tasocagi

Sultangazi'de taşocağı isyanı yıllardır sürüyor!

Arsa-Arazi (2B) Cansu Yılmaz 09.07.2017
İstanbul’un Sultangazi ilçesinde yaşayan vatandaşlar, bölgede bulunan 16 taşocağı yüzünden yaşamakta zorluk çekiyor.
Sultangazi'nin Cebeci bölgesinde bulunan, altı mahalleyi toz içinde bırakan, bir anaokulu ve bir de ortaokulla burun buruna olan 16 taş ocağı faaliyetlerini sürdürüyor. Sultangazi halkının ‘cehennem ocakları' diye adlandırdığı ocaklar, İstanbul'un mıcır ihtiyacının yüzde 90'ını karşılıyor. Alternatif ocaklar yok değil, fakat söylenen, Sultangazi'deki kadar kaliteli rezervi bulmanın zor olduğu. Son 20 yılda bölgedeki konut artışına bağlı olarak taş ocaklarıyla yerleşim bölgeleri ve hatta okullar komşu olmak zorunda kalmış. Aralarında sadece birkaç yüz metre var. Sonuç; astımla çok erken tanışan çocuklar, camı dahi açılamayan evler ve nefes darlığı, hatta KOAH ile mücadele eden yaşlılar.

Altı ayda 1000 şikâyet

Sultangazi halkı bu duruma ‘dur' demek için yıllardır bir araya gelse de kalıcı sonuç alamamış. Ya madenler sadece birkaç aylığına kapalı kalmış ya da toz ölçüm araçlarıyla ‘tozun toleransı' ölçülmüş. Fakat pes etmiş değiller. Her yıl yaz aylarına denk gelen protestolar bu yıl da kapıda. Facebook'taki 5000 kişilik ‘Sultangazi'de Taş Ocaklarına ve Çevre Katliamına Son' grubunun çoğunu kadınlar oluşturuyor. 31 yaşındaki İbrahim Bülbül, hem sosyal medyadaki imza kampanyalarını hem de protestoları organize ediyor: “Burada büyüdüm ve kendimi bildim bileli bir mücadele içindeyiz. Eylemsiz geçen senemiz yok. Bu protestoları bırakmamız için para teklif edenler bile çıktı ama yılmadık. Tüm hayatımız burada. Protestolardaki desteğin çoğu kadınlardan çünkü çamaşırlarını balkonlarına rahatça asamayanlar da onlar, çocukları hasta olanlar da.” Sultangazi halkı, bu yılın ilk altı ayında 1000'e yakın şikâyette bulunmuş. Şikâyetlerden sonra sunulan en somut çözüm toz ölçüm araçları olmuş. Bülbül'e göre bu bir yeterli değil: “Araç geliyor, gerekli bir takım ölçümleri yapıyor ama neyi ölçüyor, ne sonuç çıkıyor, sonuçlar nereye gidiyor bilmiyoruz. Bize iyileştirme olarak yansıyan bir gelişme yok.”

BİR KAMYON BİR DİNAMİT: Sultangazi'ye nefes aldırmayan tozun bir kısmının sebebi de kamyonlar. Bir günde onlarca sefer yapan taş ocaklarına bağlı kamyonlar, hafriyat, toz yığınları ve taşların üstünü brandayla örtme ihtiyacı bile duymuyor. Akşam saatlerinde ise taş ocaklarındaki dinamit patlamaları başlıyor. Saat beş civarında taş ocaklarını genişletme çalışmaları sebebiyle halk, en az 3 şiddetinde deprem yaşıyor. Özellikle çocuklara taş ocakları sorulduğunda hepsinin ilk aklına gelen şey dinamit patlamaları oluyor. 

Doğal hayata 'açık tehdit'

TÜRKİYE'de ortak eylem konularından biri taş ocakları. İnternette kısa bir ‘taşocağı isyanı' araması, sizi Bursa'ya, Denizli'ye, Isparta'ya, Malatya'ya, İstanbul'a, İzmir'e, Antalya'ya götürüyor. Sloganlar aynı, itirazlar aynı. Taşocakları mevzuatta, ‘bina, yol gibi yapı işlerinde kullanılan malzemelerin çıkarıldığı açık işletmeler' olarak tanımlanıyor. Buralarda ‘açık ocak işletmeciliği' yapılıyor. Yani maddeler yeraltına inilmeden üzerindeki tabaka kaldırılarak çıkarılıyor. Bu işlem, denetimsiz ve önlem alınmadan yapıldığında günlük yaşama ve doğaya büyük zarar veriyor. Taşocaklarının çevreye verdiği zarar şöyle sıralanıyor: “Patlatmalar 3.4 şiddetindeki bir depreme eşdeğer, doğal dengeyi bozuyor, su kaynaklarına zarar veriyor. Ocağa yakın yerleşim alanlarındaki yapılarda hasar oluyor. Taş ya da mermer çıkarıldıktan sonra kalan pasa bir alanda toplanıyor ve buradaki yığınlar kayarak bitkilere, ağaçlara, dere ve göl yataklarına zarar veriyor. Taşocaklarının tarım alanlarından uzak olması gerektiği özellikle belirtiliyor. Gürültü kirliliği oluşuyor ve tozlar hava kalitesini bozuyor. İnsanlarda solunum yolu hastalıkları oluşuyor. Bitkiler fotosentez yapamıyor.”

Fotoğraflarda da taşocakları, şehrin ortasında, nehrin kenarında, yemyeşil bir köyün hemen yanında katman katman duran dev bir canavara benziyor. Çevreciler ruhsatsız ve denetimsiz taşocaklarının acilen kapatılmasını isterken, ocakların doğal kaynaklara uzak, yaşamı tehdit etmeyecek yerlerde olmasını, çevresinin de yasa ve yönetmeliklerde yazdığı gibi rehabilite edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Hürriyet

istanbul sultangazi sultangazi taşocağı