Orda bir kent var uzakta...

Orda bir kent var uzakta...

Birbirinden farkı yapılarla ismini duyuran Workshop Mimarlık yaptığı projelerle çevreciliğe ve suya verdiği önemle dikkat çekiyor.

İsimlerini Sinpaş'ın Bosphorus City projesiyle duyuran ekip, Bursa Modern, Kelebekia, İstanbul Sarayları, Gaziantep'teki Antepia projesi, Ottomare Suites, Akasya Acıbadem'in de aralarında bulunduğu pek çok özgün projeye imza attı. Genellikle kullandıkları su temasıyla tanınan Workshop Mimarlık, kentten, uzak alanlarda yeni kent dokuları oluşturmaya özen gösteriyor.

Workshop Mimarlık'ın kurucu ortaklarından Mehpare Evrenol, şehircilik geçmişi bulunan bir mimar. Evrenol projelerinde kent ölçeğinden mimariye baktığım ifade ederek, her projelerinde kent vurgusuna yer verdiklerini belirtiyor. "Projelerimizde bence en önemli konu, binaların nasıl yan yana gelerek kentsel bir mekan oluşturduğu" diyen Evrenol, sözlerine şöyle devam ediyor: "İnsanların birbirleriyle karşılaşıp iletişime geçecekleri, birbirleriyle insani ilişkiler yaşayabilecekleri bir yaşam alanı olmak.

Bu köy meydanıdır, şehirde balık pazarıdır, manifaturacılar çarşısıdır, bakkalın önüdür, çocuk parkıdır. Bu ayrıntılara çok dikkat ediyoruz." ikinci önem verdikleri konu, projelerinde farklı adette binalar ve konut tipleri yaratmak.

Evrenol bu konuda da "Binlerce pencerenin içinde kaybolmuş, 'soldan 8'inci aşağıdan 13'üncü' şeklinde zor tarif edilen binalar yerine, karakterleri farklı olan birçok binanın içinde göstermesi ve kendini özel hissetmesi. Buna önem veriyorum. Kentte baktığımız zaman birbirine benzer dokuların içinde bile yaşam alanlarımız aynıdır. Ama büyük yerleşim bölgelerinde binlerce pencerenin birinde kayıpsınız. Bizim projelerimiz öyle değil.Mesela Bosphorus City 27 aynı tip binadan, Bursa Modern de 12 aynı tip binadan oluşuyor" diyor.

Su kullanmaktan korkmuyoruz

 Çevreci çözümlere de önem verdiklerini belirten Evrenol, "Çevreci çözümlerle maliyetleri optimize etmeye çalışıyoruz. Yakında lansmanı yapılacak Akasya Kent Etabının C Kulesi (Kent Kulesi) için BREEAM sertifikasına başvurduk. Su kullanımından kullanılan malzemelere kadar, bu binayı çevreci bir yaklaşımla ele aldık. Neredeyse 50 katlı olan bu binada doğal havalandırma yapıyoruz. Otellerdeki gibi açılmayan camlar, 2 parmak açılan camlar, kanallı havalandırmalar, klima gazları kullanmıyoruz. Bizim kulelerimizin çok önemli, ayırıcı bir özelliği bu. Bunun için de rüzgar yönünü, rüzgar efektini dikkatlice düzenleyip, binayı doğru yönlendiriyoruz.

Pencereler kayar doğramalar şeklinde yapılarak, açıldığında sanki balkonda yaşar gibi bir salon konsepti sunuyoruz" diyor. Evrenol'un projelerinde su kullanımı çok yaygın. Özellikle gölet ve derelerin canlandırılması konusunda çalışmaları var. Suyun geldiği yerdeki Udimi olumlu.
etkilediğini söyleyen Evrenol, "Çevreci yaklaşımla ilgili olarak dünyanın bir dayatması var. Alman çevreci kararlarla beraber çevreci çözümler artacak. Mesela Akasya'daki Göl Etabı'nda kurumuş bir dereyi geri kazandırma projesi vardı.

Etaptaki biyolojik gölet de buradan beslendi. Tamamiyle bitkiler, bakteriler suları temizliyor ve yeniliyor. Antepia'da da göletimiz biyolojiktir, kendi kendini temizleyecek. Su kullanmaktan da korkmuyoruz. 'Sen bu suyu nerden buldun, su kaynaklarım ziyan ediyorsun' gibi tepkilerle karşılaşıyoruz. Halbuki yeşil çim alanlarım sulamak için harcanan su, bunların buhar olup kaçması, su yüzeyinin kaçmasından, göleti yemlemek için gereken su miktarından daha fazla" diyor.
İstanbul Manhattan olmamalı Şehrin merkezinden uzaktaki özgün projelerin şehir dokusunu etkilemediğini belirten Evrenol, bunu şöyle açıklıyor: "Bence Alaşehir'in, Çekmeköy'ün yerleşmesi ve yükselmesi olumlu. Kent dokusunun bittiği şuurdan sonra bir açılım yaratıyorlar.
Çünkü koskoca binaların şehir içinde yaratacakları etkinin tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Akasya'mız bile kent şuurlarında bir yerde. Bu büyük ve yüksek binaları şehrin dışında yapalım, şehirle iyi bir bağlantı kuralım. Nüfusu da bu şekilde homojen dağıtmış oluruz. Hiçbir zaman İstanbul bir Manhattan olmasın. Sıkışmışlık, yüksek binalar, büyük emsal ve büyük nüfus yoğunluğunu kentin içme çekmek çok tehlikeli bir şey. Bunlar iş yeri olarak yapılıyor ve gece terk ediliyor. Manhattan'ın birçok sokağım gece dolaşmaya ürkersiniz.

Onlar en kıymetli alanlar halbuki. Ofislere ait bölge yaptığınız zaman orası terk ediliyor geceleri ve kullanılmayan alanlar haline geliyor. Avrupa şehirlerinde ise, kent dokusunun içinde rezidanslar var.
Dolayısıyla insanlar gece de orda yaşıyorlar. Hiçbir yer terk edilmiyor, her tarafta beklediğiniz bir hareket ve ışık var. Bence bu kentin önemli bir elemanı."

Hayallerimizi gerçekleştireceğiz Evrenol, henüz isimlerini duyurmadıkları yeni projeleriyle ilgili de ipuçları  veriyor. Bosphorus City'de İstanbul Sarayları'nın komşusu, aynı parselde bir projeyle ügüeniyorlar. Evrenol, yakında satışa çıkacak bu projenin "doğaya saygılı, katları, bahçeleri, yaşam alanları ona göre ayarlanmış, insanlara organik bahçeler sunacak bir doğaya saygı projesi" olduğunu belirtiyor. 400-500 konutluk bu projenin Eylül civarında satışa çıkacağını belirten Evrenol, projenin B ya da B+ gelir grubuna hitap edeceğini, A grubuna yönelik de loftlar, alt katlarda büyük daireli bahçeler olacağını belirtiyor. Bu projede 20 kattan yüksek binalar olmayacak. Bir diğer projeleri ise Ataköy'de.

Evrenol, önümüzdeki sene satışa çıkacak 2 bin konutluk projenin deniz kenarında olacağını, ayrıca yabana ortaklı bir yatırım olduğunu belirtiyor. Bunların yanında, "bir nevi bir düşümüzü gerçekleştireceğiz" dediği, Ankara'daki projelerini şöyle anlatıyor: "Hep yerleşim alanları oluşturuyoruz. Ama kent deyince , alışveriş ve yaşam da bir aradadır. Dolayısıyla bunu yerleşim projelerine entegre edebileceğimiz bir projemiz olsun istiyoruz. Satışı 9 aya başlayacak, ama ruhsata girmesi ve konuşulmaya başlanmasına 4-5 ay var. Bence Ankara'nın çok önemli bir projesi olacak. Bugüne kadar da denenmemiş bir konsept olacak." Antepia'nın 2. etabının satışına yalan zamanda başlanacağım, 3. etabı da oluşturmaya başladıklarını ifade eden Evrenol, "Antepia'da, Gaziantep'te bence en çok özlem duyulan şeylerden birisi, yani su kenarındaki evler ve apartmanlarla bir yaşam alam var. Bu sefer daha çok tek aile evlerine ağırlık verilmiş bir bölge yaptık. Önceki etapta daha çok nüfus davet etmiştik. Şimdi daha tek tek evlerle, müstakil villalarla farklı bir profil davet ediyoruz" diyor ve ekliyor: "Antep'te nasıl karşılanacağım heyecanla bekliyoruz."

 

Kaynak:Hürriyet/Eda Utku

  • Etiketler:

Yorum Yaz