Bünyamin Derman ve Hüseyin Belibağlı

Bünyamin Derman: Planlama, planlama, planlama!

Sektörden Haberler Hüseyin Belibağlı 23.10.2015
Yüksek Mimar Bünyamin Derman, kentsel dönüşüm faaliyetleri için ‘kentsel ölçekte planlama yapılmadığı takdirde işin içinden çıkılamayacağını’ söyledi.
 Yüksek Mimar Bünyamin Derman, ülkenin dört bir yanında devam etmekte olan kentsel dönüşüm faaliyetleri için ‘kentsel ölçekte planlama yapılmadığı takdirde işin içinden çıkılamayacağını' söyledi.

Bir tarafta akademik yönü, diğer tarafta birçok projeye imza atması ile tanınan Yüksek Mimar Bünyamin Derman, bir şehrin kurgusunda en önemli noktanın ‘üst ölçekteki planlama kararları' olduğunu kaydetti. Kentsel sürdürülebilirliğin doğru anlaşılması gerektiğinin altını çizen Derman, ‘siyasi erk ve tüm paydaşlar bilmelidirler ki, ortaya konulan inşa faaliyetleri bugün yaşayanlar kadar gelecek nesilleri de etkilemektedir' diyerek, ranttan çok kamu yararının önceliğine vurgu yaptı. Derman, kent planlaması ve estetiği hakkındaki görüşlerini emlaktasondakika.com'a anlattı.
 
‘Kent planlama disiplinlerarası bir çalışmayı ve güçlü bir siyasi erki gerektirir. Kentler dünyanın her yerinde artan nüfus ve değişen yaşantının talepleri doğrultusunda gerçekleşen değişim ve dönüşüm faaliyetlerinin nesnesi olurlar. Burada önemli nokta bu faaliyetlerin kentsel sürdürülebilirlik adına ve kamunun rızasıyla ortaya konmuş bir master plan üzerinden yapılıyor olmasıdır.'

İstanbul Metropolitan Planlama Merkezi doğru hamleydi

Bir dönem, İBB'nin kurduğu -ve fakat artık faaliyette olmayan- İstanbul Metropolitan Planlama Merkezi'nin doğru bir hamle olduğunu belirterek sözlerine başlayan Derman, ‘bu yolla İstanbul'un 2050 yılında ne kadar gelişeceği, nasıl şekilleneceği planlanacaktı. İstanbul'un ekosistemi, su havzaları, ormanları korunarak, öngörülen nüfusun ihtiyaç duyacağı yeni yerleşim alanları, sanayi bölgeleri, ticari, sosyal ve kamusal alanlar, ulaşım, alt yapı gibi pek çok şey planlanacaktı. Korunacak, yıkılacak, taşınacak, dönüştürülecek alanlar bu master plan üzerinde gösterilecekti. Böylece hem büyük resim görülebilecek hem de işler önceliklere göre etaplanabilecekti. Maalesef bu şans ortadan kaldırıldı' dedi.

Planlama devlet eliyle yapılmalı ama…

Her konuda olduğu gibi bu konuda da eğitim şart. Nesiller eğitilecek ki bazı şeyler gelenek olsun. Kent nüfusunun niteliğine baktığınızda kent geleneğinden gelenlerin sayısının azlığını hemen fark edersiniz. Hal böyle olunca yaşadığı kentin tarihi ile kendi geçmişi arasında bağı olmayan ve hatta kente göçüp ona entegre olmayı reddeden bu nüfusun kentle kurduğu ilişki de maalesef sağlıklı olamıyor. Sahipsiz kalan kent de işte böyle savunmasız kalıyor. İşte tam bu noktada sorumlu bir yönetimin varlığı büyük önem taşıyor. Evet planlama devlet eliyle yapılmalı ama bu planlama kamu menfaatleri önceliğinde ve konusunda fikriyle, çalışmalarıyla ufuk oluşturmuş meslek adamlarının görüşleri alınarak yapılmalı, kamunun gözü önünde yapılmalı.

Sorunun doğru tespiti önemli

Bugün  İstanbul'da kentsel dönüşüm adına yapılanlar arasında, bir tarafta kent içinde parsel bazında yenilenen binaları, bir tarafta da kent çeperlerinde  inşa edilen ve fakat kente değmeyen (duvarlarla çevrili gettolar şeklinde) toplu konut sitelerini görüyoruz. Oysa sorunun doğru tespit edilmesi önemli. Kentin yegane ihtiyacı konut stoğu değildir. 

Kentsel dönüşüm, kentin tüm alt ve üstyapı ihtiyaçlarının master plan düzeyinden, ada,  parsel bazında planlamaya kadar karşılanmasını içeren, kente kimlik katan yapı ya da dokuların, meydanların, koruların korunarak dönüştürüldüğü ve en önemlisi her aşaması kamunun gözü önünde gerçekleştirilen, sivil insiyatif, yerel ve merkezi erk, meslek adamları ve özel sektör temsilcilerinin bir arada kotardıkları ciddi bir iştir.  Uzlaşı kültürünün inşası, kamu yararının ranttan öncelikli olması,şeffaflık, bilgilendirme ve paylaşım anahtar sözcüklerdir.'

Utanç Duvarı'ndan Fikirtepe'ye… Bir kent nasıl planlanmalı?

Dünya şehirleri içinde İstanbul'un sahip olduğu özel yere dikkat çeken Bünyamin Derman dünyada gerçekleştirilmiş kentsel dönüşümlerden Berlin örneğini verdi. ‘Kentsel dönüşümün dünyada hayata geçirilmiş güzel bir örneğini duvarın yıkılışının ardından, Berlin'in dönüşüm projesinde görmek mümkündür. Bilindiği gibi İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Almanya, Doğu ve Batı Almanya olarak ikiye ayrılırken başkent Berlin de tarihe Utanç Duvarı adı ile geçen bir duvarla ikiye bölünmüştü. Yıllarca duvarın iki tarafında birbirinden farklı anlayışta ve imkanlarda hayatlar yaşandı ve kent ona göre şekillendi. İşte bu nedenle duvarın yıkılışının ardından yeniden düzenlenen Posdamer Platz ve çevresi 1990'lı yıllardan bugüne kentsel dönüşüm adına ders niteliğinde bir çalışmadır. Önce şehrin bu bölgesi için açılan bir yarışma ile bir master plan elde edilmiş, alt ve üst yapı bu kararlara göre ve fakat farklı mimarlar tarafından projelendirilmiştir. Dönüşüm her aşamasında halkla paylaşılmış, görüş alınmıştır. Bu çalışmada masada Mercedes- Benz gibi finansörler, merkezi ve yerel erkin temsilcileri, kamu adına sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve meslek adamları (mimarlar, mühendisler, plancılar) bir arada yeralmışlardır.'
 
‘Planlama süreci belki zaman alır ama kervan yolda düzülür mantığının sonuçları da ağırdır.  Fikirtepe, Berlin'deki dönüşüm projesinin kapladığı alan kadar neredeyse. Oysa biz 20 yıllık işi 2 yılda yapmak istiyoruz 'dedi.

‘Fikirtepe bir master plandan yoksun olarak, yeni yoğunluğun getireceği altyapı yükü, ihtiyaç duyulan sosyal donatılar, yollar gibi pek çok soruna gebe olarak inşa ediliyor. Müteahhitler mülk sahipleri ile anlaşıyor, parseller, adalar birleştiriliyor ve büyük resmin ne olduğu bilinmeksizin İstanbul'un Anadolu yakasında yeni bir merkez yükseliyor: Fikirtepe . Oysa öncelikle bir master planın yapılması ve ona sadık kalınması gerekirdi. Hiçbir şey birbiri ile bütünlük arz etmiyor. Kent ölçeği ile zemin, yapı ile yol ilişkisi, kot ile bir diğerinin ilişkisi sorunlu. Oluşturulan rant ve bu rantın getireceği sosyo – ekonomik yapının oranın eski sakinleriyle ilişkisi de.Yanlış olan ve bizim kaybettiğimiz işte bu. Fikirtepe'de malikler başlarına talih kuşu konmuş sanıyor. Ne var ki bir çoğu yaşadıkları semtin dönüşümüne tanıklık edemeden buradan sürülüyorlar. Geçmişlerini parayla takas ederek başka yerlere göçüyorlar çünkü  Fikirtepe artık onların Fikirtepesi değil, ne insanlarıyla ne de ekonomik koşulları ile. Geçmişe ait izler bir bir yokolurken hafızasızlaşan kent sonsuz bir şimdiki zamanda yaşamaya başlıyor sonunda. Planlama böyle yapılmaz. Onun için kentleşme doğru yapılmıyor” diye konuştu.

Yüksek Mimar Bünyamin Derman, mesleğin sorunlarından kentsel dönüşüme, oradan da yaşanan plansızlıklara değin fikirlerini Hüseyin Belibağlı ile paylaştı.

Limana bina yapılır mı?

Eskiden kentlerin girişlerinde -çeperlerinde yer alan sanayi bölgeleri, limanlar zaman içinde kentin genişlemesiyle şehrin içine hapsolmuşlardır. Bu alanların bulundukları yerden taşınması ve buraların yeniden düzenlenmesi dünyanın pek çok yerinde gerçekleştirilen inşa faaliyetlerindendir. Londra, Paris, Berlin, Hamburg bunlara birer örnektir. Burada da önemli olan bu dönüşümün bir master plan üzerinden yapılmasıdır. Limanın nereye ve ne şekilde taşınacağı, ortaya çıkan kullanım alanlarının hangi fonksiyonlarla donatılarak kente entegre olacağı bu planda öngörülmelidir. Galataport ve Haydarpaşa'da da limanlar kaydırılıyor ama kamusal uzlaşı olmadığı için herkes itiraz ediyor. Aslında kimse oraya bina yapılsın veya yapılmasın demiyor. Önemli olan oradaki yapı stoğunun ne için ve nasıl değerlendirileceği, hayata ve şehre nasıl entegre edileceğidir. Bunlar ortak akılla alınabilecek kararlarla halolmalıdır' şeklinde konuştu.

Haydarpaşa'ya her şey yapılabilirdi ama…

Kadıköy'ü kendisi için dünyanın en güzel yeri olarak gören Derman, “Tarihi Yarımada en güzel Kadıköy'den görünür. Bu nedenle eski zamanlarda Kadıköy'e yerleşen insanların ülkesine Körler Ülkesi denmesini haksız buluyorum. Haydarpaşa tren garı sadece İstanbullular için değil tüm memleketim insanları için Anadolu'nun denize açılan kapısıdır. Herkesin hatırladığı bir film karesidir: Anadolu'dan gelip, trenden inerek garın ihtişamlı merdivenlerine yönelen insanımızın denizle ilk göz göze gelişi. Büyüyen gözbebeklerinde denizin mavisi vardır. Sadece bu nedenle bile toplumsal hafızanın bu en önemli izi korunmalıdır. Haydarpaşa tren garı olarak korunur ve yaşatılırken, binanın üst katları farklı bir amaçla kullanılabilir'' diye konuştu.

Kartal için planlı yükselmek iyiydi

Kartal'da Zaha Hadid'in yaptığı planlamanın özünde doğru olduğunu ileri süren Derman, “Projede Pendik ile Kartal'ı birleştirecek, yolları birbirine bağlayacak bir grid ve onun üzerinde yükselen bir dokland olacaktı. E-5'ten baktığınızda kuzey ormanlarına kadar planlanması gereken bir alan orası. Rüzgarın kuzey ormanlarından inişi, klimatolojik etki, yeşil alanların ve derelerin planlanması gibi tüm etkenler hesaba katılıyordu ama şimdi farklı müteahhit gruplarının birbirinden farklı ve bütünlüksüz projeleri yükseliyor'' dedi. 

Bu konuda mimarların bir yerde ellerinin bağlı kaldığını söyleyen Derman, “İşlerin mimara gelmeden çözülmesi gerekiyor. Herkes iyisini yapmaya çalışıyor ama olmuyor öyle” şeklinde konuştu.

Kentsel dönüşüme tüm taraflar müdahil olmalı

Kentsel dönüşümün sadece isminin bilindiğini savunan Derman, “Bizde 10 parseli birleştirip siteler yapmaya kentsel dönüşüm deniyor. Oysa bu rantsal dönüşüm. Müteahhidin hesabı ‘Burada kaç konut yapabilirim?', Malikin hesabı ‘Kaç tane ev alabilirim?' Öyle ya malik sıhhi bir eve kavuşabilmek için mevcut metrekaresinden bile fedakarlık ediyor. Bir dönüşümün kamu yararına ve doğru zeminde olabilmesi için devlet, müteahhitler, katılımcılar ve yerel insiyatifin birlikte hareket etmesi gerekir tıpkı Berlin'deki, Hamburg'daki gibi. Maalesef burada master plan olmadan yıkıp yaparak dönüşüm yapmaya kalkışıyoruz” diyerek bu alandaki görüşlerini dile getirdi.

Hüseyin Belibağlı/Emlaktasondakika.com

 

Yüksek Mimar Bünyamin Derman kentsel dönüşüm