Sağlıklı bir hayat için nasıl bir evde yaşamalı?

Sağlıklı bir hayat için nasıl bir evde yaşamalı?

Genel Merve N. Güreş 07.10.2015
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi Sağlıklı Yaşam Merkezi Direktörü Dr. Özgür Şamilgil, evlerin sağlığa etkisini emlaktasondakika'ya açıkladı.
Büyükşehirlerin giderek büyüyen problemlerinden biri de giderek küçülen yaşam alanlarından kaynaklanıyor. Kolay kiralanabilmesi ve daha ucuza satın alınabilmesi nedeniyle 1+1 evler giderek daha çok talep görüyor. Maddiyat ön plana geçince sağlık her zamanki gibi arka plana atılıyor.

KÜÇÜK EVLER 40'LI YAŞLARDA SAĞLIĞI TEHDİT EDİYOR

Kalabalık şehir hayatının getirdiği sağlık riskleri ulaşılabilir hesaplı evlerin getirebileceği faydaları silip süpürüyor. İstanbul Florence Nightingale Hastanesi Sağlıklı Yaşam Merkezi Direktörü Dr. Özgür Şamilgil, genç yaştakilerin çekici bulduğu bu küçük dairelerin 30'lu ve 40'lı yaşlardakiler için hayatı daha çekilmez, sağlıksız hale getirdiğine dikkat çekiyor.

 <a href='http://www.emlaktasondakika.com/haber-ara/?key=%c4%b0stanbul+Florence+Nightingale+Hastanesi'>İstanbul Florence Nightingale Hastanesi</a>, Sağlıklı Yaşam Merkezi Direktörü <a href='http://www.emlaktasondakika.com/haber-ara/?key=Dr.+%c3%96zg%c3%bcr+%c5%9eamilgil'>Dr. Özgür Şamilgil</a>,

Zaten kalabalık, camları açılmayan, kendi büyük, çalışan için küçük yaşam alanları sunan sağlıksız plazalarda çalışanların evlerine döndüklerinde de rahatlayabileceği bir ortam yok artık. Küçücük alanlara sığdırılan, örneğin duvara kaldırılıp kapatılan yemek masaları ve hatta yataklardan ibaret yalnızca uyumak, işe gitmeden önce kahvaltı etmek için kullanılan bir mekândan ibaret olan evler, stresten bir kaçış yolu olacağına sağlığı tehdit ediyor.

DAR EVLERDE ÇOCUKLAR DAHA ÇEKİNGEN OLUR

Bu tür evler sadece erişkinlerin değil sürekli hareketli olan çocukların da sağlıklı gelişmesine engel oluyor. Dar evlerde yaşayan çocukların daha çekingen olduğu, çalışma ve konsantre olma sorunu yaşadığı, fazla kilolu olduğu biliniyor. Misafir ağırlamaya da imkan sağlamayan bu şartlar sosyalleşme sorunu da meydana getiriyor. Rahatlama, kendi gösterebilme gibi temel psikolojik ihtiyaçlar bu ortamlarda maalesef sağlanamıyor. Dar ve fiziki koşulları yetersiz evlerde yaşayan çocuklarda madde bağımlılığına daha çok rastlanıyor.

‘HASTA BİNA, HASTA İNSAN DEMEK'

Kapalı devre havalandırma sistemi olan camları açılamayan yapay ışıklandırılan ev ve işyerlerinde yaşayanlarda Dünya Sağlık Örgütü'nün tanımına göre Hasta Bina Sendromu görülebiliyor. Bu hastalık, binalardaki halı, perde, mobilya ve duvar boylarındaki kimyasal maddelerin göz, burun, boğaz, cilt gibi duyusal organlarda tahriş ve sinir sitemi üzerine zehirli etkilere bağlı bazı şikayetler ve mikrobi hastalıklara daha sık yakalanma gibi sorunlarla ortaya çıkıyor.

SİNİRLİLİK, KURU ÖKSÜRÜK, YORGUNLUK, BAŞ AĞRISI

Kişiler tat duyusunda bozukluk, kas kemik ağrıları, yorgunluk, baş ağrısı, sinirlilik, kuru öksürük, gözlerde sulanma, nefes darlığı, dikkatsizlik, kilo artışı gibi karmaşık şikayetlerden yakınıyorlar. Hasta binalarda yaşayanlarda antidepresan, antiallerjik gibi çeşitli ilaç kullanımının daha fazla olduğu biliniyor.

GÜNEŞ GİRMEYEN EVE DOKTOR DA GİRSE İŞE YARAMAZ!

D vitamini üretimi için gerekli olan güneşten gelen UV-B ışını camdan geçemiyor. Başta kemik, kas hastalıkları olmak üzere depresyon, kanser, romatizma, kalp damar, beyin sinir sistemi, bağışıklık sistemi zayıflığı, hormonal hastalıkların D vitamini eksikliği ile yakından alakalı olduğu biliniyor. Plaza benzeri işyeri ve evlerdeki halı, boya ve mobilyalarda kullanılan yapay kimyasal maddelerin, ofis cihazlarından çıkan görünmez buharlara, iyi temizlenmeyen klima filitrelerinde biriken mikroplara sürekli maruz kalanlarda uzun vadede birçok hastalığın ortaya çıkma olasılığı artıyor.

MİKROPSUZ YAŞAM, HASTALIK ÜRETİYOR!

Yapılan araştırmalar, doğamızın vazgeçilmez bir parçası olan mikroplardan uzak, toprağa ayak basmadan, evcil hayvanlardan, çiçekten, böcekten, ağaçtan uzakta büyüyen çocukların erken yaşta başta allerji, astım, kalp damar hastalıkları, romatizmal hastalıklar, obezite, şeker ve kansere yakalanma olasılıklarının arttığı biliniyor.

ÇÖZÜMÜ DOĞADA BULACAKSINIZ

Evde veya işte oturarak zaman geçirenlerin diyabet ve kalp hastalığı riski 2 kat artıyor ve 30 dakikalık egzersizin bile faydasını götürüyor, 1-2 saatte bir 2 dakika kalkıp yürümek gerekiyor. Düzenli egzersiz meme ve kolon kanseri riskini yüzde 25-30 azaltıyor. Harvard mezunlarının uzun yıllar takibini içeren bir araştırmaya göre 1 saatlik egzersizin beklenen ömrü 2 saat uzattığı, kalp krizi olasılığını yüzde 35 azalttığı bildiriliyor.

EGZERSİZ 7 YIL ÖMRÜ UZATIYOR

Birçok araştırma, düzenli egzersiz yapanların ömrünün, hareketsiz yaşayanlara göre sağlıklı olarak 7 yıl kadar daha uzun olduğunu gösteriyor. Japonya'dan bir araştırmaya göre, ormanda 2 saatlik yürüyüş bağışıklık hücrelerinin kısa sürede artmasını, güçlenmesini sağlıyor. Bahar aylarında daha sık görülen soğuk algınlığı virüsleri, grip virüsleri kadar ağır hastalık oluşturmuyor. Ayrıca düzenli egzersiz yapanlar hem yüzde 50 daha seyrek yakalanıyor. Yakalandığında kendini yorgun hissetmiyorsa, egzersize devam etmekle yüzde 30 çok daha çabuk iyileşiyor.

İŞE VE OKULA UZAK AMA DAHA DOĞAL VE KONFORLU EVLER

Yaşam alanı seçiminde, işe ve okula uzak, daha ucuz ama daha doğal ve konforlu evlerde yaşamanın getireceği birçok faydanın, zaman kaybı, trafikte geçirilecek stres ve hava kirliliğine maruz kalmanın getireceği risklerle karşılaştırılarak karar verilmesi gerekiyor.

Merve N. Güreş/Emlaktasondakika.com

İstanbul Florence Nightingale Hastanesi Dr. Özgür Şamilgil sağlıklı ev