fuzul ev yönetim kurulu başkanı eyüp akbal
Haberler / Şirket haberleri / ''Artış olmadan eşit taksitlerle ev sahibi yapıyoruz''

''Artış olmadan eşit taksitlerle ev sahibi yapıyoruz''

Şirket haberleri 12.07.2021 14:00

FuzulEv Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Akbal, BDDK'nın aldığı kararı değerlendirdi, sistemin katılımcılar için avantajlarını anlattı.

Gayrimenkul sektöründe son dönemde BDDK'nın aldığı kararlar gündemde. Faizsiz konut edindirme sistemi olarak da bilinen tasarruf finansman şirketleriyle ilgili alınan karar sonrasında, BDDK tarafından 21 şirket için tasfiye kararı çıktı. 6 şirket ise yoluna devam ediyor.

Binlerce katılımcının yer aldığı tasarruf finansman modelinde tasfiye edilecek şirketlerde nasıl bir yol izlenecek, yeni dönemde neler bekleniyor, faizsiz konut sistemi nasıl çalışıyor ve avantajları neler? Merak edilen tüm soruları, FuzulEv Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Akbal cevapladı.

BDDK'nın aldığı kararı ve bu süreci değerlendirir misiniz?

''Bu alınan kararın hayırlı olmasını temenni ediyorum. Çünkü uzun zamandır çalışmalar devam ediyordu aslında süreci 30 yıla yaymak lazım. Bu sistem, 2015 yılına kadar, yeni firmalar kurulana kadar süreç devam etti. 2020'ye kadar ise bu firmaların sayısı çok hızlı arttı. Gayri resmi rakamlara göre şirket sayısı 80'e kadar çıktı. Demek ki sistem doğru bir sistem ve uygulanabilirliği açısından bakıldığında geliştirilmesi gerekiyor. Alternatif finansman modeli olduğu için Türk halkı tarafından olumlu karşılandı. Vatandaşlarımızın bu sisteme olan katkı ve güvenlerini sağlamak için mutlak suretle düzenlemenin olması gerektiğini biliyorduk. 2015 yılında ilk defa BDDK bir çalıştay düzenledi. İlgili kurum ve kuruluşlarla detaylıca konuşuldu. Bugüne kadar bir sistem oluşturulmadı ancak bir altyapı oluşturuldu. Nihayetinde bu çalışmalar sürekli bir şekilde devam edip TBMM'ye geldi ve Cumhurbaşkanımızın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlandı ve tasarruf finansman modeli 6361 sayılı kanuna entegre edilerek yürürlüğe girdi.''

''Ekim ayı itibariyle lisanslama süreci tamamlanacak''

''Süreç BDDK'nın kontrolüne geçmiş oldu. BDDK ise firmalara yazı gönderdi ve 7 Nisan'a kadar süre verdi. İntibak sürecine girmek istiyorsanız çalışmalarınızı gönderip intibak sürecine başvuru yapmanız gerekiyor denildi. Burada kanunda asgari sermaye şartı getirildi ve ödenmiş sermaye tutarı 100 milyon TL olarak belirlendi. Sektörün gelişmesi açısından bu rakam telaffuz edildi. Bu şart getirildiği için, süreçte çalışmalar sermaye üzerine geliştirildi. İntibak planları için kurumsal yapıya entegre çalışmalar da BDDK'ya sunuldu. 7 Nisan sonrasında BDDK, verilen planları inceledi ve bir kanaat geliştirdi. 2 Temmuz itibariyle BDDK tarafından intibak sürecine devam edemeyecek firmaların isimleri açıklandı. Birleşme usulüyle intibak başvurusunda bulunan firmalar da olmuştu. 6 firma, yeterli olarak intibak sürecine devam edecek. Diğer firmalar ise tasfiye sürecine girdi. Bu süreçte TMSF ile BDDK'nın kurmuş olduğu Tasfiye Kurulu çalışmalarına başlayacak ve bu şirketlerle ilgili, katılımcıların hakları gözetilerek şirketlerin faaliyetleri durdurulacak. İntibak sürecine devam edecek firmalar ise ekim ayına kadar tüm faaliyetlerini tamamlayıp lisanslama sürecini tamamlamış olacaklar.''

''Tasarruf havuzlarımız gelecek dönemde daha da büyüyecek''

''BDDK süreci ne getirdi diye soracak olursak, yasal mevzuatın gelmesiyle birlikte sistem güvence altına alındı, kontrol ve düzenleme mekanizması geliştirilmiş oldu. Asgari sermaye şartı getirilmiş olması, sistemi yönetebilmek adına şirketlerin gücünü ortaya koyuyor. Bununla birlikte kurumsal altyapınız düzenli bir hale geliyor ve global standartlara bağlanıyorsunuz. Bu model, sistemin sürdürülebilir ve güvenilir olması açısından büyük avantajlar sağlıyor. Farklı alanlarda da ürünler geliştirilebilir, alternatif finansman modeli kimseye rakip değil. Bu sistem, OECD ülkelerine göre tasarruf oranı düşük olan oranımızı yükseltecek bir formül. Tasarruf havuzlarımız, gelecek dönemde daha da büyüyecek. Aynı zamanda insanlarımızın ihtiyaçlarını en az maliyetle karşılayabileceği alternatif bir finansman modeli. Şimdilik sadece ev, araç ve konut olarak düşünülüyor. Vatandaşın sisteme güveni de artmış olacak ve daha güvenle sisteme girebilecek. İslami bir enstrüman olduğu için ihracatı da gerçekleştirilebilir. Bugüne kadar sistem sağlıklı bir şekilde yürütüldü ve herhangi bir mağduriyet oluşmadı. Yasal mevzuatın da gelmesiyle birlikte sistem çok daha büyüyecek ve geniş kitlelere yayılacak. Bu sayede tasarruf oranlarımız da hızla artacak.''

Sistem nasıl çalışıyor, katılımcılara nasıl bir avantaj sağlıyor?

''Bu modeli paylaşım ekonomisi olarak adlandırabiliriz. Dayanışma ya da imece modeli ekonomiye kazandırıldı. 1991'den 2015'e kadar süreç eksiksiz bir şekilde devam etti. İnsanlar bu sistemde ödeme seçeneklerini, vadelerini, teslimat kurallarını aslında kendileri belirliyor. Burada organizasyonu gerçekleştiren sadece garantör olarak süreçte yer alıyoruz. Minimum maliyetlerle ev ya da araç sahibi olma hedefleniyor. Çekilişli, vade ortası ve peşinatlı başlıkları altında kampanyalar düzenleyebiliyoruz. Daha çok vatandaşımız, çekilişli tasarruf modelini tercih ediyor. Burada herhangi bir artış söz konusu değil. 100 aylık bir kampanyaya dahil olunduğunda bunu en geç 45 ay içinde teslim alabiliyor. Yüzde 7-10 arasında vadelere göre değişen bir katılım payı ya da hizmet bedeli oluyor. Diğer ödemeler eşit şekilde 100 aya bölünüp eşit şekilde gerçekleştiriliyor. Teslimattan sonra herhangi bir artış olmuyor, çünkü anapara değişmiyor. Bunun avantajı ise şu; kredi kullanmak istediğinizde bir kredi maliyeti oluşuyor, enflasyon maliyeti oluşuyor. Bu modelde 100 bin TL yerine 200-250 bin TL'lik ödeme gerçekleşiyor. Bizim sistemimizde 1-40 ay bekleme süresi oluyor, herhangi bir artış olmuyor. Banka kredisi sisteminde evinizi belki hemen teslim alıp oturabiliyorsunuz ancak maliyeti 2-2,5 katı kadar yükseliyor. Enflasyonist ortamda bunlar çok büyük oranlar. Bizim sistemimizin avantajı da bu, en düşük maliyetle ev, araç ya da iş yeri sahibi yapabiliyoruz.''

''Sisteme girmek ve çıkmak çok kolay, biz garantörüz''

''Bu sistem neden tercih edilmeli ya da ilgi neden bu kadar arttı sorusu sıklıkla soruluyor. Bu sistemin en büyük özelliği maliyet artışının olmaması. Kişinin ödeme koşullarını kendisinin belirlemesi de büyük avantaj. Bu sistem kendi kendine ev ya da araç alma imkanı sağlıyor. Biz firma olarak sadece garantör olarak faaliyet gösteriyoruz. Bu modelle, geleneksel dayanışma modelini ekonomiye kazandırmış oluyoruz. Gecikme ya da katılımcı isterse 2-3 defa kadar dondurabiliyor. Bu dondurma işleminde de herhangi bir artış söz konusu değil. Sistemden ayrılmak yine çok kolay, bu noktada vatandaş herhangi bir mağduriyet yaşamıyor. Yatırdığı parasını da, katılım payı hariç 3-6 ay içerisinde olduğu gibi alabiliyor. Bu sistemle aslında para da korunmuş oluyor. 100 aylık kampanyada 40 aya kadar maksimum bekleme süresi var. Bekleme süresinin avantajını da katılımcı açısından görmüş oluyoruz.''

''Tapu dairelerinde bizim sistemimizle ev olan kişiler çok fazla''

''83 milyona yaklaşan nüfusuyla Türkiye ev sahibi oranını artırmamız gerekiyor. Biz istiyoruz ki, Türkiye'de kiracılık oranını düşürelim. Mevcut durumda ev fiyatlarının yüksek olması, ev sahibi olma imkanını zorlaştırıyor.  Çok uygun şartlarda kredi kullanabilirlerse daha fazla ev sahibi olma imkanı sağlanabilir. Bizim sistemimiz, bu noktada bir çıkış yolu olarak gözüküyor. Banka kredisi sisteminde yüksek oranlar sebebiyle 1 ev fiyatına neredeyse 2,5 ev fiyatı ödeniyor. Bizim sistemimizle aynı oranla neredeyse 3 kişi ev sahibi oluyor. Özellikle Anadolu'da, ikinci el pazarında sistemimiz fazlasıyla tercih ediliyor. Tapu dairelerindeki işlemler, bizim sistemimizle ev sahibi olunduğunu fazlasıyla gösteriyor''

FuzulEv bugüne kadar neler yaptı, hedefleriniz neler?

''30 yıllık bir serüvenden bahsediyoruz aslında. 108 şubeyle hizmet veriyoruz, bin 1500 civarında personeli istihdam ediyoruz. Bu büyük bir keyif, yüzbinlerce aile bu süreçte ev ve araç sahibi oldu. Neredeyse her mutlulukta bizim imzamız var, bu çok güzel bir duygu. Bundan sonraki süreçte katlayarak büyümeyi hedefliyoruz. 5 yıllık, 10 yıllık planlar hazırlıyoruz. Düzenleme ve denetlemeyle birlikte mevcut rakamların çok daha ötesine gideceğiz. Türkiye Ev Sahibi Oluyor, Türkiye Araç Sahibi Oluyor sloganıyla yola çıkmıştık, bugün bunun haklı gururunu yaşıyoruz. Gelecekte rakamlar milyonları bulacak, insanlarımız kendi evlerinde oturacak. Bütün Türkiye ev sahibi olacak, bu bizim temel hedefimizdir.''