Konya'nın Tropikal Kelebek Bahçesi açıldı
Yüzyılların Ramazan geleneği; Hırka-i Şerif
Kampçılıkta son nokta: Çadır hamak
Beştepe Millet Camii açıldı
Nejat İşler'den şok çıkış: Villa dikeceğinize...

Batum'a kimlikle giriş 1 TL!

Batum'a kimlikle giriş 1 TL! Gürcistan’a kimlikle geçiş imkanı verilip geçiş ücreti de 1 TL olduğundan beri Karadenizliler cuma akşamı işten çıkıp Batum’a atıyor kapağı
 
Yazı Boyutu

 

Gürcistan'a kimlikle geçiş imkanı verilip geçiş ücreti de 1 TL olduğundan beri Karadenizliler cuma akşamı işten çıkıp Batum'a atıyor kapağı 
Orası ışıl ışıl, kumarhaneler serbest, gece hayatı çok hareketli. Batum için kimileri “İlerde Kıbrıs olacak” diyor, Karadenizliler ise “günahlar şehri”
 
Türkiye'nin Batum Başkonsolosluğu'nda telefon çalıyor. Hafta sonu, gecenin bir vakti. Telefonda endişeli bir kadın sesi: “Bizim bey sizin orada mı?” Cuma akşam saatleri... Sarp Sınır Kapısı'nın önünde upuzun bir kuyruk var. Bizi Batum'a götüren Fuat, “Bir saat bekleriz” diyor. Kuyruktaki arabaların plakalarına bakıyorum: 53 (Rize), 61 (Trabzon), 08 (Artvin)...
 
Biraz hasbıhal edelim diye yanına sokulduğumuz hiç kimse eğlenceye gitmiyor nedense! Tıpkı memlekette herkesin belgesel seyrettiğini söylemesi gibiÖ “İş için gidiyorum” cümlesi var dillerde. Günlerden cuma, saat 21.00, iş... Peki.
 
Orada herkes özgür
 
Eğitim müfettişi Kadri Özşahin'in gerekçesi daha “içerden”: “Ben halamın kızını kaçırıp evlendim, ona saygımdan gitmem!”
 
Kadri Bey doğma büyüme Hopalı. Buraların yıllar içinde nasıl değiştiğini iyi biliyor:
 
“Ben ortaokulu, liseyi Hopa'da okudum. Bir hata yapınca ‘Evladım sen kimin oğlusun?' derlerdi. 1989'da sınır açılınca Hopa'ya öyle bir insan profili geldi ki, alt üst olduk.”
 
1970'lerde buradakiler eğlenceye İstanbul'a giderlerken öyle bir zaman gelmiş ki, İstanbul'dakiler Hopa'ya “alem”e gelmeye başlamışlar. “Şimdi o hayatı Batum'a taşıdılar” diyor Kadri Bey, “Özeti budur.”
 
Niye?
 
“Bu bölgede eşini dinlemeyen erkek yoktur” diyor bıyık altından gülerek, “Burada herkes birbirini tanır. Kendiliğinden kontrol vardır. Ama orada herkes özgür, kimse kimseyi tanımaz”.
Biz sohbet ederken sıra ilerliyor. “Form alın” diyor Fuat. Kimlik gösterip giriş çıkış formu alıyoruz, 1 TL'ye.
 
Bunu kime göstereceğiz Fuat? Ağır Laz aksanıyla cevap vermeye koyuluyor: “Önce bizimçilare vereceğuz, sonra Gürcü'ye, sonra yine Gürcü'ye vereceğuz, sonra yine...” “Tamam Fuat, al bu formları, sende kalsın”.
 
Gonio'ya düştüysen yandın
 
Gürcistan'a giriş tam da böyle oluyor. Kimlik, form göster, polisin elindeki bilgisayar kamerasına gülümse. Bizim taraf tamam. Aynı şey bir daha ve “Batum'a hoş geldiniz!”
 
Yaya giriyorsanız kısıtlama yok, araçlar ancak ayda dört kez girebiliyor. O da benzin yüzünden. Çünkü Batum'da benzinin litresi 2.25 Lari (yaklaşık 2.90 TL) ve herkes benzinini buradan alıyor. Hopa'daki ve Kemalpaşa'daki iki benzin istasyonu da bu yüzden iflas bayrağını çekmiş! Sınırdan Batum'un merkezine uzaklık 20 kilometre. Yaya girersem ortada kalırım sanmayın, tam girişte minibüsler ve taksiler bekliyor sizi. Yolda Fuat Batum'a yeni gelenlerin düştüğü tuzağı anlatıyor bize. Şehir merkezine gelmeden Gonio diye bir yerden geçiyorsunuz. Burası pek “nezih” bir mahalle sayılmaz; üçüncü sınıf pavyonlar, randevu evleri, moteller... Loş ışığı gören “Batum'a geldim” diye atıyormuş kendini buraya. Fuat'ın söylediğine göre bu bölgede 1500 hayat kadını çalışıyormuş.
 
Gonio'da duraklamadan doğrudan merkeze gidiyoruz. Burada iki ayrı hayat var. Biri tamamen turistik; her bina “janjanlı”. Havaalanı kontrol kulesinden tutun da devlet dairesine kadar!
 
Diğeri ise dökülen toplu konutlar, barakaya benzeyen evler, yoksulluğun ve yoksunluğun hemen kendini gösterdiği sokaklar...
 
Batum, Sovyet mirası geniş meydanlarından ve caddelerinden hemen sezilen; kapitalizme kendini tamamen teslim ettiği de birinci saniyede anlaşılan bir şehir. Dört bir yan inşaat, her birinin kapısından ünlü bir otel zincirinin adı yazıyor.
 
Kumarhanelerde hakim dil Türkçe. Tüm çalışanlar iş görecek kadar Türkçe konuşabiliyor.
 
Hakim dil Türkçe
 
Şu anda Türkiye'den gelenler için en revaçta olan yerler Sheraton, Radisson ve Intourist otelleri. Ki bu otellerin çoğu Türk işadamlarına ait. İlk durağımız Sheraton Peace Casino. Kapıda Gürcü aksanlı bir Türkçeyle karşılaşıyoruz: “Merhaba, ilk kez geliyorsunuz?” Evet, ilk kez... Yine kimlik gösterme ve kameraya gülümseme seansı yaşıyoruz. Giriş ücreti yok. Kamera, fotoğraf makinesi yasak!
 
Herhangi bir beş yıldızlı otel kumarhanesi gibi; rulet, blackjack, poker masaları ve slot makineleri...
 
Şöyle bir bakınca anlıyoruz ki içerideki herkes Türkiye'den gelmiş. Zaten Gürcü krupiyeler ve garsonlar dahil, hakim dil Türkçe. Hemen bir tepsi uzanıyor burnuma, içki dolu. Yemek, içmek bedava. Cebinizde 10 dolar da olsa, burada bir gece geçer rahatlıkla.
 
Karı koca gelenler de var, yalnız gelen erkekler de. Rizeli gemici Hasan Bey her hafta geldiğini anlatıyor. Ama büyük paralarla oynamıyor, “eğlencesine”.
 
Aşk uğruna kumar
 
Asıl dert bir başkasında. Rulet masasına yapışmış, neredeyse her numaraya marka koyan birinde. Trabzonlu, adını söylemiyor. “Şu an 2 bin TL içerdeyim” diyor fısıldayarak. Ama derdi paradan büyük. Bu kumarhanede çalışan bir kıza aşık olmuş, onun uğruna her hafta geliyormuş. “Bazen bin TL kazanıyor, bazen 3 bin TL kaybediyorum”.
 
Tam bu sırada hikayenin kahramanı güzeller güzeli bir kız geliyor masaya. Bizimki elini tutuyor kızın, “Yaktın beni” diyor. Kıkırdıyor adının Nura olduğunu öğrendiğim kız.
Sheraton'dan çıkıp Radisson'a giriyoruz. Görüntü benzer: Tepsilerde viskiler, rakılar, elma dilimleri, kenarda açık büfe...
 
Kumarhane yetkilisi olduğu takım elbisesinden belli olan birinin telefonda ettiği şu cümle kalıyor bana Radisson'dan: “175 bin kaybetti, hala devam ediyor”. O 175 binin hangi para birimi olduğunu sormaya yüreğim elvermiyor.
 
Kahvenin lüks hali
 
Ertesi akşam yine dökülüyoruz yollara. Sınırda cumartesi bir başka. Bu kez bir buçuk saatte ancak geçiyoruz. Bu kez durağımız SSCB zamanından kalan Intourist Oteli. Bir başka ülkede olduğumuza bin şahit gerek. Lobideki televizyonda Show TV açık, ‘Eve Düşen Yıldırım' izleniyor. Kumarhanedeki ekranda ise Star açık. Bayern Münih-Chelsea Şampiyonlar Ligi finali oynuyorlar.
 
Ola ki gelenler yabancılık çekmesin diye meyve suları Dimes, biralar Efes, peçeteler Selpak, kahveler Kurukahveci Mehmet Efendi. Rakı kısmına hiç girmeyeyim.
 
Zaten kapalı yerlerde sigara serbest; içerideki ortam herhangi bir kahvehanenin bir tık lüksü, içkilisi görünümünde.
 
Elde iskambil, ağızda sigara, rakı yanı ince belli bardakta çaylar ve servis yapan uzun bacaklı, akça pakça kızlar.
 
Maç, son dakikalarında hareketlenince ekrana yaklaşıyorum. Arkamdan bir ses: “Ha bu ne maçidur da?”
 
Maç bitince aşağıya, Intourist'in diskosuna iniyoruz. Adı Discorium; giriş kadınlara bedava, erkeklere 10 lari.
 
Diskoda Serdar Ortaç
 
İçerideki görüntüyü özetlersek: Kırmızı ışık altında masalar; ortada koca bir pist, barda bekleşen devasa topuklu genç kızlar ve kenarda onları süzen erkek grupları. Ve tamamen “dım tıs” müzik.
Saat sabahın 2'si ama henüz ortam ısınmamış. Üzerinde “rezerve” notu olan masaların yarısı boş. Zaman geçtikçe masalar doluyor; “şişede durduğu gibi durmadığını” hatırlatan dans figürleri başlıyor. Tam çıkarken hoparlörlerden bangır bangır tanıdık bir ses geliyor: “Kafamda deli sorular / Kolayca sevemiyorum”. Tabii ki Serdar Ortaç!
 
Etrafıma bakınca Hopalı Selçuk'un söyledikleri geliyor aklıma: “Gençler hadi neyse de, en çok yaşlı adamlar çarpıldı burada. Emekli maaşlarını kızlara kaptırdılar. Zaten kızlar kimin maaşı ne zaman ödenir bilir, ona göre ararlar. Bizim orada bir amca var, kızlara '40 yıl önce neredeydiniz?' deyip duruyor”.
 
40 yıl önce onlar çok başka bir hayat yaşıyorlardı, bugün çok başka. Ama Batum'un hali gösteriyor ki 5 yıl sonra daha da değişecek buralar.
 
Herkesin ortak görüşü, “Türkleri sevmiyorlar, 2 seneye kalmaz vize koyarlar”. Bunda bu topraklarda sık görülen “Bizimle kalkınır sonra bizi tanımazlar” ruh hali de var elbet. Ama Selçuk'un söylediği de yalan değil: “Hem kaba davranıyoruz onlara, hem de kadınlarına başka gözle bakıyoruz. Niye sevsinler bizi?”
 
Batum'daki lüks otellerin önlerinde park halindeki otomobillerin çoğunun plakası 53, 61, 08'le başlıyor.
 
Hopa'nın havaalanı başka bir ülkede!
 
THY'nin uçuşu bir miktar tuhaf. Batum-Hopa uçuşu olarak geçiyor, Artvin'e gitmek için de aynı hattı kullanıyorsunuz. İstanbul'dan Dış Hatlar'dan ama pasaportla değil nüfus cüzdanıyla geçtik. İnişimiz Batum Havaalanı'naydı. Pasaport kuyruğunu pas geçip üzerinde “Hopa Yolcuları Bekleme Salonu” yazan kapıdan girdik. Dışarıda bizi bekleyen Havaş otobüsüne doğru meyletmiştik ki biri Türkçe bağırdı: “İçeri girin!” Sebep? “Sayacaklar sizi”. Efendim? “Otobüse sayıyla alınacaksınız”. Sizi bize sayıyla verdiler diyor yani.
 
Bu işlem bittikten sonra otobüse yerleştik ve resmi olarak giriş yapmadığımız bir ülkenin yollarında seyahate başladık.
 
Sarp sınır kapısına giden yol yemyeşil; incir ağaçları, asmalar, çamlar... Kiril alfabesiyle yazılı tabelaların arasından birden Türkçe “Hemşinlilerin Yeri” beliriyor, o bitiyor “Döviz TL” yazıları başlıyor.
 
Cepten kontrolü
 
HAVAŞ, sınır kapısından hiç duraklamadan geçiyor. Öyle ya, biz Gürcistan'a girmedik ki işlem yapalım. Türkiye tarafına gelince otobüse bir polis biniyor, kimlik kontrolüne başlıyor. Yöntem şu: Kimliğimizi alıyor, kulağıyla omzu arasına sıkıştırdığı cep telefonuna vatandaşlık numaramızı söylüyor, karşı taraftan onay alıyor.
 
Yaklaşık 20 dakikalık bir yolculuktan sonra üzerinde Batum Hopa Terminali yazan, adı terminal kendi otobüs durağı bir yere varıyoruz.
 
Dönüş iyiden iyiye tuhaf. THY'nin sitesinde uçuş saati Batum uçuşuna bakarsanız 17.00, Hopa uçuşuna bakarsanız 14.00 görünüyor. İkisi aynı uçuş, aradaki saat farkı da bir; e geri kalan iki saat nereye gitti?
 
Meğerse 14.00 Hopa'dan kalkan otobüsün saati, 17.00 ise uçağın. Bizim kafamız epey karıştı, sizinki karışmasın.
 
Miraç Zeynep Özkartal/Milliyet

Bu haberle ilgili sorularını Uzmanına Sor
İlgili haberler
Sektörden Haberler
Kumburgaz, Miami olacak!
03.07.2015 16:59
Büyükçekmece'ye 35 bin villa Kumburgaz'a rezidans yazlık geliyor.
İstanbul'a turist akını!
03.07.2015 16:25
İstanbul Kültür ve Turizm Müdürlüğü verilerine göre, İstanbul'a 6 ayda, geçen yıla göre yüzde 5,5 artışla 5 milyon 680 bin 398 turist geldi.
Evora İstanbul’un kısmi geçici kabulüne onay!
03.07.2015 15:34
Teknik Yapı tarafından İstanbul’un en hızlı gelişen bölgelerinden Tuzla’da hayata geçirilen Tuzla Evora İstanbul’un kısmi geçici kabulü yapıldı.
Osmaniye’deki inşaatta çökme!
03.07.2015 13:12
Osmaniye’de bir inşaatta yaşanan çökme sonucu 4'ü Suriyeli olmak üzere 7 işçi yaralandı.
Gülman Group ile Norm Yapı’nın mayası tuttu
02.07.2015 17:44
Bodrum Gündoğan’da geliştirilen Fiera Vista’da buluşan Gülman Group ile Norm Yapı iyi bir sinerji yakaladı.
Sur Çelik Kapı’dan hırsızlığa karşı garanti sertifikası
02.07.2015 16:54
“Dünyanın en güvenli kapısı” sloganıyla yola çıkan Sur Çelik Kapı hırsızlığa karşı tazminat ödeme garantisi veriyor.
Evora İstanbul, hayatınıza yeni bir soluk getirecek
02.07.2015 15:17
İstanbul’un en gözde bölgelerinden Tuzla’da hayata geçirilen devasa proje Evora İstanbul, hayallerinizdeki kusursuz şehri sizin için gerçekleştiriyor
Bendeniz, otelci oluyor!
02.07.2015 14:50
Türk pop müziğinin sevilen isimlerinden Bendeniz, uzun süren suskunluğunu sevenlerini mutlu edecek bir haberle bozmaya hazırlanıyor...
İDO’dan Ramazan Bayramı’na özel tarife
02.07.2015 14:30
İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO), Ramazan Bayramı'na özel tarife uygulamasına 16-19 Temmuz tarihlerinde başlayacak.
Yazarlar
Beyhan Cebeci
Trençkotum da, Evim de Marka...
Uğurcan Tokay
Bekleme zamanı değil!
Sabahattin Arvas
Gayrimenkul panik ortamını kaldırmaz!
Mehmet Emin Öztürk
Küresel, Marka’lı, Konsept, Karma, Yapı, Konut, Proje, ve İnşaat Şirketleri…
Uzmanına Sor
Gayrimenkul sektörü ile ilgili her türlü sorunuzu bize iletin uzmanlarımız sizin için cevaplasın.
1000