İstanbul'un surları tehlike arz ediyor!
Haberler / Güncel / İstanbul'un surları tehlike arz ediyor!

İstanbul'un surları tehlike arz ediyor!

Güncel 10.03.2013 17:23

Surların varlığı ve gücü her şeyden önemli. Öyle ki bin yılı aşan süre boyunca İstanbul surları pek çok kez kuşatıldığı halde yalnızca iki defa aşılabildi: 1204 Latin işgali ve 1453 Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethi...

 

Yapıldığı zaman halk için “güven” demek olan günümüzde ise tehlike ile özdeşleşen surlar... En son Amerikalı turist Sarai Sierra'nın öldürülmesi ile gündeme gelen İstanbul surları, İstanbul'un çevresinde bulunan, Doğu Roma zamanında yapılmış şehir duvarlarıdır aslında.
 
İstanbul'un etrafını çeviren surlar Byzantium'un kuruluşuyla yaşıt. M.S. 195-196'te Roma İmparatoru Septimus Severus, Partlar'ın tarafını tutan Bizantion'u kuşatır. Kuşatmakla kalmaz kenti yağmalayıp, surları da yıktırır. Ve sonra yeniden imar ettirir. M.S. 413'te ise Theodosius kara surlarının yapımını başlatır. 4. ve 5. yüzyıl dünya tarihinde büyük savaşların, halkların kendi istekleri dışında yer değiştirmelerinin, göç dalgalarının yaşandığı hareketli zamanlar. Bu tehlikeli süreçte surların varlığı ve gücü her şeyden önemlidir. Konstantinopolis Roma imparatorluğu başkenti olarak imar edilirken, kent Çemberlitaş'tan Beyazıt'a doğru büyüyor. Surlar da genişliyor. En geniş sur 2. Theodosius suru. 410-412'de inşa ediliyor. II. Theodosius (408-450) zamanında İstanbul surları Sarayburnu'ndan Haliç kıyısı boyunca Ayvansaray'a ve Marmara kıyısı boyunca Yedikule'ye, Yedikule'den Topkapı'ya, Topkapı'dan Ayvansaray'a uzanıyor. En güçlü ve en özenilen surlar da bunlar.
 
Surlardan sorumlu bakan
 
Pek benzeri olmayan, son derece sağlam yapılar bunlar. Öyle ki bin yılı aşan süre boyunca İstanbul surları pek çok kere kuşatıldığı halde yalnızca iki kez aşılabildi: 1204 Latin işgali ve 1453 Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethi.
 
İstanbul'u üç taraftan çeviren surların uzunluğu 22 km. Haliç surları 5.5 km., kara surları 7.5 km. Marmara Surları 9 km'dir. Toplam 36 kapı, 103 kule ve burçtan oluşuyor.
 
Kentli için sur güven demek. Kilise inşaatından daha farklı. Halk gönüllü çalışıyor. Deprem veya kuşatma zamanlarında surlar yıkıldığında şehir tehlikeye açık hale geliyor. Halk geceden sabaha bitirebilmek için tamirinde çalışıyor. Öyle ki kentin vazgeçilmez parçası surların onarımından sorumlu bakanlık bile var. Adı da “Arhon tou terhon”.
 
Kara surları üç bölümden oluşuyor. Hendek, dış sur, iç sur. Hendekler bugün tarım alanı.
 
İç surlarla dış surlar arasında kapı ve merdiven bulunuyor. Surların içinde ise dehlizler ve küçük oyuklar var. Marmara ve Haliç surlarının önünde hendek ve dış sur yok. Günümüzde Marmara surları boyunca banliyö treni çalışıyor. Bu burçlardan bazıları tarihî ün taşır: Yedikule, Sulukule, Anemas, İsaakios, Mermerkule, Arapkule gibi. Bunların çoğu zindan, hapishane, darphane olarak kullanılmış.
 
Gelin hem Roma hem Osmanlı hem de günümüzde şehrimize damgasını vurmuş bazı yapıları daha yakından tanıyalım...
 
» Esekapı: Edirnekapı Topkapı arasında. Konstantin surlarından kalan tek duvar var.
 
» Eğrikapı: Blakhernia Sarayı'nın gözetleme kulesi. Saraydan kalan tek parça. Kaşıkçı Elması buradan çıkıyor. Ayrıca sivil mimari için çok önemli olan Tekfur Sarayı ve Anemas Zindanları burada.
 
» Edirnekapı: Tören kapısı, imparatorların sefer kapısı. Fatih'in girdiği kapı. Osmanlı devrinde Avrupa'dan gelen malların kente girdiği kapı. Gümrük kapısı gibi.
 
» Sulukule: Sakalarla su parası için kavga eden halkı ve buradan geçen Bayrampaşa deresi nedeniyle bu isimle anılıyor.
 
» Topkapı: Fetih için topların getirildiği kapı.
 
» Mevlanakapı: Tekke ve zaviyeleri ile ünlü. Yenikapı Mevlevihanesi gibi.
 
» Silivrikapı: Bostanların olduğu mevkii.
 
» Belgrad Kapı: İkinci büyük askeri kapı. Kanuni'nin Belgrat seferinden getirdiği esirlerin yerleştirildiği iki bölge var. Biri burası diğeri ise Belgrat Ormanları.
 
» Yedikule: Ardı ardına yedi sur kulesinden dolayı bu adı alıyor. İki ayrı kapı var. İmparatorun girip çıktığı üç gözlü altın kapı ve halk kapısı. Altın kapı heykelleri ile kentin en süslü kapısı. Mese caddesinin sonu. Via egnetia başlıyor. Yani İstanbul'u Roma'ya bağlayan yol.
 
* Kaynakça: Murat Belge, Feride Bozcu
 
BELKIS AKTÜRK/Taraf