İstanbulun tarihi silueti

İstanbul'un tarihi siluetinden eser kalmadı!

Genel Zeynep Karabağ 26.06.2015
Yeşil 7 tepesi, ahşap konakları, tarihi camileriyle romanlara, şarkılara konu olan İstanbul’un dillere destan silueti gökdelenlerle değişti.
Uzmanlar soruyor: Gelecek kuşaklar, binlerce yılda oluşan bu şehri, otuz kırk yıl içinde bu hale getirenleri affedecek mi?

İstanbul'un yeni silueti, özellikle 16/9 gökdelenlerinden sonra tartışmaya açılırken son yıllarda birçok kişinin eleştirdiği yüksek katlı projeler artık megakentin her noktasından görülür hale geldi. Öyle ki, Boğaziçi'ne bakanlar doğal güzellik ve tarihi doku yerine sürekli yenileri eklenen devasa kuleleri görüyor. Özellikle Mecidiyeköy-Zincirlikuyu hattı ile Levent-Maslak hattında devasa gökdelenler yükseliyor. Dikine yapılaşma, Anadolu Yakası'nda da hızla artıyor. Sarayburnu'ndan, Haydarpaşa, Kadıköy ve Harem'e doğru bakanlar, beton kuleleri izlemek zorunda kalıyor. 

İstanbul siluetinde cami minareleri arasından görünen gökdelenler
Arkadan görünen 16/9 projesi

‘Kent kimlik değiştirdi' 

İstanbul'un mimari ve tarihi dokusunu en iyi bilen isimlerin başında gelen Mimar Sinan Genim, ortaya çıkan manzara için, “Elbette giderek nüfusu artan ve büyüyen bir şehirde gökdelenler yapılması gerekir. Kimsenin bu oluşuma karşı çıkması mümkün değil. Ancak önemli olan gökdelenlerin nerede, nasıl yapılacağı. ‘Yaparım, yaptırmam' kavgaları arasına sıkışan İstanbul büyük bir yağmaya uğradı ve tarihsel silueti ile uyumlu olmayan yeni bir görünüm ortaya çıktı” diyor. 

Farklı noktalardan görüntülediğimiz fotoğrafları değerlendiren Genim, “İstanbul hızla kimlik değiştiriyor. Binlerce yılın kültürel birikimini yansıtan bir şehirde nasıl yapı yapılacağı bilinmiyor. Boş bir arsa bulan veya insanları deprem ile korkutarak büyükçe bir alanı boşaltan, dilediği yerde dilediği yapıyı yapma hakkını elde ediyor. Bütün çabamız nasıl olursa olsun, yükselen bir yapı yapmak” diye konuşuyor.  

Affedilebilecek mi?

İstanbul'un ilk gökdeleninin 1970'li yılarda yapılan Ceylan Intercontinental Oteli olduğunu aktaran Genim, şöyle devam etti: “Bu yapının hemen sonrasında İstiklal Caddesi'nde Oda Kule, Harbiye'de Orduevi, Tepebaşı'nda eskinin Etap Oteli ve Taksim'de Intercontinental Oteli şehrin modernleşme çabalarına bir katkı olarak görüldü. Bu yapılar yapılırken kimsenin sesi çıkmadı, ne de olsa çağdaşlaşıyor, şehri yeni yapılarla donatıyorduk. Günümüzde tüm şiddetiyle devam eden bu gökdelen furyasına kapılmayan semt kalmadı. Bu görüntüler acaba kaç kişinin içine siniyor? Gelecek kuşaklar binlerce yılda oluşan bu şehri otuz kırk yıl içinde bu hale getirenleri affedecek mi? İmar Kanunu, yönetmelikler, sayısız imar planları, plan notları, sözde binlerce elek var. Peki, nasıl oldu da bu binlerce elekten bu yapılar geçti.”   

‘Dubai gibi oldu' 

Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman da şunları söyledi: 
“Bugün İstanbul'a denizden gelen yabancı bir kişinin ilk düşüneceği şey İstanbul'un kafasının ne kadar karışık olduğu olacaktır. Az katlı yapılar arasında çıkan kuleler ve kente kimlik veren cami minarelerinden oluşan etrafı tamamen denizle çevrili bir kentin plansızlığıdır ortadaki tablo. Herkesin, onay veren siyasetçilerin bile ‘nasıl çıktı bu yapılar' dedikleri tablo, bugün tüm Tarihi Yarımada'nın Sultanahmet, Ayasofya ve Süleymaniye'den oluşan siluetini, Boğaziçi'nin görünümünü tamamen değiştirdi. 

İstanbul ne yazık ki yapılaşma ile kimliğini kaybediyor. Tarihi sekiz bin yıl öncesine giden üç imparatorluğa başkentlik yapmış bir kentin siluetini değil, Dubai gibi çölün ortasındaki bir kentin siluetini görüyoruz sanki. Bu yapıların nasıl yapıldığına baktığınızda ise hepsinin ayrıcalıklı imar hakları verilerek gerçekleştirildiğini görüyorsunuz.”

Milliyet

İstanbulun tarihi silueti