Oryapark İstanbul Satış ve Pazarlama Müdürü Mevsim Erdemir

İnsanların mutluluğu için proje geliştirmeye adandı

Sektörden Haberler Hüseyin Belibağlı 30.05.2015
Oryapark İstanbul Satış ve Pazarlama Müdürü Mevsim Erdemir "İnşaatta Topuk Tıkırtıları" için emlaktasondakika.com'u ofisinde ağırladı.
Bir insan düşünün ki, safi efendi duruş, insana kendini güvende hissetiren sıcak bir yaklaşım ve bir o kadar da işinde bilgi ve beceriden ibaret olsun... Kendisi için değil, “dostlarım, yatırımcılarım, arkadaşlarım” dediği müşterilerinin yıllar süren güvenini kazansın ve hukuku zamanlar üstü olsun… İşte o isim Ümraniye Küçüksu'da bir kuğu gibi yükselen Oryapark İstanbul'un Satış ve Pazarlama Müdiresi Mevsim Erdemir… 

Kendi adıma, kendim için “insan biriktiririm.” Yani tanıştığım insanlarla ilk anda oluşan enerji akışı, ondan sonraki hukukumun belirleyicisi olur. Mevsim Hanım'ı ilk gördüğümde sempatik tavırlarlı kocaman kahverengi gözlerinin bebeğindeki ışığı hissetmiş ve kendi kendime “Bu arkadaştan yıllar üstü dost olur” diye aklımdan geçirmiştim. Tanıştıran ortak dostumuz da kendisinden “Çok çok iyi insandır, adamımdır” deyince yakın takibe almıştım. Zaten kendini tarif ederken “insan biriktirme” ifadesini kullanması, seçimimin ne kadar isabetli olduğunu bir kere daha göstermişti.  

Kendisiyle ikinci kez Oryapark İstanbul'un tanıtım toplantısında karşılaşınca kanaatim pekişti. “Kızını görücüye çıkaran annelerin tatlı telaşıyla” koşturup hiçbir şeyin eksik kalmamasına gösterdiği itina ve ayaklarından gelen sesler, “İnşaatta Topuk Tıkırtıları”nın bir sonraki röportajın habercisi oldu. Emlaktasondakika.com ekibi olarak ziyaretine gittiğimizde bizi kapıda karşıladı ve son derece nezih bir ev sahibeliği yaptı. Kendilerine sonsuz teşekkürlerimizi buradan sunarken sizleri de haberi ile başbaşa bırakıyorum. Umarım sıkıldan bir solukta okursunuz…

Satış ve pazarlamayı çekirdekten öğrendi

İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü'nden mezun olduktan sonra Tepe İnşaat'ın yaptığı Beykoz Konakları'nın Satış ve Pazarlama Müdürlüğü'nü yapan Leyla Üstel Çağatay ile çalışan şimdiki Oryapark İstanbul'un Satış ve Pazarlama Müdürü Mevsim Erdemir, bu fırsatı ikinci okul olarak değerlendirmekte gecikmedi. Duruşu, parlak zekası ve insana kendini güvende hissettiren yaklaşımı ile kısa sürede dikkatleri üzerine çeken Erdemir, başarı basamaklarını ikişer ikişer çıkmaya başladı.

Oradaki bağlantıları, insan tanımalarını ve ilişkilerinin kalıcı olmasına dikkat eden Erdemir, iş hayatını, Oryapak İstanbul'u ve bir hanım olarak hayata bakışını  şöyle özetledi:

Daha sonra Şişli'de bina dekorasyon merkezi alanında hizmet veren bir AVM'nin iş geliştirme takımında yer aldım. Çok keyifli bir dönem oldu. Yapı ve dekorasyon üzerindeki tüm malzemeleri bir noktada toplayan bu AVM'de mimari yaklaşımları ve inşaat malzemesi alanını tanımaya başladım. Böylece inşaat sektörünü ucundan kıyısından tanıma ve analiz etme imkanı buldum. Buda benim için kazanım oldu. Süreç böyle devam ederken Kurtköy'de Delmar Yapı'nın Elit Yaşam Konutları'nın geliştirilmesinde yer aldım. 2007'de başlayan proje sıra villalardan ibaretti. Yer aldığı Kurtköy yeni gelişmekte olan ve zor bir bölge idi. Varlık göstermesi zor idi ama başarı ile üstesinden geldik. Çok kısa bir sürede 89 villanın büyük bölümünü 3 ayda sattık. O zamanlar ekonomi dalgalıydı. Sektörün büyümesi ve cumhurbaşkanlığı seçimleri gibi etkenler vardı.  Ekonomi süreçlerden etkileniyordu. Bölgede markasına yatırım yapan firmalar vardı ve güçlülerdi. Ciddi projeler geliştirilmemiş, AVM'ler, tekno marketler ve projeler halen inşa edilmemişti.

Proje geliştirmeler birbirini tetikledi

Oradaki başarılı satıştan sonra aynı şirketin Osmanlı Bulvarı üzernideki ikinci projesinin geliştirilmesini yönettim. O arada istifa ederek Londra'ya gittim ve 6 ay kaldım. Dönüşte orada tanıştığım Advenced Properties International'ın Türkiye ofisini kurann takıma dahil oldum. Güneyde, ağırlıklı olarak Avrupa'da yaşayanlar için yazlık ev satışını içeren bir modelde Portekizliler'e, Almanlar'a, İngilizler'e ve yerli yatırımcılara proje geliştirdik. Türkler için de Dalaman'da 2 milyon metrekarelik bir alanda yatırım yaptırdık. Burası bir vadinin içinde Dalaman Çayı'nın geçtiği bir lokasyon idi. Arsa sahibi orada Türkler'e yatırım yaptırılabileceğine inanmıyordu. 13 villalık ilk fazı inanılmaz bir sürede Türkler'den A Plus alıcı kategorisine sattık. Bu olay bana konuyu doğru anlatılınca her şeyin satılabileceğini öğretti. Sonuçta çok keyifli bir iş oldu.

Her şeyiyle Oryapark'ın geleceğine yön verdi

Birkaç yıl önce Orya Holding ile yollarımız kesişti ve Oryataş Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Buğdaycı Bey ile tanıştık. Oryapark'ın gelişimi daha çok başında idi. Projeyi ‘doğru kitleler ile nasıl buluşturabiliriz' fikrinden hareket ettik. Mimari ekip ile tanışarak çok güzel bir proje geliştirdik. Holding'de önce oteli ve ofisi tamamlamayı, peşinden AVC'yi açmayı tercih etti. Böylece insanların nasıl bir kurguda yaşayacaklarını görmelerini istedik. Çünkü Bölgede çalışan 20 binin üzerinde beyaz yakalı var. Bunları merkeze alarak planlama yaptık. Trafikte zaman kayıplarını önleyen, hayatın akışında günlük ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri AVC'nin ve beklentileri karşılayacak dairelerin yer aldığı bir proje olmasını istedik. Bu noktada geniş metrekareler, sosyal donatı alanları, oteldeki hizmetlerden yararlanabilme, ulaşım akslarına olan yakınlıklar gibi artılara kafa yorduk. Çok iyi bir sinerji yakaladıktan sonrada konut satışına geçtik.

Akışın içinde olmaya özen gösterdim

Geriye dönüp baktığımda 20 yılı geçen iş yaşamında sektörü hep sevdim. Herhalde dünyaya yeniden gelsem mimar falan olurum. Çok keyifli bir iş. Mimar gözüyle bakabilmek, o vizyona sahip olabilmek ve bir şeyler tasarlayarak insanların ihtiyaçlarını karşılayabilmek bana çok keyifli geliyor. Satıştan da yetiştiğim için insanların beklentilerini peşinen görebiliyorum. Her ne kadar pazarlama yapsamda satıştan kopamıyorum. İnsanlarla iletişimde olmak beni kendine çekiyor.

İnsan biriktirmeyi seviyorum

Geçmişten bu yana birlikte çalışmış olsam veya olmasam, birlikte yol almış olsam yada olmasam yolumun kesiştiği insanlar hayatımın bir köşesinde mutlaka var oluyorlar. Bu şekilde tanıştığım bir çok dostum var. Benim için şans gibi geliyor bana. Yaptığınız işten dolayı hukukun devam etmesi kendimi iyi hissettiriyor. Bir çay içip yemek yemek ve evlerine misafir olmak son derece önemli geliyor bana. Kurtköy'deki villa sattığım herkesin evinde misafir olmuşumdur. Onlarda yıllar sonra bu projede mutlaka beni ziyaret etmişlerdir.

Geçmişteki projelerimden alım yapmayan yatırımcılarım bazen bekleyerek bu projeden alım yapmışlardır. Önceden almayanlar “Bu hatayı bir daha tekrarlamayalım” diyerek Oryapark'tan alım yapmışlardır. Tüm bu işlerin en güzel tarafı; kendiniz için biriktirdiğiniz o kaliteli insanlar.

İnsanları sadece insan olarak değerlendiriyorum

Açık söylemek gerekirse karşımdakini sadece insan olarak değerlendiriyorum. Geçenlerde bir yatırımcım gözlemini aktardı bana. Bana, ‘Hiç sözünü etmeden, satmaya çalışmadan satma' stratejisini mi tercih ettiğimi sordu. Bunu uzun süre gözlemlemiş ve yatırım yaptıktan sonra dile getirdi. Satış kaygısı olmadan insanlar ile bir araya olmak, onlara geçmiş tecrübe ve birikimleri aktarmak güven oluşturuyor ve insanlar ikna oluyor. Hakikaten öyle. Satışa değil insana odaklıyım. Beklentiler karşılanıyorsa ve iyi anlatılırsa burada olmasa bile farklı projelerde gelerek alım yapıyorlar. Size güven duyuyorlar. Buda çok mutluluk verici.

Hayatlarının en ciddi alımı olabiliyor

Oturum projesinden alım yapan insanlar çoğunlukla hayatlarının en ciddi yatırımlarını size kanalize ediyorlar. Hayatının kalan kısmını burada yaşamaya hazırlanan insanlara sizin yapabileceğiniz en iyi şey; Beklentilerinin karşılanıp karşılanayamayacağını sunmak. Mutlaka bir şeylerin satılması gerekmiyor. Hatta ben farklı fikri olanlara bile yardımcı oluyorum. Onların beklentilerini en iyi hangi projelerin karşılayacağını söylüyorum ve tavsiye ediyorum. Yatırımcıların beklentileri ise hesap ve matematik. Bunlara uyuyorsa yatırım yapıyorlar.  

Hanımlar sezgiseldir

Kadınların öyle bir hisleri vardır, her içte sezgiseldirler. Erkekler hayatın içinde hep işin matematiğinden yanadır. Alacak borç hanelerine bakar. Hanımlar ise içgüdüsel hareket eder. Eğer eşiniz bir şeyler söylüyorsa ‘dikkate alın' derim. Kolay kolay yanlış yapmazlar. Ben işte profesyonel görünebilirim ama halen amatör bir ruhla çalışırım. Bu ruhu kaybedersem çalışamayacağımı zannederim.

“Satmadan satmak stratejisi” Körfezli yatırımcılara uyarlanabilir mi? 

Mütekabiliyet sürecinde yabancılar ve özellikle Körfezli yatırımcılar gelip bakıyorlar ama almıyorlar. Evet, bu doğru. Körfezli yatırımcıya bu projede gerektiği kadar yer vermiyoruz. Burada 526 konut var ve oturumcuya yönelik olmasını kurguladık. 1+1'lerdeki yatırımcıya yönelik kesimi de Crowne Plaza'da kalan, orasının hizmetlerinden yaralanmak isteyen ama kendi evinde kalmak isteyenler için planladık. İş oteli burası. Projenin ikinci fazında yabancı yatırımcıya dönük olarak bir şeyler yapabiliriz. Ondan öncede Körfezli yatırımcıları iyi gözlemlemek gerekiyor. Çünkü onlarda değişiyor. Bunu yakalamak ve görmek gerek. Fiyat politikasını iyi belirlemek gerekiyor. İkinci listenin olmaması ve dürüst olunması gerektiğine inanıyorum. Çünkü geldiklerinde AVM merkezleri, bulundukları çevre ve ekonomi başta olmak üzere her yeri hareketlendiriyorlar. Avrupa'nın birçok ülkesinde Ortadoğulu yatırımcıların ektisini biliyoruz. Türkiye'den gidip orada bir kişi alışveriş yaparsa onlardan gelenler yüzlercedir. Yatırımcıya dolar olarak bakansanız sizde onlarda mutsuz olur. Bir kere mutlu olunur ama devamı gelmez. Dolayısıyla kendi içimizden insana davrandığımız gibi davranmamız gerekiyor. Dürüst ve şeffaf olmak gerekiyor. Elinizdekileri dürüst ve şeffaf olarak ortaya koyarsanız beklentilerini karşılayıp karşılamadığını görürlerse zaten bir yatırım yapacaklardır.

Oryapark İstanbul ikinci fazda yurtdışına açılacak

Bununla ilgili bizim bundan sonraki süreçte yol haritamız ulusal ve uluslararası fuarlara katılarak, danışmanlık alarak onları tanımak ve ona göre plan proje geliştirmek yönünde olacak. Hepsini takip edecek ve yatırımcı potansiyellerini tanımak istiyoruz. Ondan sonra rotayı belirleyeceğiz. Bu konuda ciddi tesbitleri olan ve Ortadoğu'ya hizmet veren firmalar var. Birde Dalaman projelerinde yabancıya hizmet verme tecrübesi çerçevesinde gözlemleyerek ve piyasanın nabzını tutarak destekler alacağız. Bunları ikinci faz öncesi değerlendireceğiz.

Hanım gözüyle geliştiricilik…

Birkaç farklı kriter var. Proje geliştirme ve pazarlama satışın anahtarıdır. Proje geliştirirken hangi arazide hangi koşullarda hangi hedef kitleye hangi fiyata satacağınız çok önemli. Bu inşaat sektörünün anayasası gibidir. Bir yatırımcı içinde her zaman yüzünü güldüren doğru zamanda doğru ürünü doğru fiyata almaktır. Yaşayacak ve yatırım yapanlar her zaman kazanmak isterler. Geliştirdiğiniz lokasyonun çevre şartları, altyapısı ve bunu çevreye sunarken çevrenini beklentilerini karşılayacak beklentilerden hareket etmeniz gerekiyor. Eğer oturum projesi geliştiriliyorsa evin malzemesi ve fonksiyonları, önemli. 

Mutfak, mutfak, mutfak…

Kadınların ise hayatında mutfak ve banyo çok önemli. Hanımlar günümüzde çok fazla yemek yapmasalar bile orada mutlu oluyorlar. Diğeri ise banyo ve yatak odası. Salondan daha çok burada vakit geçiriyorlar. Yatak odasında ebeveyn banyosu ve oradaki detaylar önemli. Onların iyi tasarlanması gerekiyor. Bizimkisi oturum projesi olduğu için dönüp dolaşıp çocuk odasına geliniyor. Çocukların hayatının kolaylaşması gerekiyor. Ona bağlı olarak anne ve babanın da hayatı kolaylaşıyor. Çocuklar mutlu ise annelerin gözü arkada kalmıyor ve mutlu oluyorlar.

Hanımlar mutlu ise…

Rezidansların en önemli sorunu lejyoner hastalığı. Bu açıdan sosyal alanların kurgusu, eve gün ışığının ve taze havanın girişi, bahçe kullanımları, çocukların alanları ve günlük ihtiyaçların kolayca karşılanabiliyor olması çok önemli. İnsanlar zamanlarını trafikte değil, çocuklarının yanında kullanmak istiyorlar. Bunları verebiliyorsanız, kadınları mutlu edebiliyorsunuz demektir.

Hanımların projelere size gelen arsada değmeli

Geliştiriciliğe hanımların eli arsa alımından hemen sonra değiyor. Çünkü arsa sizin isteklerine göre masanıza geliyor ve “Buraya ne yapabilirim?” diye planlamaya başlıyorsunuz. O anda çevre koşulları, ulaşım aksları, nasıl insanların yaşadığına bakmak gibi konularla kadınların ilgilenmesi gerekiyor. Biz çevredeki ailelerin ihtiyaçlarına, yakınlarımızdaki komşu sitelerin kullanım alanlarına baktık. Eğer doğru kullanım alanları planlanırsa insanlar evlerinden çıkmak istemiyor. Hatta bekar gelenler evlense bile sitelerinden çıkmak istemiyor. Memnunlar. Çocuk bile olsa bunun dışına çıkmaları için daha iyisinin verilmesi gerekiyor. Eğer yapılan işi bir ‘tık' daha ileri taşımak istenirse bu gözlemler yeni projeye eklenirse iyi sonuçlar çıkıyor. Eksik varsa böylece tamamlanmış oluyor. Baktığınız zaman ebeveynlerin çocukları ile özgürce yaşayabiliyorlarsa, hanımlar istedikleri gibi alışveriş yapabiliyorlarsa, sosyal donatılarda sosyalleşebiliyorlarsa, uygun mekanlarda yaşayabiliyorlarsa onlar mutludur. 

Evdeki zaman kaliteli olmalı

Birde evlerde kullanılan zamanlar son derece az oluyor. O zamanda evlerin sorun çıkaran değil, hayatı kolaylaştıran olmalarını talep ediyoruz. Geçmişteki gibi uzun soluklu yaşanılan evler mahalle kültürü ile birlikte var olurdu. Çok sorun olmazdı. Komşuluk ilişkileri güçlüydü. Herkes birbirini tanırdı. İnsanlar kendilerini mahallerinde güvenli hissederdi. Şimdi kalabalık sitelerde güvenlik ilk öge haline geldi. 

Projeyi yaşatan içindeki insandır

Her zaman şunu söylerim. Dünyanın en harika projesini yapabilirsiniz ama o projeyi değerli kılan o sitedeki yaşamın devam etmesidir. Oryapark İstanbul'da kaliteli komşuları ve insanları bir araya getirmeye çabalıyoruz. Burada güzel insanların ve çocuklarını bir arada olmalarını, geleceklerini, beklentilerinin karşılanmasını istedik. 

Çözüyorsunuz bence …

Örneğin iki bloklu projenin bir tarafına 0-6 yaş dönemi park alanı, diğer tarafına 6-12 yaş dönemi için park alanı inşa ediyoruz. Meyve ağaçlarına çocukların tırmanmasını, onu deneyimlemelerini ve özgürlük alanları olmasını istiyoruz. Çocuklar mutlu ise anneler mutlu oluyor. Onlar mutlu olunca aileler mutlu oluyor. Çözüyorsunuz bence…

İstanbul'da huzur arıyoruz

İstanbul'u çok sevsek de bizi yoruyor. Kargaşası, trafiği derken gün sonunda eve gelindiğinde keyifli olmak istiyoruz. Çocuklara kapıdan çıktıklarında bisiklete binebilsin. Mutfakta iki kişi itiş kakış olmasın. İnsanların ferah yaşam alanlarına ihtiyacı var. 

Tüketici bilinçli ve ne istediğini bilerek hareket etsin

Bilinçli tüketici son derece az. Yatırım yapılırken dikkat ediliyor ama ev alırken dikkat edilmiyor. Ürünün detay özelliklerine bakmaları gerekiyor. Kullanılan malzemede bazı tarafları değiştirme şansı var ama tesisat, mekanik, izolasyon, yalıtım ve elektrik gibi kısımlarda değişiklik yapma şansı yok. Günümüzde verimliliğe, çevresel özelliklere ve tasarruflu malzeme seçimine dikkat etmeleri gerekiyor. 

Lokasyonun çok önemli olduğuna inanıyorum

Birim fiyatların çok uçtuğu bölgeler var. Herkes yatırım yapıyor diye oradan alım yapmak ne kadar doğru? Ona bakmamak gerek. Yatırım yaptığınız bölgedeki diğer projelerin nitelikleri, aynı anda hangilerinde yaşamın başlayacağı, aynı anda kaç projenin çıkacağı, satış ve kiralama değerlerini ne olacağı… gibi verilere dikkat etmek gerek. 

Önce mutluluk arayın

Arabada bile çok daha fazla özelliklere dikkat ederken yaşacağımız ve birikimimin tamamını aktaracağımız evlerin detaylarına bakmıyoruz. Alacağınız evde oturacaksanız sizi mutlu edecek mi? Gerçekten orada yaşamak istiyor musunuz? Ona bakmak gerek. Günümüzde artık evlerin nefes alan, balkonlu ve gün ışığı alan evlerin önemli olduğuna inanıyorum. Enerji tasarrufu sağlayan yapıların önemine de dikkat edilmeli. Evlerde en az 50 yıl yaşanması gerekiyor. Her geçen gün gelişen teknoloji ile üretilen evleri 10 yılda bir değiştirme ihtiyacı hissediyorsak bunun sorgulanması gerekiyor.  Aileler bireyselleşti ve beklentiler değişti. Günümüzde konut ihtiyacının artmasının temelinde de bu var. Aileleri ile yaşayanların sayısı azalıyor. Herkesin kendine ait hayatı ve düzeni var. Hatta aynı durum aynı evin içi için de geçerli. Dolayısıyla 10 yılda bir ev ihtiyacı değişiyor.

Hüseyin Belibağlı/İnşaatta Topuk Tıkırtıları/Emlaktasondakika.com

 

Oryapark İstanbul Satış ve Pazarlama Müdürü Mevsim Erdemir İnşaatta Topuk Tıkırtıları