türk müteahhitler

'Pazar genişliyor, toparlanma sürüyor'

Sektörden Haberler 01.11.2018 13:50

Türkiye Müteahhitler Birliğinin (TMB) ekim ayı inşaat sektörü analizinde sektörle ilgili önemli değerlendirmeler yapıldı.

TMB'nin inşaat sektörünü analiz ettiği ekim ayı raporunda, Türk müteahhitlerinin üstlendikleri işlerle dünyada ikinci sırada yer aldıkları bildirildi. Bu yılın 3 çeyreğinde müteahhitlerin sergilediği performansın da "Pazar genişliyor, toparlanma sürüyor." ifadeleriyle değerlendirildiği raporda, Türk müteahhitlik firmalarınca 1972'den Eylül 2018 sonuna kadar 121 ülkede, 9 bin 400'den fazla proje üstlenildiği, bu projelerin toplam bedelinin 371 milyar doları aştığı kaydedildi. 

Raporda, yapım işlerinde ağırlıklı olarak kullanılan çimento, akaryakıt, demir, bitüm, boru gibi malzeme fiyatlarında özellikle son iki yıldır yaşanan yüksek artışlarla birlikte, kurda son 6 ayda öngörülmesi mümkün olmayan yükseliş nedeniyle inşaat firmalarının ciddi zorluklar yaşadığına dikkati çekilerek, "Rusya ile ilişkilerdeki normalleşmenin yanı sıra enerji fiyatlarındaki artış ve Sahra Altı Afrika başta olmak üzere potansiyel pazarlardaki fırsatlar da göz önüne alındığında, 2018 yılı sonunda yurt dışında üstlenilen yeni proje bedeli yeniden 20 milyar dolar bandına ulaşabilecek." değerlendirmesine yer verildi. 

Tüm dünyada daralan likidite koşullarının konut sektörüne etkisine ilişkin değerlendirmelerin de yer aldığı raporda, "Alternatif yatırım araçlarındaki getiri oranlarının yüksek olmasının, gayrimenkulün bir yatırım aracı olarak tercih edilmemesine sebep olduğu gözlenmektedir." tespiti yapıldı. 

Raporda, döviz kurundaki yükselişin sektörü olumsuz etkilediğine işaret edilerek, piyasada nakit dönüşünün azaldığı bildirildi. 

"YEP'teki hedefler memnuniyetle karşılandı"

Konut satışlarında mayıs-haziran döneminde yakalanan olumlu eğilimin faiz ve fiyat indirim kampanyalarının sona ermesinin ardından terse döndüğüne işaret edilen raporda, şu ifadeler kullanıldı: 

"Kur şokunun ardından ekonominin dengelenme döneminde enflasyon görünümündeki bozulma ekonomi yönetimini fiyat istikrarı ile finansal istikrar arasında güç bir tercihle karşı karşıya bırakmaktadır. Yeni Ekonomi Programı'nın (YEP), önceki dönemlerde benimsenen salt büyüme odaklı yaklaşımdan uzaklaşmış olması ve nispeten gerçekçi hedeflerin ortaya konması piyasada memnuniyetle karşılanmıştır. Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlarını çözebilecek ve yatırım ortamını güçlendirecek bir ekonomik ajandanın izlenmesi önem arz etmektedir. Yatırımcı nezdinde güveni tekrar tesis etmek adına mali disiplin ve tasarruf vurgulanmalı, borç yerine öz kaynakla fonlanan bir büyüme modeli benimsenmelidir. Siyasi istikrarın ekonomik istikrarla dengelenebilmesi adına, Türkiye ekonomisinin yumuşak iniş yapması, yapısal reformlarla kırılganlıkların azaltılmasının ardından dengeli bir modelle yeniden büyümeye geçmesi gerektiği belirtilmektedir."

Raporda, güçlü mali temelleri, sağlam banka bilançoları, kriz yönetimi konusunda deneyimli ve esnek özel sektörüyle Türkiye ekonomisinin bu zorlu süreci de atlatacağı vurgulanarak, döviz-faiz-durgunluk döngüsünde bozulan özel sektör bilançolarının finansal istikrarsızlığa yol açmaması için gerekli olan makro ihtiyati tedbirlerin alınması gerektiği bildirildi. 

Üretim, ticaret, ihracat, istihdam açısından ekonomiyi destekleyecek bir ortamın sağlanması için uluslararası yatırım ortamı ve finans kesimiyle uyumlu olarak, kamu ve özel kesimin ortak politika ve eylemlerinin sürmesinin önem taşıdığı belirtilen raporda, sıkı para ve maliye politikaları dışında ayrıca, diplomatik ilişkilerde bozulan dengelerde iyileşme sağlanmasının da önem taşıdığı ifade edildi. 

"ABD ile ilişkilerin olumlu gidişatı memnuniyet verici"

Raporda, ABD ile ilişkilerde görülmeye başlanan olumlu gidişatın memnuniyet verici olduğuna da işaret edilerek, "İlişkilerde yaz döneminde belirginleşen bozulmanın sadece bu konuyla sınırlı olmadığı bilinmektedir. Küresel ekonomik aktiviteye ilişkin göstergeler son dönemde olumlu seyrini bir ölçüde korusa da politik risklerin mevcut görünümü tersine çevirme potansiyelinin gün geçtikçe arttığı değerlendirilmektedir. Dünyanın yeni bir tarihsel dönemde olduğu, jeopolitik, siyasi ve ekonomik türbülans eşliğinde, çok kutuplu yeni bir düzene doğru yol alındığı belirtilmektedir." ifadelerine yer verildi.