ofisleri arasında gerçekleşen uluslararası bir yarışma düzenledi ve siz bu yarışmada 11 finalistten biri olarak dünyadaki önemli mimari ofisler arasındaki yerinizi bir kez daha kanıtladınız. Sonuç için ne diyorsunuz? 
 
Katılım kriterleri çok yüksek olan uluslararası bir yarışmada, jüri başkanı Tadao Ando'nun tanımıyla "Dünyamızın yeniçağı için standart oluşturacak bir mimarlık ürünü" olmaya aday on bir projeden birini gerçekleştirmiş olmaktan tabii ki gurur duyuyoruz. 
 
Yurt dışında, Dubai, Libya, Ekvator Ginesi, Kazakistan gibi birbirinden çok farklı ülkelerde projeler gerçekleştirdiniz. Özellikleri nedir bu projelerin? 
 
Dünya kültürlerine açılan ve farklı dilleri bir araya getiren güçlü bir temsiliyet figürü olarak, dünya liderlerini doğal bir ortamda ağırlayan Tripoli Kongre Merkezi 2010 yılında tamamlandı, burada gerçekleşen toplantı sırasında binayı çok beğenen Ekvator Ginesi Başkanı bizden kendisi için de bir bina tasarlamamızı istedi. Atlas Okyanusu kıyısında bir Orta Afrika ülkesi olan Ekvator Ginesi'nin başkenti Malabo'da Afrika Birliği toplantılarına ev sahipliği yapmak üzere geçen yıl Haziran ayında açılan Sipopo Kongre Merkezi, gelişen Afrika'nın çağdaş yüzü oldu. Mimari anlamda Amerika'nın ve dünyanın en köklü dergilerinden "Architectural Record" Ağustos 2012 sayısında Sipopo Kongre Merkezi'ni Afrika Kıtası'nın sembolü olarak kapaktan yayınlandı. Bu da bize fonksiyonlarını gerçekleştiren doğru bir bina olmaktan öte, amaçladığımız gibi yerine has bir proje gerçekleştirmeyi başardığımızı vurguluyor. 
 
AKM, İstanbul Modern Sanat Müzesi gibi kültür yapılarının mimarı olarak bu anlamda da ilklere imza attınız. Hasköy İplik Fabrikası'nda başlattığınız hareket de bunlardan biri. Bu vesileyle, Galerist ile ilişkinizi anlatabilir misiniz? 
 
İstanbul binlerce yıllık kent geçmişi ile varolan dokuya sadık kalınması gereken, dünyanın değerli şehirlerinden biri. Bugün İstanbul gibi tarihi bir altyapısı olan tüm kentler bulunduğumuz çağa uyumla değişiyorlar. Bu süreçte "tarihi ve kültürel mirası koruma", varolan "dokuya uyum" kriterlerine ve "sosyal varoluş biçimlerine" saygı göstermek kadar, içinde bulunduğu zamanın izini "geleceğe iletmek" bir kent meselesidir. Ortağı olduğum Galerist, sergileriyle ve bu sergileri tamamlayan toplantılarla, bu mekanın farklı kullanımı için attığımız adım ve öngörümüz çok hızla yerini buldu. Hasköy İplik Fabrikası'nda gerçekleşen kültür ve sanat olayları ve sosyal etkinlikler dikkat çekiyor ve bu yapının kendisinin olduğu kadar çevresinin de geleceği ile ilgili umut veriyor, yön gösteren bir işaret oluyor, umarım. 
 
Ümmühan Kazanç / Artam