binali yıldırım

'Ulaşımda tam entegrasyonu sağlayacağız'

Ulaşım 08.01.2019 09:40

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, medya temsilcileriyle bir araya geldi.

TBMM Başkanı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, medya temsilcileriyle Cemile Sultan Korusu'nda sabah kahvaltısında bir araya geldi. Yıldırım burada yaptığı konuşmasında megakent İstanbul'la ilgili önemli mesajlar verdi. İşte Yıldırım'ın konuşmasının satırbaşları:

  •  Sandığa gitmeye bugünden itibaren 84 gün kaldı. Bu süreç içinde bütün adayların olduğu gibi biz de ilçe ilçe, mahalle mahalle hemşehrilere çeşitli iletişim araçlarını kullanarak ulaşacak, projelerimizi anlatacağız. Ancak prensip olarak daha az konuşacağız. Daha fazla dinleyeceğiz. İstanbul'u dinleyeceğiz, gözlerimiz kapalı değil. Gözlerimiz açık İstanbul'u dinleyeceğiz, kulaklarımız delik İstanbul'u dinleyeceğiz. İstanbul'un gören gözü, işiten kulağı, düşünen aklı ve hisseden kalbi olmaya devam edeceğiz.
  •  31 Mart seçimlerinde sonuç ne olursa olsun, İstanbul kazansın istiyoruz, ülkemiz kazansın istiyoruz. CHP ve Millet İttifakı adına aday olan Ekrem İmamoğlu arkadaşımıza da telefon ettim, başarılar diledim, tebrik ettim. Benim arzum 31 Mart yerel seçimlerinin İstanbul ölçeğinde, İstanbul merkezli, İstanbulluların sorunları, beklentileri ve geleceğini konuşacağımız bir seçim olması. Bu seçimlerin bir genel seçim havasına dönüştürülmesi, bir referanduma dönüştürülmesi bana göre İstanbul'a yapılabilecek bir iyilik değildir. İstanbul'un konularının, dünya şehrinin konularının güme gitmesi beni çok üzer. Bu bakımdan kampanya boyunca bu alanda kalmaya devam edeceğim. Mecbur kalmadıkça bu alan dışındaki konularda çok fazla mesai harcamayacağım. Ümit ederim ki diğer partiler de veya diğer ittifak da bu hassasiyeti gösterir. Bunun şüphesiz en büyük faydası, bu güzel şehre, burada yaşayan 15 milyon 250 bin hemşehrimize olacaktır.
  •  İstanbul'da ilçeler bazında mikro düzeyde zemin yapısı bile belli değil. Her bölgesinin 50 metrede bir sondaj yapıp zemini bilmek gerekiyor. Bundan emin değiliz. Sadece kabuller var. 'Hat şuradan geliyor, şuradan' gidiyor. Kırmızı çizgiler çiziyoruz. Bunların acaba Bahçelievler'e, Kağıthane'ye, Beylikdüzü'ne, Tuzla'ya yansıması nedir? Deprem ile ilgili çalışmaları yenileyeyim ama yerin altında sorun varsa ne olacak? Hem para hem emek boşa gitti. Hem de insanlar yine güvende değil. Bir kere bu yapılacak. Deprem ile ilgili dönüşümde hiç müsamahakar olmayacağız. Vatandaş karşı da çıksa yapacağız. Olmazsa olmazımız. Bu belki de bir belediye başkanınından duyacağınız önemli bir başlık. Eğer belediye başkanı olsam, İstanbul'da İBB Meclisi'nin gündeminin en önemli konusu imar plan tadilatı olamayacak. Bugün meclislerin gündeminin yüzde 75'i bunlar. Burada açıklıyorum: İmar komisyon fonksiyon değişiklikleri olmayacak. Bütün yanlışlar buradan.
  •  "İstanbul'da 'sorun nedir' diye soruldu, sordurdum ben sokakta vatandaşlara. Birinci şey; ulaşım ve trafik. İstisnasız bütün ilçelerde her yerde ulaşım ve trafik en önce telaffuz edilen sorun. Bir de nüfus yoğunluğu, kalabalık tarzında bir değerlendirme var. Biz trafiği çekilebilir bir seviyeye getireceğiz. Trafik durmayacak, yürüyecek. Sürekli 80 km olmayacak ama mutlaka akacak. Durma zamanını azaltacağız. Bekleme süresini 45 dakikadan 25 dakikaya indireceğiz. Yolları araçlara tahsis ediyoruz. Yolların yüzde 40'ı otopark olarak kullanılıyor. Otopark olmayınca yollar otopark olarak kullanılıyor. Damarın çapı daralıyor. Çapı daralınca akış zorlanıyor. Parklanma işi mahalle bazında ele alınacak, ilçe bazında ele alınacak. Ulaşım entegrasyonunda aktarma noktaları ele alınacak. Evinizden çıkıp arabasına binip, gideceği yerde arabasından inmek kadar konforlu bir ulaşım yok. Bu olmuyorsa ne yapmanız lazım. Aracına bin Ayrılıkçeşme'ye gel. Orada aracını bırak parka, bin metroya. İster Sirkeci'ye, ister Kartal'a git. Yenikapı'da in Şişli'ye Mecidiyeköy'e git. Dön gel aracınla evine git. Bu ulaşımda entegrasyon demektir. ulaşımda tam entegrasyonu böyle sağlayacağız.

 15 milyon 253 bin insanın yaşadığı İstanbul nüfusunun, yüzde 45'i 30 yaşının altında. Yani İstanbul genç bir şehir, nüfus anlamında dinamik bir şehir. 206 üniversitenin 61'i İstanbul'da. Türkiye'deki üniversite öğrencilerinin yüzde 11,5'i İstanbul'da. Bu anlamda da İstanbul, bir üniversite şehri, bir eğitim şehri. Okulu, okul öncesi eğitimle ilk, orta, liseyi birlikte düşündüğümüzde 3 milyon öğrencisi olan bir şehirden bahsediyoruz. Buna 853 bin üniversite öğrencisini koyduğumuz zaman 4 milyona yakın öğrenciye sahip bir şehir İstanbul. Norveç'in nüfusu kadar öğrencimiz var. Dünyadan da 10 binlerce öğrenci İstanbul'da üniversitelerde eğitim gördü. Bu öğrenciler de eğitim turizmine katkı sağlayarak kültür ve medeniyetlerinin başka ülkelerde tanınmasına vesile oldu. İstanbul'a geçen yıl 12 milyon 500 bin yabancı misafirin geldi. Önceki yıllarda ba rakam 10 milyonun altındaydı. Bu sene ciddi bir sıçrama yapıldı. Bu da İstanbul'da son zamanlarda güvenlik ve asayişte katedilen olumlu mesafenin bir sonucu. İstanbul'da 563 bin 15 suriyeli var. İstanbullular şunu bilmeli; Suriyeli mülteciler burada kalıcı değildir. Burada kaldıkları süre içerisinde suç teşkil edecek faaliyetlerin içerisine girmelerine, İstanbulluların can ve mal güvenliğini tehdit etmelerine, bağımlılık, dilencilik veya yasa dışı faaliyetler içinde bulunmalarına müsamaha göstermemiz söz konusu değildir.

  •  Ben bu şehre 1967'de geldim. İlkokulu bitirmiş, köyünden başka hiçbir yer görmemiş birisi olarak bir gece yarısı bol ışıkların olduğu bir yere geldim. Harem'miş orası daha sonra öğrendim. Oradan bir yere geçtik. Büyük bir ev gibi... Biraz sonra hareket etmeye başladı, ben şaşırdım. Bulunduğumuz mekan hareket etmeye başladı diye endişelendim. Sonradan öğrendim o arabalı vapurmuş. Oradan Sirkeci'ye gittik. Amerikan taksileri vardı. Onlardan birine bindik. Amcam ile beraber Beyoğlu'na dedemin evine gittik, yerleştik. Ondan sonra da Kasımpaşa Piri Reis Ortaokulu'na kaydımız yapıldı. 1967'den 2003 Kasım'ına kadar sürekli İstanbul'da oldum. O dönemler İstanbul'un bilmediğim noktası kalmamıştı. Avrupa'da, Asya'da hala o dolaştığım semtler hafızamdadır. Her ne kadar büyümüş olsa da değişmiş olsa da mekan olarak çok rahat hatırlayabiliyorum. Ancak en son durumunu İstanbul'un görmek için bir ay her tarafını dolaşmak lazım.

'KASIMPAŞA'DA BİNALİ YILDIRIM OLDUM' 

  •  İstanbul'da tam zamanlı olarak mesaiye başladık. Ben ortaokulu, liseyi, üniversiteyi burada okudum. Bir çocuk olarak, Binali olarak geldim. Kasımpaşa'da, Binali Yıldırım oldum. Cumhurbaşkanıyla beraber İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki İDO'da çalıştım. Deniz taşımacılığında hızlı feribot işletmesini başlattık ve Marmara'nın kuzeyi ile güneyini adeta birbirine komşu kapısı yaptık. Daha sonra AK Parti'yi Cumhurbaşkanımız kurarken kurucusu oldum. 22. dönem İstanbul, 23. dönem Erzincan, 24. dönem İzmir, 26. dönem İzmir milletvekilliği, iki hükümet hariç bütün hükümetlerde Ulaştırma Bakanlığı. 11 yıl boyunca Türkiye'de Ulaştırma Bakanlığı yapan başka bir arkadaş yok. 65. Hükümette Başbakandık. Başbakanlığı kendi elimizle ortadan kaldıran Başbakan olma unvanını da yaşadık. 94 yıllık parlamenter sistemi sona erdiren Anayasa değişikliği, halk oylaması ve nihayet, bu yeni sistemin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin devreye girmesini sağlayan 24 Haziran seçimlerinden sonra Başbakanlık dönemi sona erdi. Ve yeni dönemin Meclis Başkanı olarak da göreve başladık.

YENİ VİZYON 4.0 DÖNEMİ

İstanbul'da 4.0 dönemi başladı. Dünya değişiyor, İstanbul değişiyor. 25 yıl önce çöp, susuzluk, hava kirliliği, sokaklarda çamur konuşuluyordu. Biz buna İstanbul 1.0 hizmet versiyonu diyoruz. İstanbul'da 1.0 versiyon sorunlar dönemi geride kaldı. Hani endüstri 4.0 diye bir şey var ya. Her şeyin bilgi, iletişim, teknolojileriyle test edildiği. Dolayısıyla İstanbul'un yeni vizyonu, yeni hizmet dönemini de bir şekilde 'Endüstri 4.0'a benzer. Bunu 'İstanbul 4.0' olarak kabul edebiliriz.

BANA NE SORARSANIZ SORUN AMA EN ÇOK İSTANBUL'U SORUN

İstanbullu isteyecek, biz yapacağız. Türkiye'de bunu yaptık, İstanbul'da da aynısını yapacağız. Ortak paydamız, İstanbul. Hepimiz bir taşına paha biçilmez İstanbul'dayız. Bugün bu toplantıda, bir araya geldiğimiz şu saatte, her türlü sorularınızı cevaplamaya amadeyim. Her şeyi sorabilirsiniz. İsterseniz ayakkabı numaramı da sorun. Kaç yaşında olduğumu sorun. Kaç torunum olduğunu sorun. Hobilerimi, korkularımı sorun. Ne sorarsanız sorun, hiçbir sınırlama yok. Ama daha çok İstanbul'u sorun. İstanbul'u konuşacağız, İstanbul'un mevcut fotoğrafını biliyoruz. Görmek istediğimiz İstanbul'u konuşacağız.

'ERDOĞAN İSTANBUL'U AYAĞA KALDIRDI'

İstanbul tarih ve coğrafyadan gelen bir dinginliğe sahip. İstanbul'un tarihi 2 bin 500 yıl diye biliniyordu. Ancak Marmaray yapılırken tarihinin bilinenin aksine 8 bin 500 yıllık olduğunu gördük. İstanbul'un tarihinin belki de daha eski olduğunu düşünüyorum. Atatürk'ün ifadesiyle tarihimizin ve medeniyetimizin özeti İstanbul'dur. Ne diyoruz, İstanbul'u Fatih Sultan Mehmet fethetti, Mimar Sinan süsledi, Atatürk düşman işgalinden kurtardı, Recep Tayyip Erdoğan da ayağa kaldırdı. İstanbul'un gelişim evrelerini böyle özetleyebiliriz.

İSTANBUL'DA, 2023'E TÜRKİYE'NİN HEDEFLERİYLE YÜRÜYECEĞİZ

  •  (TBMM Başkanlığı görevi ve adaylık tartışmalarıyla ilgili) TBMM İç Tüzük Yönetmeliği'nin 94. maddesi tamamen yasama faaliyetleriyle ilgili. Bu madde seçimle ilgili hususu düzenlemiyor. Seçimi düzenleyen 2772 sayılı Mahalli İdareler Kanunu, 298 sayılı Seçimleri Genel Hükümleri Kanunu ve 2822 Siyasi Partiler Kanunu. Buralara bakıldığında bizim durumun, hukuki bir durum, hukuki bir sorun teşkil etmediği ortada.
  •  (İmamoğlu'nun 'İstanbul Ankara'dan yönetilemez' sözleriyle ilgili) O sözünün hemen ardından 'Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu'nun verdiği talimat gereği asgari ücret 2 bin 200 lira olacak' diye konuştu. Peki, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?
  •  İstanbul yerel yönetiminde 25 yıllık bir geçmişimiz var. 27 Mart 1994 Recep Tayyip Erdoğan... O zaman AK Parti yoktu ama AK Parti İstanbul hareketiyle başladı. Dolayısıyla geçen çeyrek asrın her türlü sevabıyla, günahıyla sorumlusu biziz. Bunu, herkesin bilmesini istiyoruz. Şimdi 31 Mart seçimleriyle beraber yeni bir dönemin belki bir 25 yıl daha sürecek yeni bir dönemin kapılarını aralamayı hedefliyoruz. Bu, yeni dönemin ilk durağı Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıl dönümü 2023'tür. 2023'e bir yandan Türkiye daha önce koyduğu hedeflerle yürürken, diğer yandan da İstanbul'da biz aynı şekilde İstanbul ölçeğindeki hedeflerle beraber yürüyeceğiz.