Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu

Yatırım izni tek merkezden!

Sektörden Haberler Zeynep Karabağ 14.09.2016
EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, Hürriyet ile söyleşisinde enerji piyasalarına yönelik önemli mesajlar verdi.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, enerjide izin süreçlerinin sadeleştirileceğini söyledi. Özellikle yenilenebilir enerji yatırımlarında izin süreçlerinin çok uzun olduğunu ve şirketlerin bazen 70'i aşkın kurumdan izin almak zorunda kaldığını anlatan Yılmaz, “Orada şimdi yeni bir bakış açısı geliştiriliyor. Yenilenebilir ve yerli kömürle ilgili, tüm izinlerin alınıp yatırımcıya verileceği yeni bir sürece giriyoruz. Olması gereken de bu. Yatırımcıya lisansı veriyoruz. Ondan sonra yetiştiremiyor. Enerjide bunu yaptığımız takdirde bu diğerlerine de örnek olur” şeklinde konuştu. 

Hürriyet gazetesi Ekonomi Müdürü Sefer Levent ile bir araya geldiğimiz EPDK Başkanı Yılmaz, kurum olarak her zaman yatırımcının yanında olduklarını vurguladı. Yılmaz, şunu söyledi: “Yatırımcı eğer kendi imkânları ölçüsünde ufak da olsa bir şekilde bir yatırım yapmışsa, ben hiçbir zaman o yatırımı görmemezlikten gelemiyorum. Her zaman onu görüyorum ve mümkün olduğunca o yatırımı koruyorum. Çünkü o yatırımları korudukça, yatırımcıları daha büyük yatırıma teşvik ve ikna edebiliyorum. İptal eden, cezalandıran bir kurumdan öte, insanların önünü açan bir kurum olmayı hedefliyoruz. Bunda da ciddi mesafe aldığımızı görüyoruz. Yatırımcıyı üzmememiz lazım. Biz yatırımcıyı üzdüğümüz takdirde, onun da müşterisi var. O da onu üzecektir. Örneğin yatırım yapmak için birtakım teknik teçhizat sözleşmesi yapmış olabilir. Senin onunla ilgili bir haftalık, bir aylık veya bir yıllık geciktirmen, onun sipariş etmiş olduğu diğer bir ürünün üretimini engelleyecek, onun üretimini engellediğiniz takdirde o zincirleme toplumun diğer bir parçasını etkileyecek. Yani öyle bir şey ki hepsi birbiri ile zincir gibi.”

ENDİŞELER ORTADAN KALKTI

Yılmaz, bu sıralar yabancı yatırımcıların Türkiye enerji sektöründe ciddi şekilde yatırım fırsatı aradıklarını, geçtiğimiz da hafta Çin ve Alman gruplarla görüştüklerini söyledi. Çinlilerin hem kömür, hem güneş enerjisi santralleriyle ilgili yatırım yapmayı hedeflediklerini dile getiren Yılmaz, sektörü bundan sonra bekleyen süreçle ilgili ise şunları söyledi: “15 Temmuz'un ciddi bir milat olduğu kanaatindeyim. Birtakım önceden var olan ciddi endişelerin artık ortadan kalktığını düşünüyorum. FETÖ terörü, PKK terörü, şu terörü, bu terörü... Bu terörden biz ne kadar ayıklandıkça sektöre güven o kadar artıyor. Yatırım için sektörün güvenli olması şart, ülkenin güvenli olması şart. Bu noktada da bariz bir şekilde bu farkı müşahede etmeye başladık. Çünkü eskiden böyle bir risk vardı. Bir FETÖ riski vardı. O riskin olmadığını şimdi millet gördükçe, yabancılar gördükçe, yatırımların da artacağı yönünde elimizde ciddi belirtiler var. Yatırım her zaman güven ortamını seviyor. Eski dönemdeki ciddi enerji yatırımlarının nelere muhatap olduğu yönünde bir sürü şahit olduğum husus var. Ama bunların bundan sonra yaşanmayacağına yönelik Allah'a şükür bir ortam var, bu ortamın da yatırım ortamını olumlu manada etkileyeceğine yönelik zerre kadar tereddüdüm yok.”

GAZ DEPOLARINA YENİ DÜZENLEME

Enerji sektöründeki teşviklere de değinen Yılmaz, hem yerli kömür, hem kapasite tahsisine ilişkin getirilen yeni teşvikler olduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu: “Belli bir kapasite olduğu takdirde, sistem yöneticisi tarafından garanti edilen bir kapasite bedeli var. Bu da yükünüzü biraz alıyor. O sizin sigortanız, emniyet sibobunuz. Hini hacet derler ya Anadolu'da. Hini hacette o santral sistemin enerji yükünü karşılama noktasında şu kadar bir potansiyele sahip, o kapasiteyi tutturması için benim ona bir teşvik vermem lazım. Benim stoğumda şu kadar enerji var. Aynı petrol gibi. Doğalgaza ilişkin bir çalışmamız daha var. Doğalgaz depolamasına yönelik bir yükümlülük gelecek, olması da lazım. Türkiye'nin, Türkiye'deki yatırımcıların iyi bir enerji oyuncusu olmaları için her zaman emre amade bir kapasitenin olması lazım. Kanun çıktı, kanunda yüzde 20'ye kadar depolama kapasitelerini gözeterek bir düzenleme yap diyor. Benim mevcut depolama kapasitelerini dikkate alarak, bir de gelecekte buraya yatırım yapılabilir şekilde sinyalleri vermem lazım. Türkiye'nin bir HUB veya ticaret merkezine dönebilmesi için gerekli enerji depolama kapasitesinin olması gerekir. Bu doğalgazda, elektrikte, gerekirse yarın petrol olarak stokta olmalı.”

DARBE GECESİ POMPADA 5 LİRA

15 Temmuz gecesinde bazı istasyonların hizmet vermediği veya fahiş fiyattan akaryakıt sattığına dair iddialara yönelik inceleme başlattıklarını söyleyen Yılmaz, “3.5 lira olan pompa fiyatını 5 lira yapmışlar, 3.5 lira olan. Diyelim ki 1000 litre fazla sattın. 1000 litrede 1.5 liradan 1500 TL eder. Senin değerin bu mu? Bununla ilgili bizim çalışmalarımız var gerekirse lisanslarını da iptal edeceğiz. Bununla ilgili kamu kuruluşları da çalışıyor. Dinamik olarak çalışıyoruz. Tabii şunu da vurgulayayım, yargısız infaz da yapmak istemiyorum. Bütün delilleri topluyorum, bir hukukçu olarak bunu yapmam lazım. İncelerimiz var, yine soruşturma kararı aldıklarımız var, beyanlarını alıyoruz, delilleri topluyoruz. Ne gerekiyorsa onu yapacağız. Hiç kimsenin şüphesi olmasın. Çünkü ülkemizin, halkımızın üzerine çöken o geceyi fırsat olarak görenleri bu sektörde yaşatmayacağımı tekrarlamak istiyorum. Bunun hem ahlaki, hem vicdani sorumluluğu var, hem ülkeme olan sorumluluk da bunu gerektiriyor” dedi.

FİYATTA DALGA ARTIK KALMADI

BİR dönem her sabah ilk iş akaryakıt fiyatlarını kontrol ettiğini, bugün sektördeki fahiş fiyat dalgalanmalarının artık kalmadığını ifade eden Yılmaz, “İki sene önce kâr marjları 60-65 kuruştu, enflasyonu da düşündüğünüz takdirde bugün onun geleceği yer 70 kuruştu. Şimdi kar marjları 50 kuruş civarında ve sektör çok memnun” dedi. Akaryakıt istasyonlarına gayrimenkul yatırımı olarak bakılmaması gerektiğine dikkat çeken Yılmaz, “'Ben falanca yerde iş hanı, AVM yapsam'. Yap kardeşim. Zaten ekonomik olarak öyle olacak bir yeri akaryakıt istasyonu yapıp o kazancı bekliyorsan yanlış yoldasın. Buranın kendi dinamikleri var. Litre başına 50-52 kuruşlar az paralar değil. Bunu 75 kuruş, 1 liraya getirdiğin takdirde, bugün akaryakıt üzerindeki vergiden şikâyet ediliyor, ikinci bir vergi gibi bir şeye geliyor” şeklinde konuştu.

TOTAL, TÜRKİYE'DEN NİYE GİTTİ?

EPDK Başkanı Yılmaz, Total'in satışı ve OMV'nin Petrol Ofisi'ni satma kararına yönelik ise “Bazı şirketler farklı faaliyet dallarından, kendi bireysel problemlerinden dolayı çıkıyor olabilir. Ben bu şirketlerin Türkiye'deki kendi pozisyonlarından dolayı çıktıkları kanaatinde değilim. Bunu onlarla da teyitleştim, konuştum. Bunlar dünyanın her tarafında faaliyet gösteren şirketler. Diyelim ki bir sürü faaliyet dalınız var, herhangi bir sıkıntınız olduğunda ilk yöneldiğiniz şey en değerli varlığınız olur. Bu değerli, buna herkes rağbet eder dersiniz. Ben biraz da o yönden bakmanın faydalı olduğunu düşünüyorum. Tabii serbest piyasa isteyen çıkabilir, isteyen girebilir. Ben böyle bir hareketliliğin de olması gerektiğini savunanlardanım. Çünkü bu piyasaya bir dinamizm sağlar. Total gitti, bu sektörde kısmen olan, başka sektörde iyi bir oyuncu olan bu sektöre de yatırım yaptı. Aynı şekilde daha önce bu sektörde Petrol Ofisi ile faaliyet gösteren bir firma karlı bulup sattı, sonradan yeniden girdi. Bu olacak” diye konuştu.

ALMANYA'NIN SORUNU YOK, SORUNU OLAN BİZİZ

Enerji sektöründeki yatırımların arz-talep dengesiyle ilgili olduğunu ve enerji talebi yüzde 8-9 büyürken, özellikle doğalgaz yatırımlarının hızlı şekilde çoğaldığını dile getiren Yılmaz, “Bugün baktığınızda uzun süreli baz yükü karşılayacak santralleri kurmanız lazım. Kolay erişebileceğin kaynaklar ve dışa bağımlılık noktasında rahat olacağın kaynaklar olmalı, başta yerli kaynaklar. Yerli kaynakların içinde de sınıflandırırsın, baz yükü sürdürülebilir şekilde karşılayan kaynaklar nelerdir? Burada yerli kömürü öne çıkarabiliriz ve olması gereken de bu. Yerli kaynaklar Türkiye için olmazsa olmazdır. Özellikle Enerji Bakanlığımızın bu hususta birtakım yaklaşımları var, yerli kömür ve yerli büyük çapta güneş enerjisinin sisteme kazandırılması açısından birtakım model değişiklikleri oldu. Yenilenebilir enerjide de atılan adımların yılsonuna kadar ciddi sonuçlar vereceğini biliyoruz” şeklinde konuştu. Almanya'nın bugün yüzde 45 civarında elektrik üretimini kömürden sağladığını söyleyen Yılmaz, “Onların problemi yok, problemi olan biziz. Bugün enerji ihtiyacının yüzde 45'ini yerli kaynaklardan, kömürden karşılıyor olsa, Türkiye enerji alanında uçar. Dolayısıyla bizim kısa sürede gelişmiş ülkelerin bu bağlamdaki seviyesine ulaşmamız veya yakalamak için elimizden gelen çabayı göstermemiz lazım. Burada nükleeri de devre dışı bırakmamak lazım. Güvenilir bir sanayi oluşturmak istiyorsan, enerjinin de güvenilir bir şekilde devamlı hazır olması lazım. Yenilenebilir enerji sürdürülebilirlik manasında her zaman en güvenli enerji kaynağı değil. Çünkü 8 bin 760 saat sanayinin enerji ihtiyacı var. Bugün güneşle sanayinin ihtiyacı olan enerjiyi sürdürülebilir şekilde sağlamak mümkün değil. Bunu baz yük olarak ya kömür, ya doğalgaz, ya nükleerle sağlayacaksın” dedi.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu epdk