Bekir Bozdağ, TDV Ankara Öğrenci Yurdu’nun temellerini attı!
Haberler / Güncel / Bekir Bozdağ, TDV Ankara Öğrenci Yurdu’nun temellerini attı!

Bekir Bozdağ, TDV Ankara Öğrenci Yurdu’nun temellerini attı!

Güncel 29.11.2012 15:25

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, cami mimarisi konusunda sağlıklı bir eğitim verilemediğini belirterek, ''Çamlıca'da yapılacak camiyi eleştirenler bu camilere dair mimari kültürü bilmeyenler. Bazıları da cami karşıtlığını eleştiriyle gizliyorlar'' dedi

 

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, cami mimarisi konusunda sağlıklı bir eğitim verilemediğini belirterek, ''Çamlıca'da yapılacak camiyi eleştirenler bu camilere dair mimari kültürü bilmeyenler. Bazıları da cami karşıtlığını eleştiriyle gizliyorlar'' dedi.

Bozdağ, Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) tarafından yaptırılacak Ankara Yükseköğretim Öğrenci Yurdu'nun temel atma törenindeki konuşmasında, iktidarları süresince bütçe hazırlıklarında birinci sıraya her zaman eğitimi koyduklarını bildirdi.

Yüksek eğitim imkanlarının gençlere sağlandığı ölçüde Türkiye'nin daha güçlü olacağını ifade eden Bozdağ, ''Biz bu anlayışla paramızı harcayacağımız yerleri belirlerken her zaman birinci sıraya eğitimi koyduk. İyi de yaptık. Türkiye'nin önünü ufkunu açan adımları bu alanda atmaya özen gösterdik'' dedi.

''Üniversiteleri çoğaltmak Türkiye'nin güç kaynaklarını çoğaltmaktır''

Üniversite sayısının 168'e çıkarıldığını hatırlatan Bozdağ, güçlü ülkelere bakıldığı zaman esas gücün bilgiyi üretip ona hükmedenlerin elinde olduğunu söyledi.

ABD'de 5 bine yakın üniversite olduğunu dile getiren Başbakan Yardımcısı Bozdağ, bu rakamın Türkiye nüfusuna oranlandığı zaman Türkiye'de de bin 250 üniversite olması gerektiğine dikkati çekti.

Bozdağ, şunları söyledi:

''Biz Türkiye üniversitelerini artırma adımı attığımızda bunu bile eleştiren, bunu bile çok gören, 'böyle olur mu' diyen pek çok ilkel yaklaşımlara hep beraber tanık olduk. Üniversiteleri çoğaltmak Türkiye'nin güç kaynaklarını çoğaltmaktır. Biz onu biliyoruz. Dün Hacettepe, Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi gibi üniversitelerimiz nasıl başladığında kıt imkanlarla başlayıp bugün Türkiye'nin ve dünyanın markaları olmuşlarsa bugünkü yeni açılan üniversiteler de kısa süre içerisinde, büyük aşamalar kaydettiler. İnanıyorum ki onlar da Türkiye'nin, dünyanın önemli markaları arasında yerini alacaktır.''

''Bilimsel anlamda da bir rekabet başlayacak''

Bilimsel alandaki tekelleri ortadan kaldırdıklarını anlatan Bekir Bozdağ, bilimsel alanın rekabete açıldığını, her alanda belli sayı da profesör olduğunu ve bu kişilerin de İstanbul, Ankara gibi metropollerde bulunduğunu ifade etti.

Atılan adımlarla profesörlerin Ankara olduğu gibi Hakkari'de, Tunceli'de, Yozgat'ta, Kırklareli'de, Zonguldak'ta da olacağını, dolayısıyla bilimsel anlamda da bir rekabetin başlayacağını kaydetti.

Üniversitelerin açılmasıyla yurt ihtiyacının da arttığını vurgulayan Bozdağ, yeni yurtlarla kapasitenin 188 binden, 344 bine çıkardıklarına dikkati çekti.

Kamu ve özel vakıfların da yurt konusunda çalışmaları bulunduğunu anımsatan Bekir Bozdağ, Türkiye Diyanet Vakfı'nın (TDV) da sadece yurt içinde değil yurt dışında da hem maddi hem manevi ihtiyaçları gidermek için adımlar atan Türkiye'nin vakıf alanındaki yüz aklarından biri olduğunu söyledi.

Bozdağ, ''Nereye gitsek orada varlar, nereye gitsek ay yıldızlı al bayrağın altında bu dinin güzelliklerini ve bu milletin güzelliklerini bulundukları yerde en güzel şekilde anlatıyorlar en güzel şekilde temsil ediyorlar'' diye konuştu.

TDV'ye bağlı Türkiye'de 10 yurt olduğu bilgisini veren Bozdağ, TDV'nin Türkiye'nin her ilinde bir yurt yapma hedefini koyarak bu hedef doğrultusunda hareket etmesini istedi.

''Mutlaka mabetler de şehirlerin en güzel yerinde olacak''

Cami sayılarının fazlalığıyla ilgili iddialara da değinen Bozdağ, ''Türkiye'nin camilerinin dağılımına baktığınız zaman kırsalı çıkardığınızda büyükşehirlerde müthiş denecek derecede bir cami ihtiyacının olduğu çok tartışmasız. Bana göre hiç tartışma yapmamak gerekiyor'' dedi.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, ekonomik imkanların artmasına bağıl olarak köyden kente göçün de arttığını ifade etti.

Bozdağ şunları söyledi:

''O zaman bu kadar göçün ihtiyacı olan mabetlerin de oralarda hayata geçirilmesi lazım. Siz Türkiye'nin 10 hanelik köyünde, 20 hanelik köyünde olan camileri sayıya katar sonra nüfusa böler birtakım hesaplarla sonuca varırsanız hata edersiniz. Çünkü nüfus büyük yerleşim yerlerine artık gelmiştir, hayatını orada devam ettiriyor. O nedenle Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyükşehirlerimizin ve illerimizin tamamının bu anlamda ciddi ihtiyaçları var. Zaman zaman cuma namazı kılmak için cami arayanların cami bulmakta zorlandıkları, bulan yerlere baktığınız zaman da yolların ibadet nedeniyle ulaşıma kapatıldığına dahi tanık oluruz. Bunlar doğru görüntüler değil. O nedenle diyoruz ki 'şehirler gelişecek, değişecek, daha iyi bir noktaya gidecek ama mutlaka mabetler de şehirlerin en güzel yerinde olacak. Çünkü bizim kültürümüzün medeniyetimizin özünde bu var.''

''Bazıları da cami karşıtlığını eleştiri ile gizliyorlar''

Çamlıca'ya yapılması planlanan camiyle ilgili ''Mabetleri tartışmamak da lazım'' ifadelerini kullanan Bozdağ, camiyle ilgili pek çok kişinin konuştuğunu ancak konuşanların cami mimarisine dair bilgilerinin olmadığını söyledi.

Cami mimarisi konusunun önemli olduğunu vurgulayan Bekir Bozdağ, ''Çünkü cami mimarisine dair Türkiye'de gerçekten sağlıklı bir eğitim verilemiyor. Neredeyse hiç eğitim yok. Üniversitelerde bu konudaki mezun olan mühendislerimiz, kendi şahsi gayretleriyle edindikleri yetenek ve bilgilerle bu konuda adım atıyorlar. Keşke Türkiye'nin üniversitelerinde cami mimarisi konusunda, ayrıca öğrencilerini olumlu anlamda yetiştiren dersler olsa, çalışmalar olsa, gayretler olsa, çabalar olsa daha doğru bir işi yapmış oluruz ama maalesef yok'' dedi.

Cami mimarisini bilenlerin yapması halinde daha güzel camilerin ortaya çıkabileceğini vurgulayan Bozdağ, şöyle devam etti:

''Şimdi Çamlıca'da yapılacak camiyi eleştirenler bu camilere dair mimari kültürü bilmeyenler. Bilip görseler, ben eminim bu konuda eleştiri yerine katkıları varsa onları sunmayı tercih ederler ki 'daha iyi olsun' diye. Ama bazıları da cami karşıtlığını eleştiri ile gizliyorlar. Esasında onun mimariye dair, caminin yapımına dair fazlaca bir itirazı yok. Ona karşı, oraya yapılmasına karşı. Ama karşı olmanın fazla bir kendisi için sıkıntısı olacağını düşündüğü için başka tür eleştirilerin altına gizliyorlar. Bunlara da dikkat etmek lazım. Diyorum ki Türkiye'de cami mimarisi konusunda, mutlaka üniversitelerimizin bu işe el atması lazım. Bu işte üniversitelerimizde otoritelerin ortaya çıkması lazım ve ona göre onların yetiştireceği kişilerin de Türkiye'nin bu alandaki ihtiyaçlarını karşılarken daha özgün yapılar ortaya çıkaracağına yürekten inanıyorum.''

Enes Kaplan/AA