Deprem gerçeği ve İstanbul

10.11.2020 13:32

İzmir’i yıkan 6.9’luk deprem sonrasında gözler tekrar büyük bir deprem riski altındaki İstanbul’a çevrildi.

İzmir’i yıkan 6.9’luk deprem sonrasında gözler tekrar büyük bir deprem riski altındaki İstanbul’a çevrildi. Peki depremden neden korkuyoruz hiç düşündünüz mü? En nihayetinde yaşadığımız binanın yıkılma riski ve olası göçük altında kalma düşüncesi korktuğumuz şey. İroniyi siz de fark ettiniz mi? Binayı yapan insan, önlemleri alması gereken insan ama süreç sonunda ortaya güvensiz yapıları, güvensiz şehirleri çıkaran da insan… Biz gereken tedbirleri almadığımız, almak istemediğimiz için korkuyoruz depremden. Japonya’yı veya herhangi bir deprem ülkesini düşünelim. 9 şiddetindeki depremde bile can kaybı olmuyorsa, insanlar bilinçli şekilde önlemlerini alıyorsa ve şehirler/binalar buna göre inşa ediliyorsa, suç kimde?

Bunları neden söylüyorum, çünkü Türkiye kabul etsek de etmesek de bir deprem ülkesi. Öyle ki, ülkemizde 5.bölge yani en risksiz bölgede yalnızca 2 şehir var. Geri kalan şehirlerimizin hemen hepsi deprem riskiyle ciddi şekilde karşı karşıya durumda. 18 şehrimizin direkt olarak fay hattı üzerinde olduğu ve 7 üzerinde deprem üretebilme kapasitesi olduğunu düşündüğümüzde biz bu gerçeğe karşı tedbir almakta çok geç kaldık. Halen de başımıza gelmeden anlamamakta direniyoruz.

Türkiye’de kıtasal hareketlenmenin fazla olması, deprem sıklığını ve görünürlüğünü artırıyor. Ülkemiz genelinde Kuzey Anadolu Fay Hattı, Doğu Anadolu Fay Hattı ve Batı Anadolu Fay Hattı olmak üzere üç ayrı birbirinden büyük deprem hattı bulunuyor. En aktif olanı Batı Anadolu Fay Hattı, en tehlikelisi ise Kuzey Anadolu Fay Hattı’dır. İşte İstanbul’da meydana gelme olasılığı her gün biraz daha artan depremin de bu hatta oluşması bekleniyor. Türkiye nüfusunun 5’te birinin yer aldığı, ekonominin %40’ının oluştuğu, büyük sektörlerin kalbi İstanbul, bu sürece hazır mı? Hazır olmadığı kesin.

Bu kapsamda geçtiğimiz temmuz ayında İBB, “Risk Analiz Çalışması Hızlı Tarama Yöntemleri Projesi”ni başlattı.  Avcılar ve Silivri’de başlayan hızlı tarama yöntemleri tüm İstanbul’da risk sıralamasına göre devam edecek.  İstanbul’da toplam 1 milyon 166 bin bina bulunuyor. Binaların 255 bini 1980 öncesinde, 533 bini 1990-2000, 376 bini de 2000-2019 yılları arasında inşa edildi.

Örneğin, yapıların Bahçelievler’de yüzde 83’ü, Bayrampaşa’da yüzde 91’i, Beykoz’da üçte ikisi, Güngören’de yüzde 90’ı, Şişli’de yüzde 92’si 20 yaş ve üstü; Beşiktaş’ta yaklaşık yarısı, Adalar’da yarıdan fazlası, Eyüp’te ise üçte biri 40 ve üstü yaşta bulunuyor.

Tüm bu veriler ışığında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin öncelikli hedefi 1 yıl içinde 20 bin bağımsız birim, 5 yılda 100 bin, 10 yılda tüm bu nitelikteki bağımsız birimleri afetlere karşı güçlendirmek. Çünkü İBB Deprem ve Zemin İnceleme Müdürlüğü ve Boğaziçi Üniversitesi tarafından 2018 yılında gerçekleştirilen “Deprem ve Hasar Kayıp Tahmin Çalışması”nda yer alan 7,5 büyüklüğündeki yıkıcı bir deprem senaryosuna göre; İstanbul’da çok ağır ve ağır hasarlı bina sayısı 48 bin, orta ve daha üstü hasarlı bina sayısı 194 bin olacak. Yani binaların yaklaşık %23’ünün yıkılacağı öngörülüyor. Ayrıca 25 milyon ton enkaz oluşacak, yolların %30’u kapanacak, 463 içme suyu noktası, 1.045 atık su noktası ve 355 doğal gaz noktası hasar görecek. Bunun İstanbul gibi megakent için ne kadar büyük bir kaos yaratacağını düşünebiliyor musunuz? Eli kulağında olan bu depreme hazırlıklı olmaktan başka çaremiz var mı?

Yine de hala zaman olduğu ve hem maddi hem manevi kayıpların en aza indirilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Bir binanın dahi yıkılmadığı, herkesin sadece bir “korku” yaşadığı ama hiç can kaybının olmadığı bir deprem neden olmasın! Hasar alabilecek binaların belirlenmesi ve hiç zaman kaybetmeden güçlendirme önlemlerinin alınması gerekir. Şimdi buraya ayırılacak maddi kaynak, yarın deprem sonrasında oluşması beklenen 120 milyar dolarlık maddi hasarın yanında komik bir rakam olarak kalacaktır.