Ağaoğlu Omak İnşaat'ın patronu Orhan Akçay, baba mesleğinden ayrılmadı!

Ağaoğlu Omak İnşaat'ın patronu Orhan Akçay, baba mesleğinden ayrılmadı!

Sektörden Haberler 16.07.2012 15:29

'Üniversitede finansman yöneticisi olmak isterken, inşaat şirketi kurdum'

Çocukluğundan bu yana baba mesleği olan inşaatın içinde yetişen Ağaoğlu Omak Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Akçay, üniversitedeyken üst düzey finansman yöneticisi olmayı amaçladığını ancak mesleki kariyerine inşaat alanında devam ettiğini söyledi.

Üniversite yıllarında üst düzey finansman yöneticisi olma planlan yaparken, asker dönüşü baba mesleği inşaatla yoluna devam ederek kendi şirketini kuran Ağaoğlu Omak Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Akçay, bu alanda büyümeye devam ediyor.

Trabzon'un Of ilçesinin Sarayköy'ünde doğan Orhan Akçay'ın ailesi 1950lerde İstanbul'a geliyor. "İstanbul'a önce rahmetli bir amcam var, o gelmişti. O zamanlar tornacılık işi ile hayatlarını kazanıyorlardı Perşembe pazarında. Amcam rahmetli olduktan sonra babam inşaat sektörüne girdi" diyerek o yıllan anlatan Akçay, dedesinin de Ankara'da inşaat işiyle uğraştığım dile getirdi. Kendisinin ise ilkokulu köyde okuduktan sonra ortaokul yıllarında İstanbul'a geldiğini belirten Akçay, "Babam o dönemde İstanbul'da müteahhitlik yaparken ben de elime bir keser alıp inşaatlarda çivi düzelterek ona yardım etmeye başladım. Ümraniye Lisesinin orta kısmında ortaokulu okuduktan sonra Kabataş Erkek Lisesi'nde lise eğitimime devam ettim. Yatılılığı çok fazla sevmediğim için Haydarpaşa Lisesine geçtim. Babam da o zamanlar Kadıköy'de müteahhitlik işleri yapıyordu. Ailecek gidip geliyorduk o zamanlar Trabzon'a. Kışın İstanbul'da, yazın Trabzon Ofta olurdu herkes. Yazın orada olmamızın en büyük sebebi orada tarlalarımızın olmasıydı. Dolayısıyla bütün yaz tatillerimizi annemize çay toplamakta yardım ederek geçirirdik. Yani kışın İstanbul'da babamıza, yazın da Trabzon'da annemize yardım ediyorduk" diye konuştu. Yüksek öğrenimini ise Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümünü bitirerek tamamladığını, aslında mesleğe de o dönemde taşeronluk yaparak başladığım söyledi. Üniversitedeyken üst düzey finansman yöneticisi olmayı amaçladığım ifade eden Orhan Akçay, mesleğe başlama hikayesini şöyle anlattı: "İnşaat sektörüne gireceğimi hiç düşünmüyordum. Okulu bitirdikten sonra askerliğe başlamadan önceki arada kendi mesleğimle ilgili kendimi yetiştirmek adına muhasebe ve işletme üzerine stajlar yaptım. Ama askerden döndükten sonra bir anda kendimi inşaat sektöründe buluverdim ve kendi firmamızı kurdum. Aslında bizim sektörümüz zevkli bir sektör. Çocuk büyütmek ve ona bakmak gibi bir şey. Çocuk doğuyor, büyüyor, elbiselerini alıyorsunuz giyiniyor gibi. Bir bina da betonarme temeli ile başlıyor sonra büyüyor ondan sonra onu giydirmeye başlıyorsunuz, içini donatıyorsunuz. Yani tamamen yaşayarak elde ediyorsunuz bu eseri. Ondan sonra da bu eserinizi insanlar beğeniyor, talip oluyor ve satın alıyor. Bu da sizi çok mutlu ediyor, hele ki yaptığınız iş içinize siniyorsa bu insana daha da bir haz veriyor."

"Sefaleti gören büyüklerimiz geleceği de görmüşler"

Karadeniz insanının gurbete çıkışının tamamen içgüdüsel olduğuna değinen Orhan Akçay, "Karnımızı doyuracak ekmeğin peşinde gidilen bir yoldu bu. O yüzden orada "biz gidelim, şirketleşelim' mantığı yoktu, sadece 'gidelim, bir iş bulalım ve karnımızı doyuralım' mantığı vardı. Ama babamlar çok çileler çektiler, açlık ve sefaleti gören bir kuşaktı çünkü onlar. Bunun yanında kazandığım da tasarruf etmiş bir kuşaktı. Biz ve bizim kuşağımız onlara nazaran çok daha şanslı, daha rahat yaşamış, daha iyi eğitim görmüş. Çünkü babalarımız kendilerinin göremediği eğitimi bizlerin almasını sağlamıştı" diye konuştu.

Ülkelerin zenginleşirken insanların da zenginleştiğini, teknolojinin de buna bağlı olarak geliştiğini vurgulayan Akçay, sektörün gelişimini kendi ve babasının döneminden örnekler vererek ortaya koydu. Babasının zamanında inşaat teknolojilerinin şu anki gibi olmadığım vurgulayan Akçay, "Hazır beton diye bir şey yoktu mesela o zamanlarda. O yüzden beton günleri kabus gibi olurdu evde. Büyük stres yaşanırdı. Sabah 5'te kalkılır, inşaata gidilirdi. Şu kadar kum, şu kadar mıcır, şu kadar çimento, şu kadar da su derken beton karma makinelerinde beton hazırlardık Ama şimdi inşaatın olduğu yer yani şantiyede şantiye şefiniz oluyor, o yüzden şantiyeye gitmenize bile gerek kalmıyor. Dolayısıyla bizim için beton günleri kabus olmaktan çıktı" diye konuştu.

"TRABZON'A OLAN VEFA BORCUMUZU BİR VAKIF ÜNİVERSİTESİ İLE ÖDEMEYE ÇALIŞACAĞIZ'

Trabzonlu işadamları olarak kente olan vefa borçlannı bir üniversite kurarak ödemeyi düşündüklerini dile getiren Orhan Akçay, 127 tane işadamının toplanması ile kurulan İpek Yolu Vakfı'nın bu proje için atılan ilk adım olduğunu anlattı. Üniversite kampus arazisinin tahsisinin ve üniversite projesinin yapıldığını kaydeden Akçay. "YÖK'ten onay alınır alınmaz üniversite kampusünün yapımına başlayacağız. Üniversite 260 dönümlük bir alana sahip olacak, özel bir üniversite olmasına rağmen bir şahsa ait olmayacak, Trabzon'un ve Türkiye'nin üniversitesi olacak" dedi. Bu üniversite kurulabilirse önemli bir hizmet yapmış olacaklarını aktaran Akçay. "Çünkü üniversiteler de bacasız sanayidir. Oraya gelecek 20 bin öğrenci Trabzon'un havasını değiştirir, ekonomisini güçlendirir. Anadolu şehirlerini ayakta tutan üniversiteler ve askeri kışlalardır. Trabzon zaten Rum Pontus Imparatorluğu'na da başkentlik yapmış tarih ve kültür şehridir. Dolayısıyla eğitimde önemli bir üs olabilme şansı var. Hem komşularımız Türk cumhuriyetlerinin hem de bölge illerin gelişiminde önemli bir rol oynayacaktır" dedi.

"KARADENİZLİLER KARNINI DOYURMAK İÇİN GURBETE ÇIKTI"

Karadeniz insanının gurbete çıkışının tamamen içgüdüsel olduğuna değinen Orhan Akçay, "Kamımızı doyuracak ekmeğin peşinde gidilen bir yoldu bu. 0 yüzden orada 'biz gidelim, şirketleşelim' mantığı yoktu, sadece 'gidelim, bir iş bulalım ve karnımızı doyuralım' mantığı vardı" ifadesini kullandı.

Dünya