emre_ilicali_altensis
Haberler / Kentsel Dönüşüm / Emre Ilıcalı ''Kentsel dönüşüm, yeşil dönüşüm olmalı''

Emre Ilıcalı ''Kentsel dönüşüm, yeşil dönüşüm olmalı''

Kentsel Dönüşüm 06.03.2021 11:46

Altensis Kurucu Ortağı Emre Ilıcalı, Türkiye'deki kentsel dönüşüm sürecini değerlendirdi. Ilıcalı'ya göre dönüşüm ''Yeşil Dönüşüm'' olmalı

Türkiye'de 2012'de Mayıs ayında kabul edilen 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında, ciddi bir kentsel yenilenme ve dönüşüm süreci başlamıştır. Bu program kapsamında 2023 yılına kadar 8 bin civarında konutun yenilenmesi hedeflenmektedir. Bu süreçte finansman ihtiyacı (yaklaşık 500 milyar dolar) ve beklenen deprem riskinin büyüklüğü hesaba katıldığında planlama sürecine hızlı geçiş yapılmasına ve özellikle finansman ve paylaşım konusunda sorunlar yaşanmasına sebep olmuştur. Bu sorunlar imar haklarının arttırılması ve daha çok yapılaşma ile çözülmeye çalışılmaktadır. Ayrıca sürecin gecikmesi sebebiyle, ada ve yerleşke ölçeğinde yapılması gereken riskli alan dönüşümleri  binaların yapısal ve fiziksel olarak iyileştirilmesi ile sınırlı yerinde dönüşüm sürecini devam ettirmektedir. Bu şekilde yapılacak bir “kentsel dönüşüm” sonucunda, ortaya çıkan yeni yerleşim alanlarında deprem riski bertaraf edilmiş olsa bile, kronik hale gelmiş olan ulaşım, betonlaşma, kaynakların verimsiz kullanımı sorunları şehirlerdeki yoğunlukların da artmasıyla daha da büyüyecektir.

Nüfusun hızlı artış göstermesiyle birlikte yoğun kentleşme sonucu, şehirlerde alan problemleri giderek artacaktır. Arazi kullanımı, taşıt kullanımı ve enerji ihtiyacını karşılamak için fosil yakıtların kullanılması hava kirliliğine yol açmaktadır. Yollar, evler, iş yerleri, alışveriş yerleri, kamusal alanlardan oluşan kentsel alanların karakteri o çevreyi olduğu kadar bölgede yaşayan insanların hayat kalitesini de etkilemektedir.

Türkiye'de de kentsel dönüşüm projelerinin hız kazandığı günümüzde, depreme dayanıklı yapılaşmanın yanında daha sağlıklı ve konforlu yaşam alanlarına sahip, enerji verimliliğini ön planda tutan, ekoloji ve habitatı koruyan, çevreye yaptığı olumsuz etkilerin en aza indiği mahalle ve kentsel alanların tasarlanıp yapılması da büyük önem taşımaktadır. Zira yeni oluşacak bu kentlerde insanlar belki yüzlerce yıl yaşayacaktır. Ayrıca ekonomik olarak, yeşil dönüşümün getireceği fayda hesaplandığında, sadece enerji verimliliğine yönelik yapılacak çalışmalar ile önümüzdeki yıllarda içerisinde senelik yaklaşık 3 milyar dolarlık bir enerji tasarrufu sağlayacaktır. Bu da Türkiye'nin yıllık cari açığının yaklaşık yüzde 10'u civarında olup, kentsel dönüşüm süreci için bir ek finansman niteliğindedir. Buna ek olarak yeşil bina ve kentlerde insan yaşam kalitesinin artması ile ortaya çıkacak verimlilik hesaplandığında, yeşil dönüşümün önemi daha da iyi anlaşılacaktır.

Kent Yaşamındaki Sorunlara Çözümler

Yeşil bina ve yeşil kentlerin oluşturulmasında kullanılan kriterler, günümüz şehirlerine özgü problemlerin birçoğuna cevap verecek şekilde geliştirilmektedir. Bunlardan bazıları incelendiğinde ise;

Ulaşım sorunları: Günümüzde modern kentlerin en önemli sorunları sıralamasında ulaşım her zaman ilk sıralarda yer almaktadır. Yaşanan ulaşım sorunun öncelikle planlama sorunu olduğu bugün herkes tarafından kabul edilmektedir.

Özellikle makro ölçekte yapılacak kentsel planlamada, yeni yapılacak kentsel alanların toplu taşımaya olan yakınlığı, kompakt tasarım kriterleri kapsamında bina kullanıcılarına farklı alternatifler sunmaktadır.  Araba kullanma ihtiyacı duymadan birçok sosyal imkana yürüyerek erişebilmelerini ve düşük emisyonlu veya alternatif ulaşım araçlarının (bisiklet, elektrikli araçlar gibi) yaygınlaştırılmasına sebebiyet verecek altyapıların tamamlanması gibi konuları ön plana çıkaracaktır.   

Hem bina ölçeğinde hem de kentsel alan ölçeğinde bu stratejilerin uygulanması ile bireysel fosil yakıtlı araç kullanımının sınırlandırılması sayesinde trafik sorununa bir çözüm getirilirken, ulaştırma kaynaklı karbon emisyonlarının azalması öngörülmektedir.

Yeşil alanların azalması, betonlaşma ve altyapı sorunları: Kentleşme sonucu ortaya çıkan binalar ve bunlara bağlı altyapılar, iyi planlanmadığı takdirde betonlaşma oranını arttırmakta, yeşil alanları ise azaltmaktadır. Bu durumda hem insan yaşamında önemli bir yeri olan doğayla etkileşim giderek azalmakta, bitki ve hayvan türlerinin azalmasıyla biyoçeşitlilik kaybolmaktadır. Yeşil alanların pozitif etkileri olan yağmur sularının emilimi ve aşırı ısınmanın engellenmesi gibi konularda da sorunlar artmaktadır. Özellikle yeşil alanların azalması ve beton yüzeylerin artması ciddi şebeke sorunları oluşturmakta, şiddetli yağmur durumlarında yapılaşmanın yoğun olduğu şehir bölgelerinde seller, su baskınları can ve mal kayıpları olmaktadır.

Su kaynaklarının etkin kullanımı: Günümüzde tatlı su kaynaklarının giderek azalması, artan nüfusla birlikte gelecekte suya ulaşmamızı daha da zorlaştıracaktır. Türkiye, yıllık kişi başı düşen 1430 metreküp su miktarı ile su kaynakları açısından fakir ülkeler arasında yer almaktadır. Giderek artan nüfus bu kaynakların verimli ve etkin kullanımını gerektirmektedir.  Yeşil binalar, verimli su armatürleri, gri su, yağmur suyu gibi alternatif su kaynaklarının geri kazanımı yönetemleri ile suyun daha efektif kullanılmasını sağlanmaktadır. Bu sayede standart binalara oranlar yüzde 10 ila yüzde 45  arasında su verimliliği sağlanmaktadır. Ayrıca suyun tekrar geri kazanımı sayesinde de şebekeye olan yükler en aza indirilmektedir.

Enerji sorunları: Enerji güvenliği ve yüksek enerji maliyetleri günümüz modern kent yaşamında gerek ekonomik anlamda, gerekse çevresel anlamda birçok problemi beraberinde getirmektedir.  Yeşil binalarda enerji verimliliğine yönelik birçok konu incelenmektedir. Bu kapsamda verimli bina iklimlendirme sistemleri, aydınlatma sistemleri, ısı izolasyonu, enerji otomasyonu gibi konular ön plana çıkmaktadır. Ayrıca yenilenebilir enerji kaynaklarının teşvik edilmesiyle zararlı emisyonların önlenmesi planlanmaktadır. Bu da ekonomik açıdan enerji maliyetlerinin azalmasını sağlamaktadır. Ayrıca hava kirliliğinin ve küresel ısınmanın azaltılması yönünde önemli bir adım oluşturmaktadır. Bu konular kentsel dönüşüm sürecinde ilgili şartname ve yönetmeliklere konularak zorunlu hale getirilmelidir. Ayrıca Bina Enerji Kimlik Belgesi kullanımındaki sorunlar çözülerek hızla farkındalık arttırılmalıdır. Enerji verimliliği sadece özel sektörün gönüllülük esasına bırakılmayacak kadar önemli olduğu gibi kamu tarafından regülasyonlara tabi tutulması ve düzenli kontrol edilmesi gereken bir konudur

Yaşam Kalitesi: Günümüzde kentlerde yaşayan insanlar, hayatının yaklaşık yüzde 90'ını binalarda geçirmektedir. Binaların tasarımında konfor ve sağlığa yönelik öğelerin düşünülmesi ve binaların bu kriterlere göre inşa edilmesi ile sağlıklı ve konforlu ortamlar oluşacak, bununla beraber yaşam kalitesinin ve üretkenliğin artmasını sağlanacaktır. Yeşil binalar ve kentlerin tasarımında, insan sağlığına ve konforuna yönelik birçok konu standart olarak vardır. Bu sayede bu binalarda yaşayan ve çalışan insanların, günışığından daha çok faydalanması, taze havayı daha çok alması, zararlı kimyasallara daha az maruz kalması, daha aydınlık ve az gürültülü alanların ortaya çıkması gibi iç yaşam kalitesini arttırıcı konular hedeflenmektedir.  Ayrıca kentlerde kişi başına düşen yeşil alan miktarları o kentlerin yaşam kalitesini ciddi oranda etkilediği belirtilmektedir. Bahsi geçen oran İstanbul'da kişi başına 6 metrekare civarındayken, Viyana'da 125 metrekare, Stockholm'de 87 metrekare, Londra'da 25 metrekaredir.  Dünya Sağlık Örgütü kişi başına yeşil alan oranının minimum 9 metrekare olması gerektiğini belirtmektedir.

Ülkemizde acilen tamamlanması gereken bir kentsel dönüşüm süreci vardır. Bu süreçte zaman kazanmak çok önemlidir. Bu kapsamda konuları geniş açıdan inceleyen, uluslararası standartları ve iyi uygulama örneklerini içeren uluslararası değerlendirme ve denetleme sistemleri kullanılarak makro ölçekli kentsel dönüşüm projelerinde çözümler acilen üretilmelidir.  Bunlar arasında LEED NeighbourHood Development (LEED-ND) ve BREEAM Communities Sistemleri en önemli kaynaklardır. Bu kapsamda yeni geliştirilecek veya dönüştürülecek mahalle ya da kentsel alan süreci ekonomik, sosyal ve kültürel boyutları ile ele alınmalıdır. Yeni binaların yapısal olarak iyileştirilmesine ek olarak içinde yaşayanların sağlığı, konforu, sosyal donatıları, kamu kuruluşları ve eğitim birimleri ile bağlantıları da düşünülmelidir. Yeşil alanların arttırılması ve varolanların korunması ile bölgenin yapısal ve ekolojik olarak kalkınmasına yönelik stratejiler oluşturulmalı, yöntemler önerilmelidir.  

Kentsel dönüşüm süreciyle birlikte makro ölçekte bir değişime girecek olan büyük kentlerde, yeşil bina ve yerleşim alanı değerlendirme sistemlerinde gerekliliklerin uygulanmasıyla oluşturulacak sürdürülebilir yaşam alanları, insan yaşam kalitesine yönelik toplam faydayı sağlamakla birlikte bunu görmek adına da önemli bir adımdır. Bu sayede bu bölgelerde yaşayanlar için yaşam kalite artırılıp, çevresel ve ekonomik getiriler sağlanırken, bu alanları geliştiren yatırımcılar için yeni ve sürdürülebilir ticari araçlar ortaya çıkacaktır.

Günümüzde sürdürülebilir dönüşümle birlikte birçok problemin azaltılması, bir taraftan kaliteli konut ihtiyacına cevap verilirken, bir yandan çarpık ve yoğun kentleşmenin getirdiği altyapı eksikliklerini en aza indirecektir. Bu hedef doğrultusunda çevre dostu projeler desteklenmeli, bunların geliştirilmesi ve teşvik edilmesi adına yeni finansman araçları veya bürokratik kolaylıklar sağlanmalıdır. Halihazırda 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm olarak bilinen kanun ve ilgili mevzuat kapsamında yeşil alanların arttırılması, enerji verimli binalara ek faiz desteği verilmesi gibi teşvik mekanizmaları bulunsa da bunlar bu konunun bir üst kademeye yayılması için maalesef yeterli değildir. Bu kapsamda yeni kalkınma planları ile hedefe doğrudan yönelik, nakdi ve ayni yardımlar ile teşvik araçları oluşturulmalıdır. Ayrıca bu uygulamalara ait bürokratik adımlar en aza indirilmeli, süreçler mümkün olduğunca hızlandırılmalıdır. Zira, kentleşme oranının her geçen gün arttığı bir dünyada, sürdürülebilir ve yeşil kentlere yapılacak bir yatırım aslında o ülkenin kendi doğal kaynaklarına, doğasına ve de en önemlisi insanına yapılacak bir yatırım olacaktır.

Altensis Kurucu Ortağı Emre Ilıcalı