imar

'Yeni düzenleme otomatik bir imar hakkı vermiyor'

Arsa-Arazi (2B) 09.06.2018 17:32

Başbakan Binali Yıldırım, NTV yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye'de imara aykırılıkları olan binalar bulunduğunu, devletin arazisine ev yapıldığını, ruhsat alınmadan, imarsız yapılar inşa edildiğini dile getiren Yıldırım, sayıları bir hayli fazla olan bu binalarla ilgili ortada fiili bir durum olduğunu söyledi.

Başbakan Yıldırım, şöyle devam etti:

"İzmir'in yüzde 62'si böyle, imara uygun değil. İstanbul da ondan aşağı kalmıyor. Depremle ilgili sorun var, kentsel değişimle ilgili sorun var. Elektrik, su alamıyor bazı yerde. İmarı, ruhsatı, kat mülkiyeti yok. İmarı olan bir yerden ikinci bir sayaç koyuyor, ona da işletme parası ödüyor. Devletin verdiği elektriği başkasından satın alıyor. Doğalgaz bağlanacak, bağlanamıyor. Altyapı hizmetleri verilemiyor. Peki ne yapacağız? Buna ilgisiz mi kalacağız? Bugünün problemi değil, 40 yıldan beri birikmiş bir problem. Zaman zaman af çıkarılmış ama soruna köklü bir çözüm getirilememiş. Yapılan usulsüzlük ve yanlışlık ister belediyelerde olsun ister vatandaşta olsun bizler 'Kabul ediyoruz' diyoruz yani görüyoruz. Gözlerimizi kapatmıyoruz yapılan yanlışlığa. Bunları kayıt altına alıyoruz. Yapı Kayıt Belgesi veriyoruz. Bu Yapı Kayıt Belgesi onlara bu binayı kullanma hakkı veriyor yasal olarak. Eksikliklerini giderme hakkı veriyor."

Yıldırım, söz konusu binayı yıkıp yeniden yapmak isteyenlere otomatik imar hakkı verilmediğini anlattı.

Yeni düzenleme öncesi ve sonrasına ilişkin kıyaslama yapan Yıldırım, "Önceden 5 kat hakkı varken, 7 kat yaptı, oradaki imar uygulaması, emsal ne ise yenisini ona göre yapacak. Otomatik bir imar hakkı vermiyor. Sadece aykırılıklara, yanlışlara, mülkiyetle ilgili konulara çözüm getiriyor. Devletin arazisine yapmışsa devlete bir para ödüyor, daha sonra malının sahibi oluyor." diye konuştu.

"Her şeyi kapsamıyor"

Burada birkaç istisnanın bulunduğunu dile getiren Yıldırım, şu ifadelere yer verdi:

"İstanbul Tarihi Yarımada, burası hassas. Bir de Çanakkale Şehitliği, bu bölgedeki yapılaşmalar istisnadır. Bazıları diyor ki 'Her şeyi kapsıyor.' Kapsamıyor. Ben gelip senin arsana böyle bir yapı yapmışsam bu, ona girmiyor. Senin rızanı almadan benim yapacağım bir şey yok. Özel mülkiyete konu bir şey. Dolayısıyla bu işleri birbirine karıştırmamak gerekiyor."

Bu yasanın kentsel dönüşüm için de öncelik getirdiğine vurgu yapan Yıldırım, bu tip Yapı Kayıt Belgesi olunca öncelikli olarak kentsel dönüşümden yararlanma imkanı da getirdiği bilgisini verdi.

"Nasıl olsa bir daha çıkar diye imar disiplininde gevşeme olur endişelerine ne dersiniz?" sorusu üzerine Yıldırım, "Katiyen olmaz çünkü bundan sonra yerel yönetimlerde, merkezi yönetimde bu işe göz yuman, gerekli tedbirleri almayanlara ağır müeyyideler geliyor." açıklamasını yaptı.

Ekonomideki gelişmeler

Başbakan Yıldırım, ekonomideki gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerini aktardı.

Para ve finans politikalarından, enflasyonun hedeflemesinden sorumlu Merkez Bankasının çalışmasının kendi kanunu çerçevesinde olduğunu anımsatan Yıldırım, hükümetin de reel sektörde, mali politikalardan sorumlu bulunduğunu dile getirdi.

Yıldırım, ülkede daha çok vatandaşa iş, aş sağlanmasının, kalkınmanın, büyümenin sürdürülebilir halde yürümesinin, cari açığın azaltılmasının, bütçe açığının kabul edilebilir seviyede olmasının hükümetin sorumluluk alanında yer aldığını söyledi.

Başbakan Yıldırım, Merkez Bankasının, kanuna göre 3 ayda bir Bakanlar Kurulunda ülkenin para piyasalarındaki gelişmeleri, ülkenin büyüme hedeflerini, enflasyon hedeflerindeki gelişmeleri anlatmak mecburiyetinde olduğunu, bunu da gerçekleştirdiğin ifade etti.

Ekonomiyle ilgili gelişmeleri iki boyutta ele almak gerektiğini belirten Yıldırım, şunlara dikkati çekti:

"Amerika uzun yıllar, küresel piyasalara, özellikle de gelişmiş ülkelere 4 trilyon dolar civarında sıcak para ihraç etti. Aynı şekilde Avrupa Birliği (AB), 2,5 trilyon avro gelişmiş piyasalara yatırım yaptı. Fakat bu ülkelerde büyüme çok gerilediği için, işsizlik arttığı için yavaş yavaş hem Amerika hem Avrupa faiz artırıyor. Faiz artırmak ne anlama geliyor? Paraları geri çağırıyor. Fon yatırımcılarına diyor ki 'Paralar artık yuvaya dönsün.' Şu anda bu süreci yaşıyoruz. Bunun gelişmekte olan ülkelere olumsuz yansıması var. Mesela dün Brezilya bu işten çok kötü etkilendi. Arjantin benzer şekilde. Türkiye de bundan etkileniyor. Türkiye bundan bağımsız değil. İşin bir bu boyutu var, bir de bölgemizdeki politik kırılganlıklar... Türkiye'nin bulunduğu bölge her türlü gelişmeye açık. Böyle bir ekstra durumumuz var. Bir başkası da yılbaşından beri petrol fiyatları artıyor. Dolayısıyla ithalat enerji faturamız artıyor. Bunun da getirdiği bir olumsuzluğumuz var."

"Bankacılık sektörünün öz kaynak karlılığı yüzde 16"

Bütün bunlara rağmen Türkiye'nin ekonomisinin, reel sektörünün güçlü olduğuna, yatırımcıların, yatırım kararlarını biraz ertelemesine rağmen bundan vazgeçmediğine vurgu yapan Yıldırım, şu göstergeleri de aktardı:

"Bankalarımız sermaye yeterlilik oranları, en son faiz artışından, kur hareketinden sonra bile yüzde 15 seviyesinde. Ayrıca bir ülkede ekonominin kötüye gittiğinin göstergesi nedir? Batık kredilerdir. Bunda oran yüzde 9, hiçbir şey. Bankacılık sektörünün öz kaynak karlılığı yüzde 16. Buna rağmen bazı derecelendirme kuruluşları arka arkaya not düşürüyor. Bankaların notunu düşürüyor, Türkiye'yi izlemeye alıyor. Ne zaman yapıyor bunu? Seçimlere çeyrek kala... Biz diyoruz ki 'Bize operasyon çekiyorlar.' Diyorlar ki, 'Nereden çıkardınız?' Böyle bir karar alma gündeminde programında yok, alelacele toplanıp karar alıyorlar. 'Nasıl Türkiye'de seçimlerin gidişatını etkileriz.' Etkileyemezsiniz. Biz ekonomimizin durumunu da biliyoruz, sorunlarımızı da biliyoruz, ne yapacağımızı da biliyoruz."

Cumhuriyet'in kuruluşundan hemen sonra 1924'ten, 2002'ye kadar sürede Türkiye'nin her yıl ortalama 4,7 kat büyüdüğüne değinen Yıldırım, 2003-2017'te yüzde 5,7 kat büyüdüğüne dikkati çekti.

Aradaki bir puanlık yükselişin önemine işaret eden Yıldırım, "Eğer 1924'ten bugüne 4,7 yerine 5,7 büyüseydi Türkiye, ekonomisi bugünden 2,6 kat daha büyük olacaktı. Bu ne demek? Fransa'dan sonra Türkiye, dünyanın 7'inci büyük ekonomisi olacaktı." dedi.

Yıldırım, 15 yıl içinde Türkiye'nin enflasyon arındırılmış şekilde reel olarak 2,3; dünyanın 1,7; AB'nin 1,2 kat büyüdüğünü, kişi başı milli gelirde Avrupa ile Türkiye arasındaki oransal farkın yüzde 33 azaldığını vurguladı.

"Türkiye'de enflasyonun yüzde 71 olduğu unutuldu"

Türkiye'de enflasyonun biraz arttığını ancak 1992-2002 yıllarında ülkede enflasyonun yüzde 71 olduğunun unutulduğunu söyleyen Yıldırım, "Şimdi enflasyon 10'un üzerine çıktı diye felaket tellallığı yapılıyor. Mutlu değiliz. Enflasyon, bir ülke için en kötü şeydir. Kazançlarını yok eden bir durumdur. Onun için enflasyonla mücadele, kararlılıkla devam edecek. Faizlerdeki artış, kurdaki dalgalanmalar geçici ve etkileri sınırlı olacak. Kim ne yaparsa yapsın... Burada birtakım operasyonlara maruz kalsak da tedbirlerimizi alıyoruz." ifadelerini kullandı.

"Türkiye'nin büyümesi sanal değil"

Türkiye'nin büyümesinin "sanal" gerçekleştiği sözlerini de eleştiren Yıldırım, şunları kaydetti:

"Nasıl sanal oluyor? 2002'de Türkiye'de bir yılda 7 bin traktör satılıyordu, 2017'de 72 bin 900 traktör satıldı. Bunun neresi sanal? Niye alıyor insanlar traktörü? Türkiye tarımda 2002'de Avrupa'nın 4'üncü ülkesiyken, bugün birinci ülkesi olması tesadüf mü? 2002'de Türkiye'de yılda 91 bin otomobil satılıyordu. Geçen sene Türkiye'de 723 bin otomobil satılmış. Para var ki alıyor millet. Beyaz eşyada 2002'de Türkiye'de yılda 2,5 milyon buzdolabı, çamaşır makinesi satılmış, bugün 8,5 milyon satılıyor. 2002'de bir yılda Türkiye'den yurt dışına turistik gezi için gidenlerin sayısı 3 milyondu, şu anda 9 milyon. İnsanlar dışarıya gidiyor, tatil için gidiyor. 30 bin 800 şirket kurulurken, 73 bin 800 şirket kuruluyor. 13 milyon turist gelirken, bu ülkeye 40 milyon turist geliyor. Bunun neresi sanal? Türkiye'nin büyümesi sanal değil. Türkiye gerçek anlamda büyüyor, bunu zaten Anadolu'ya, her yere gittiğinizde görüyorsunuz."